40 Yaş Üstü Kadınlarda Boşanma
 
 Boşanma denildiğinde genelde evliliğin ilk beş yılındaki yükseklikten bahsedilir. Oysa bilindiğinin aksine, 40 yaş üstü evliliğin de ciddi bir oran olduğu da ayrı bir gerçektir. TÜİK tarafından  açıklanan verilere göre, 2012 yılında  40-59 yaş arası boşanan birey sayısı 40 binin  üzerinde olduğu  ortaya çıkmıştır.  123 bin boşanan çiftin % 35 ine denk gelmektedir bu sayı. Peki ne oluyor da ortalama evliliklerinin 15. Yılını geçmiş çiftler boşanmaya karar veriyor?  Evliliklerle ilgili tüm eğitimler, araştırmalar ve çabalar evliliklerin ilk yıllarına yoğunlaşırken kanımca 40 yaş sonrası  kişilerin evliliklerindeki sorunlar daha fazla ve bilgi ve çözüm oranı ise daha az.
 
                Genelde kadının menopozu, erkeğin ise andropozu bu dönemlere denk geldiği için, ilk bakıldığında sorunun bu hormonsal değişimden kaynaklandığı sanılır. Oysa hiç de o kadar kolay değil.  
 
Şimdi nedenlere bakalım:
 
  • Genelde 40  üstü yaşlardaysanız, en küçük  çocuğunuz bir sınava girecektir. Ya lise (SBS) ya DA üniversite (YGS).. Böyle olunca çocuk için belki de son fedakarlık aşamasında hissedersiniz kendinizi.  Sınavı bir geçirelim bu  adamı boşayacağım  sözü size hiç de yabancı değil.  En küçük çocuğun  sınavı, çoğu zaman annenin de en önemli ilk sınavını başlatır. Fark ettiğimiz şeyler:  çocuk sınav kazanır, ya da işe girer, kız veya oğlan evlenir, hemen sonrasında ise anne boşanma davası açar.
  • 40 yaş üstündeyseniz artık çocukların size bağımlılığı yoktur. hepsi kendi ihtiyaçlarını görebilecek  yaştadır. Sabah kahvaltı ile gönderdiğiniz çocuklarınız için sadece “ akşam ne pişireceğimi” düşünürsünüz.
  • 40 yaş üstünde bir bayan iseniz, çocukların sorumluluklarının azalması, ev işlerinin  rayına girmesi ( yardımcı eleman durumu) nedeniyle hayatınızda daha fazla boş zaman oluşmaya başlar. bu boş zamanı değerlendirmek için eşinize daha fazla ihtiyaç duyarsınız.
  • Çalışma hayatınız, bu yaş diliminde emeklilik ile sonlandıysa, hem boş zamanınız hem de ciddi bir enerjiniz ortaya çıkmıştır artık. Yani tıpkı yeniden dünyaya gelmiş biri gibisiniz. Tek fark; daha olgun, ekonomik olarak birikimli, çocuklu ve artık ne istediğini bilen birisiniz.
  • Yıllarca yaşamak istediklerinizi, hayallerinizi ertelediyseniz, hep çocuklar, para kazanmak veya eşiniz için fedakarlık yaptıysanız artık  bundan sonrasını sadece kendiniz için yaşamak istiyorsunuz. Bastırılmış yay misali bir an önce tatmin edilmeyen duygu, dürtü ve isteklerin tatmin edilmesini istersiniz.
  • Eliniz ayağınız tutuyorken gezmek, dolaşmak, güzel giyinmek, eşinizle zaman geçirmek ve yapamadığınız şeyleri başarmak istersiniz. Artık size göre bugüne kadar ertelediniz ama bundan sonra ertelenecek kadar çok zaman yoktur.
İşte bunların tümü için size bir yol arkadaşı lazım. Sırdaş, arkadaş, destek , eğlenceli ve enerjik biri lazım. Doğal olarak ilk çalacağınız kapı kocanızdır. Onunla bir şeyler yapmak istersiniz, planlar yapar, davetler veya programları ona sunarsınız ve size eşlik etmesini istersiniz.  Bazılarını arkadaşlarınızla da yaparsınız ama eşinizin verdiği tadı arkadaş bir yerden sonra veremez.  Oysa onun hayatında sizin ki kadar değişiklik olmayabilir. İşi aynı, zaman  aralığı ve yoğunluğu aynı, sorumlulukları da aynı. Sizde kocaman bir enerji ve boş zaman var iken, onun bu yoğunluğu size engel olur. Hatta rahatsız etmeye başlar ve onu engel olarak görmeye başlarsınız.  İlk başlarda talep edersiniz, dahil olmadığında ise  arkadaşlarınızla yaparsınız. O ise sizin ona karşı bu ilgisizliğinizi anlayamaz ve altında bir şeyler aramaya başlar. sinsice plan yaptığınızı veya aldattığınız düşünür. Oysa siz sadece hayatınıza yön vermek istersiniz. Ya yoldaş ol ya da yoldan çekil diyorsunuz.
 
