Mutlu olmak için sevilmek şart mı?
 

 
Yeni dönem yaşam tarzlarında ve ilişkilerde sevilmenin şart olduğu ve kişisel mutluluğun tek kaynağı olduğu düşüncesi genele hakim olmaya başladı. Oysa esas olan bunun bir ihtiyaç değil, istek olduğudur. Sevgi, mutluluk kaynaklarından sadece bir tanesidir. Ama tek değildir. Oksijen değildir.  Kendi sorumluluğumuzu üzerimize aldığımız sürece salt başkasının sevgisiyle mutlu olma fikrinden vazgeçeceğiz.
 
                Hayatınızda kimsenin olmadığı, salt birinin özel (ilişki) olarak size duygu beslemediği zamanları düşünün. Kendinizi nasıl hissediyordunuz? İşinize gidiyorsunuz, yemek yiyorsunuz arkadaşlarınızla berabersiniz,sosyal,sporsal ve kültürel faaliyetler içindesiniz. Aileniz, akrabalarınız var iş arkadaşlarınız okul arkadaşlarınız var. Tek başına geçirdiğiniz çok güzel zamanlar, tek başınıza yaptığınız çok keyifli aktiviteleriniz ve hobileriniz var. Genel olarak baktığımızda o kadar çok beslenme kaynağınız var ki. Oysa sadece biri (istediğiniz kişi) tarafından  sevilmeyi şart olarak koşarsak, mutlu olmak için başkasının duygularını kontrol altında tutmayı, yönetmeyi seçmiş oluruz. Çünkü hiç kimse sırf siz istiyor diye sizi sevemez. Hiç kimse, sırf siz istiyorsunuz diye tüm enerjisini size harcayamaz. Aynı zamanda hiçbir ilişkide devamlı  ve aynı yoğunlukta  sevgilisini sevecek diye bir şart ve imkan mümkün olamaz.  Normalde de evli olsanız, veya sevgiliniz olsa da kesin mutlu olursunuz diye bir şart yok. Aksine evli olup boşananları da görüyoruz. Ki hem de sevildikleri eşlerini de boşayanlar çok.
 
Birinin sizi sevmesi ile mutlu olma şartı, gökyüzünü mızraklamak kadar zorlayıcı ve mümkün olmayan bir şarttır.  Bu şart, sizin kendinize değil, sizi sevene koyduğunuz bir şarttır aslında. Çünkü böyle bir şartlanma olduğunda hayatınızdaki kişiye, mutlu olmak için tüm sorumluluğunuzu yüklemiş olursunuz.
 
                Mutluluk için sevilme şartına inananların aynı zamanda da kopamama, sevgi bağımlılığı, yalnızlık korkusu, en berbat ilişkiye rağmen bitirememe gibi durumları yaşadıklarını görmemiz kaçınılmaz olur. Sevgisiz kaldığında hayatının mahvolacağını düşünen, boşluğa düşeceğini düşünen, hayatın anlamsızlaşacağını düşünen kişide  bu düşüncenin ürünü bir korku ile yaşar.
 
 Aslında birinin sevgisine bağımlı olmak, ya da sevilmenin hayatın benzini olduğunu düşünmek, büyük güç kaynaklarımızın önündeki en büyük engeldir.
 
Bu kitapta bu konuyu seçerken de amacım, kişinin kendi güçsüzlük kaynağını bulabilmesini sağlamaktır. Kuru kuruya güçlü olmanın yöntemlerini saymak,yazmak sadece geçici tatmin yaratır ama o güçlü bireyin huzurunu size yaşatmaz.  Bu nedenle de bizi içten esir eden temel düşüncelerden biri de sevgisiz yaşayamamaktır.
 
 Bu arada sevgisiz yaşanır da demiyorum zaten. Sadece “birinin sevgisi  olmadan yaşayamam” a takmış durumdayım  J Evet öze anlamda da biri olmasa yaşayabilirsin. Mesela, çevrenizde mutlak olarak görmüşsünüzdür eşi erken vefat etmiş kadınlar ve  erkekleri. Bu kadınlar, genç yaşta dul kalmalarına rağmen sosyal, kültürel dini veya  kişilik yapılarından dolayı tekrar evlenmemiş te olabilir. Oysa bu kadınlarla görüştüğünüzde hiç de bir mutsuzluk, yetersizlik, değersizlik ve acizlik olmadığını görürüz. Kendi hayatlarına torunlarını, çocuklarını akrabalarını iş ve çevrelerini koyarak da mutlu olabildiklerini çok net olarak görebiliriz. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim. Erkekler içinde aynı durum geçerlidir. Sadece erkeğin hormonal durumu gereği durum farklıdır. Sevilmekten çok cinsellik olarak değerlendiriyorum. Ama sonuçta her iki durumda da sevgisizlik de olsa, bir yaştan sonra cinselliğin eksikliği de olsa insan mutlak olarak mutlu olabilecek bir şeyler bulur .
 
