İNSANLARIN HER İSTEDİĞİNİ YAPMAMA  RAĞMEN NEDEN YETERİNCE SEVİLMİYORUM ?
 
 Yalnızlık korkumuz, sevilmeyeceğimize dair benlik algımız, kendimizi değersiz hissetmemiz ve sevildiğimizde değerli, yeterli ve güçlü olacağımıza dair düşüncelerimiz bizi sevgi ve ilgi bağımlısı haline getirir. Bu bağımlılık, tıpkı bir madde bağımlılığı gibi devamlı tatmin edilmesi, giderilmesi gereken bir ihtiyaç haline dönüşür. Çünkü kişi, tek başına kendi kendine yetemeyeceğini düşündüğü için, hep birilerine muhtaç hisseder.
 
Bu muhtaçlığın  giderilmesi için ise herkese yardımcı olmak, onların işlerini yapmak, onlarla paralel ilişki kurmak yerine, aşağı rolleri de kabul etmek zorunda kalır. Çünkü ona göre, “ne kadar çok insanlara faydalı olursam, onların hayatında ne kadar çok işe yararsam o kadar çok sevilirim” düşüncesi hakimdir.
 
Sevgi ihtiyacını ve bağımlılığını gidermek için devamlı tavizler veren, kendi olamayan, hep alttan alan, hep arayan, hep kapris yiyen, ilişki ve iletişimler için hep çabalayan kişi, bu tavırlarıyla ise o insanların kendisine olan saygılarını kaybeder.  Çok ilginçtir ki, kişi, o kadar çok emek vermesine rağmen, hep istediği değeri, hem de istediği saygıyı göremez.
 
Eş veya sevgili seçiminde ise kendisinden daha düşük, ya da uyumsuz birini seçebilir. Bu sayede hem onun hayatında çok değerli hisseder kendini hem de onun gitmesinin önünü keser.
 
Oysa insanlar, hayata karşı dik duran, kendisi olabilen, azcık sevgi kırıntısı için tavizler vermeyen kişiler ile dostluk, arkadaşlık ve güvenli tutarlı ilişkiler kurmak isterler. İlgi-sevgi bağımlısı olan kişinin bu zayıflığını ise kendileri üzerinde bir yük olarak görürler. Yük gördükleri ve bunu devamlı gideremeyeceklerini düşündükleri için o kişiden uzaklaşırlar. Aynı zamanda da ona ilgi göstermediklerinde “yıkılır, kırılır, üzülür “ endişesi ile ilişkilerini mesafeli yaşamak isterler.
 
İlgi ve sevgi elde etmeye odaklı kişi, her tür çabaya rağmen, istediği ilgiyi ve değeri neden göremediğini bir türlü anlamlandıramaz.  Ayrıca, hassasiyet ve kırılganlığından dolayı da “ çok alıngan, kırılgan, küsen ve insanları vefasız, nankör olarak nitelendiren ifadeleri çok fazla kullanır.  O küstükçe ve  alındıkça, diğerleri onu yük  ve kaprisli biri olarak görür. Onun tatmin edilemeyen biri olarak görür.
 
İstediği sevgiyi ilgiyi alamayan kişi, daha fazla sömürü, ajitasyonlar yapar Daha fazla ısrarcı olur. Bu bir yandan elde etme düşüncesi iken bir yandan da kaybetme korkusunun yarattığı bir motivasyondur. Hastalanabilir, nöbetler geçirebilir, devamlı sorun anlatabilir. Oysa o bunları yaptıkça daha fazla sıkıcı ve yük hale gelmektedir.
 
Ve bu yöntem ve döngü nedeniyle kişi  “yalnızlık “ döngüsü içine düşer. Yine korktuğu başına gelmiştir.
 
İnsanlar kendisinden uzaklaştıkça kısır döngü başlar.  Yeni insanlar bulunur. Onlara da fedakarlıklar, emekler verilir. Sonra onlar da uzaklaşır. Sonra tekrar yeni insanlar,,, böyle devam eder gider.
 
Diğer yandan ise insanların kendisinden uzaklaşmasından dolayı, kendisine yüklediği “sevilmeye değecek biri değilim, insanların işine yaramazsam beni sevmezler, kimse beni kalıcı olarak sevmez, beni tanıyan benden zamanla uzaklaşır”  gibi düşünce ve hipotezlerin de doğrulandığını düşünür. Oysa temel sorun, yazının başında da belirttiğim gibi, tavizler, alt  ilişkiler, kendini yetersiz görme, sevgisiz yaşayamayacağını düşünme, olduğu gibi sevilmeyeceğini düşünme ile ilgili bilişsel hatalardır. Bunlar bilişsel hatalar ve kendilik algısı  terapi süreci ile tedavi edilebilir.
 