                Bunun yanında bir de yıllarca kocasına katlanan, çocukları için aile ve sosyal baskıdan dolayı ayrılamayan, eşinin her türlü hakaretine ilgisizliğine tepkisiz kalan bir kadın profili düşünün. İşte kırk yaş sonrası onlar için de çok önemli bir dönüm noktasıdır.  Artık adamın öksürüğü bile kadını rahatsız eder. Adeta görmek bile istemez. Yılların birikmiş kırılmışlığı ve öfkesi vardır. ve kadına göre bunun tamiri çok zordur.  Kadının aklına devamlı yaşadığı olumsuz sahneler gelir.   Evliliğini de hem o olumsuz sahnelerden dolayı çok kötü sanır.  Kadın, ezilmişlik duygusu nedeniyle öfkelidir. Acıtır, incitir adeta intikam alır.
 
                Bunun yanında 40 yaşlardan sonra ortaya çıkan boşluk duygusu ile kadında yoğun duygusallık ve aşk yaşama istediği de oluşabilir. Bu dönemde kadın eşinden normalden daha fazla ilgi ve değer görmek ister.  Her zaman ki gibi erkek yine anlamlandıramaz.  En fazla(Google den bakar) menopoza yorumlayabilir. Fakat bu yaşlarda da kadının bu arayışındaki hedef kitlesi zaten kendi yaş aralığı ve üstü olacaktır ki hayal ettiği aşk ve enerjiyi de bulması zor denilebilir.
 
Kadın eğer eşiyle istediği paylaşımı yapamıyorsa, arkadaşlarıyla veya tek başına etkinliklere katılır. Harcaması artabilir. Bu durum evlilikte ayrı bir sorun alanı doğurur.  Aynı zamanda erkek, eşinden eski ilgi, sevgi ve hizmeti göremediğinde öfkesi artar. Güvensizliğe düşer. Gizlice takipler olabilir.
 
Kadın boşanması halinde ideal hayatını yaşayacağını düşünür. Bu nedenle de  eşini hedefleri için engel ve ayak bağı olarak görebilir.
 
  Bu dönemde iyileşme olmadığını/ olamayacağını  düşünen kadın, boşanmayı düşünebilir ama, iki tarafın  yılların birikimiyle oluşturdukları,  yaşam düzeyini kaybetmek istemediği için göze alamayabilir.
 
 Erkek, her şeye rağmen düzelme göremezse, varsa ekonomik imkanları kısmaya başlar. hatta parayı tehdite çevirir.  Çünkü erkek, artık eşinin kendisine olan sevgisinin bittiğini, sevildiği için değil, parası için eşinin kendisiyle olduğunu düşünür. Kullanılıyor düşüncesiyle de  ekonomik imkanları  kısmaya başlar. oysa bu kısmalar, kadının kırılmışlığını biraz daha arttırır. Kocasının parayla kendisini kontrol etmeye çalıştığını düşündükçe iyice ondan uzaklaşır.
 