                Ayrıca  sevilme şartı olmadan mutlu olabileceğine inanan kişi, bu güçlü duruşu ve kaygısız yapısından dolayı daha sağlıklı ilişki yürütür. Daha fazla çekici görünür Nasıl mı? Kişi devamlı sevgi ve ilgi isteyen değil, alan-veren konumunda olur. Sevginin paylaşımlarla olması gerektiğini düşünür. İlişkinin ilgi-sevgiden ibaret olmadığını görür. İlişkinin tıpkı bekarlıktaki gibi bir kendini mutlu etme şekli olduğu, farklı olanın ise bunu iki kişiyle yapması olduğunu görmesidir. Ayrıca iki kişinin tek kişiden daha fazla yaşama  paylaşım ve mutluluk katması gerektiği de matematiksel olarak olması gereken bir  sonuçtur.
 
                Sevilmek pozitif bir duygudur. Tabi ki herkes sevilmek  ve sevmek ister.  Evet” ister” dedim.  Zorundadır demedim. İşte en büyük farkı burada. Sevilmek zorunda değilsiniz. Sevilirseniz okeydir ama sevilmezseniz de dünyanın sonu değildir.  İşte olması keyif veren bir şey gibi düşünelim. Mesela  “zengin olsam mutlu olurum ama olmazsam kesin mutsuz olurum” gibi keskin bir yargının hatalı olması gibi sevilirsem mutlu olurum, sevilmezsem asla mutlu olamam” gibi keskin yargının hatalı olması aynı kulvardadır.
 
                Sevilmenin zorunluluğuna inanıyorsanız, küslük, kavgalı olma sizin ıstıraba dönüşebilir. Anlık da olsa birkaç saatlik de olsa  sevgi musluğunuzun kısılması halinde dakikalar geçmek bilmez. Bu durumla mücadele edememek, sevginin nefes olduğunu düşünmekten kaynaklanır.  “şuan kavga ettik. Beni sevmeyebilir.  Kırılmış olabilir, hasta olmuş, veya canı sıkılmış olabilir” gibi düşünceleri aklımızdan geçirememek veya baş edememek sevilmenin koşulsuz olmasının getirdiği bir tıkanmadır. Nedeni ise, koşulsuzluk düşüncesidir.  Yani sevilmeyi oksijen gibi görme düşüncesidir. Sevilmeyi oksijen sanan kişilerin, empati duygusu gelişemez. Sadece kendi duygularına odaklandıkları için, sevilmemenin nedenini karşıdakinin bencilce tepkisine yorabilir. Ya da kendisini bilerek üzmeye çalışmak olarak algılayabilir.
 
                Birinin sevgisi olmadan mutlu olamamak, bütün mutsuzluklarını , başarısızlıklarını hatta hastalıklarını da sevgiyi beklediği kişiye yükleye neden olur.  Kişi, yaşamsal sorumluluklarını almadığı için, sevgi olursa her şeyi yeneceğini düşündüğü için ,  bir sorun olduğunda da   bunu yeterince sevilmemeye ve bunun neden olduğu motivasyon veya enerji kaybına bağlayabilir. Oysa bu tamamen bir savunma mekanizmasıdır. Kendi bağımlılığı kamufle etmektir.  Oysa   hayatındaki partner ona elinden geldiği kadar sevgi ve ilgi vermiş olsa sizce çok başarılı ve güçlü olacak mıydı ? hayır. Çünkü sadece kendini mutlu hissedecek, ama içindeki yetersizliği, riski göze alamamayı aşamayacaktır. Sevgi bizi sadece motive eder. Bize, yol göstermez. Bize bilgi, güç, eğitim, meslek edindirmez. Yani sevgi denildiği gibi alt yapısı olmayan biri için sadece iyi hissettiren bir mekanizmadır.  Arabanın benzidir ama araba değildir.
 
                 Sevilmeye ihtiyacımız olabilir. En başta da belirttiğimiz gibi bu olmasa da yaşamımızı sürdürebiliriz.  Ayrıca  saplantı halinde birinden sevilmeyi beklemek de o kişinin bu duyguyu vermesini güçleştirir. Daha az vererek sizin bağımlılığınızın sürekliliğini isteyebilir.  Daha az vererek fazlasını talep etmenizin önüne geçebilir.  Sizi kendine yük olarak görür. Hayat boyu sizi mutlu etme düşüncesinden dolayı  sizden ayrılmayı düşünebilir.  Her eş, sürekli olarak mutsuz olacağı bir ilişki içinde olmak istemez.
 
Serhat Yabancı
 

SOSYAL
 
TELEFON
 
SİTE İÇİ
 
ZİYARETÇİLERDEN
 

cep1   0505 540 09 77
 

cep2   0532 164 25 84
 

tel.     0216 371 33 83
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © 2014     |     serhatyabanci.com     |     info@serhatyabanci.com