Bu kısa yazıdan yola çıkarak, fikir olması açısından kısa öneriler Ve düzeltilen bilişler
 
  • Sevginin paylaşımlarla oluşması gerektiğine inanmalıyız.
  • Yaşamsal mutluluk için başkalarının bizi sevmesi şartından vazgeçmeliyiz.
  • Sağlıklı bir ilişki için ihtiyaç gidermek ve karşıdakine yaranmaya çalışmaktan vazgeçmeli, ilişkiyi pragmatik amaçtan uzak tutmalıyız.
  • Hiçbir fayda sağlamadan çevremizdeki insanlar ile beraber olmayı öğrenmeliyiz.
  • Bizi, biz olduğumuz için ve olduğumuz gibi sevecek insanların olduğunu kabul etmeli ve bunu test etmeliyiz. Test ettiğinizde zaten doğal haliniz ile de sevildiğinizi göreceksiniz.
  • İnsanlardan istediğimizi alamadığımızda kimseyi suçlamamalı, ilişkinin paralel olmasına dikkat etmeliyiz.
  • İletişim halindeki insanları ebeveyn veya çocuğumuz yerine koymamalı, rollerimiz arkadaş                 arkadaş düzeyinde olmalıdır.
  • Kendi hayatımızın sorumluluğunu almalı, istediğimizde tek başına her şeyi yapacağımıza inanmalıyız. Çünkü bizim güçsüzlüğümüz aslında , sosyal, ekonomik veya fiziksel değil tamamen düşünseldir.
  • Her insan, çevresinde ve hayatında güçlü ve  prensipli insan ister. O halde ne kadar dik ve sağlam olursak, bizim talep  etmemize gerek kalmadan diğer insanlar da bizimle arkadaşlık kurmak için çabalarlar.
  • Kendine güvenen, pozitif yansımalar aktaran kişiler her zaman daha çekici ve güçlü göründükleri için ,yalnız kalmazlar.
  • Kendinizi değersiz görürseniz, hayatınıza giren kişi size kendini “ lütuf “ gibi aktarır. Bensiz hiçsin, ben olmasam kimse seni sevmez duygusu yaşatır. O halde , ilk duruş ve başlangıç çok önemlidir.
  •  Yalnızken de mutlu olunabilir. Karşı cinsiyetin sevgisi ilaç değildir.
  • Bağımlılık samimiyet değildir.
  • İnsanlardan devamlı sıcaklık ve % 100 onay beklemeyin.  Hem onlar hem de siz mükemmel değilsiniz.
  • Belirsizlikler hayatın gerçeğidir.  Belirsizliklerle değil, var olan belirli durumlarla uğraş
  • Senin istediğin şeyi, ve seni iyi hissettiren şeyi karşıdaki verirken iyi hissetmeyebilir. Bunu seninle olduğu sürece vermesi mümkün değildir. Keyfi yoksa ve gerginse kendini boşlukta hissedersin.
  •  Kişiye değil, hayata ve amaca bağlan
  • Dünyada en çok sevilen, en çok örnek alınan kişiler bağımsız insanlardır.
  • Eğer bir ilişkin varsa, sadece yorum yapma. Kararlar al, planlar yap, sorumlulukları paylaş.
  • Yalnız başına bir şeyler yaptığında da diğer insanlar gibi mutlu olabileceğini göreceksin.
  • Her istediğimiz şey, ihtiyacımız olan şey değildir. Sevgi ve ilgi istemek, buna muhtacız anlamına gelmez.
  • Birinin varlığı kesin olarak mutu etseydi, kimse ayrılmazdı ve boşanmazdı.
  • Yalnızlıktan korkmayın. Yalnız olmak, sana ne hissettiğini, ne düşündüğünü ve istediğini sorgulama fırsatı verir.
  • Yalnız olmak, sana kendi gücünü kullanma alanı verir.
  • Yalnızlıkla başa çıkarsan, yalnız kaldığında- kalmaktan korkmazsın. Geçici ilişkilerle süreci doldurmazsın. Doğru seçimler yaparsın.
 
 
İnsan olarak değerin, başkalarının seninle ilgili düşüncelerine dayanmaz.
 
Kim seni nasıl algılarsa algılasın. Mutluluk ve huzuru senin kendini algılaman belirleyecektir.
 
 
 
Serhat YABANCI
 
Psikoterapist / evlilik-İlişki Terapisti
 
www.serhatyabanci.com
 
serhatyabanci@hotmail.com
 
www.facebook.com/serhatyabanci
 

SOSYAL
 
TELEFON
 
SİTE İÇİ
 
ZİYARETÇİLERDEN
 

cep1   0505 540 09 77
 

cep2   0532 164 25 84
 

tel.     0216 371 33 83
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © 2014     |     serhatyabanci.com     |     info@serhatyabanci.com