 
 
Neler yapılabilir?
 
  • Kadının bu süreci bir geçiş dönemidir. Bu nedenle erkek, daha sabırlı, çabalayan ve ilgili olmalıdır.
  • Kadının menopozunun hem kadın hem de erkek tarafından iyi bilinmesi gerekir.
  • Erkek, kadının bu değişimini sadakatsizliğe yormamalıdır. Sonucu ne olursa olsun elinden geleni yapmalıdır.
  • Kadın, beklentilerini eşine, eşinin işi, yaşı, zamanına göre oryante etmelidir.
  • Erkek, artık bu ilişkinin eskisi gibi olmayacağını , kadının daha fazla önemsenmesi gerektiğini  kabullenmelidir.
  • Bu dönemde karşılıklı anlayış ve dayanışma olursa evlilik daha sağlıklı hale gelebilir.
  • Kadın, her şeyi  kocasıyla yapma, fikrinden vazgeçmelidir.  Çünkü şartlar eşit değildir.
  • Kadın, spor, sosyal faaliyet, hobilere yönelir. Böylece kendini daha iyi hissedebilir. Erkek de ona bunları yapması için imkân sağlar.
  • Şayet, erkek kadına kötü davranıyor ,hakaret , istismar vb. tavırlar sergiliyorsa hemen bitirmelidir. Çünkü artık karşısında ona karşı koyacak, hiçbir şeyden korkmayan  bir kadın vardır. Şartlar değişmiştir. Koca, kadını kaybedebileceğini bilmelidir.
  • Kadın, evliliğinin sadece olumsuz anlarını değil, olumlu anlarını da hatırlamalıdır. Düşüncenin tek şekle girmesini engellemelidir.
  • Kadın, yaptığı fedakarlıkları, “ o gün öyle yapmak gerekiyordu, onu yapmak beni mutlu ederdi” diyerek, bugünkü aklıyla dünü yorumlamamalıdır.
  • Erkek, kadın üzerindeki kontrol ve baskısını kaldırmalı, kıskançlık, güvensizlik duygu ve düşünceleriyle baş etmelidir.
  • Koca eşinin fedakarlıklarını sık sık ifade etmeli ve onu onure etmelidir.
  • Erkek, eşini sevdiğini beğendiğini  daha fazla belirtmelidir.
  • Bu süreçte ilişkide erkek biraz daha fazla lokomotif görevi almalıdır.
  • Erkek eşinin enerjisine uyum sağlamak için  işlerinden biraz daha fazla zaman arttırmalıdır.
  • Şayet kadın birine aşık olmuş veya kesin boşanmak istiyorsa, çok fazla uzatmadan ve saygı sorunu yaşanmadan eşine hemen söylemeli veya hemen boşanma işlemlerini başlatmalıdır.
  • Şayet boşanma kesin ise, çocuklar asla eşlerin dayanağı olmamalıdır. Ayrılık sonrası hayatı seçen, yalnızlığı veya sıkıntıyı çocuğunun üzerine yüklememeli dir.
 
 
Tabi her kadın tıpa tıp aynı süreci yaşamasa da benzerlikleri yazdım. Farklılıklar hep vardır.  Bu farklılıkların ele alınması için hem bireysel hem de çift terapisi önerilir.
 
SERHAT YABANCI
 
Aile-Evlilik Terapisti
 
Psikoterapist
 
0505 540 09 77
 

SOSYAL
 
TELEFON
 
SİTE İÇİ
 
ZİYARETÇİLERDEN
 

cep1   0505 540 09 77
 

cep2   0532 164 25 84
 

tel.     0216 371 33 83
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © 2014     |     serhatyabanci.com     |     info@serhatyabanci.com