İlk Adımı Atamamak ve Erteleme Hastalığımız Erteleme:‘Daha Sonra’  Atılan Adımlar
 
 
Hayatımızda yeni kararlar almak, yenilikler yaratmak adına yapılabilecekler ve yöntemleri konusuna değinecek olursak: Aslında insan her zaman, ilerlemek, yenilenmek, yeni şeyler öğrenmek ister. Fakat bazen içinde bulunduğumuz durum  bizi çok rahatsız etse de değiştirmek adına nedense adım atamayız. Hem şikâyet eder ve yakınır hem de o ilk adımı atmaktan kaçınırız. Peki, neden bu çatışma? İlk adımı atmak ve bir şeyleri değiştirmek isteyen kişiye “önce cesareti olmalı” deriz. Cesaret içinse “özgüvenin” eyleme geçecek düzeyde olması gerekir.
 
Neden ilk adımı atamayız? İlk adımı atamamanın temellerinde, olumsuz yargılar, çocukluğunda aldığı negatif telkinler, geçmişindeki olumsuz yaşantılar, öğrenilmiş çaresizlikler, kaygılar ve korkular vardır. Çocukluğundan itibaren özgüveni tırpanlanmış bir bireyin girişimcilik yönünün yetersiz olması kaçınılmazdır. Fakat hatanın %90’ı geçmişimiz, aile telkinlerimiz ve olumsuz yaşantılarımız olsa bile geçmişe sığınmayı asla kabul edemeyiz(etmemeliyiz).
 
Eğer şu anki durumumuzdan memnun değilsek ve bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, öncelikle bizi en çok korkutan ve engelleyen “sonrası” hakkındaki belirsizliği çözmemiz gerekir. Kişi, sonraki aşamayı “planladığı” andan itibaren, belirsizlik yerini daha net bir yola bırakır. Böylece belirsizliğin yarattığı kaygılar azalır ve kendine olan güveni biraz daha artar.
 
Çözüm için ilk adıma ihtiyaç varken, ilk adım için de en az çözüm kadar güce ihtiyaç duyarız. Her hangi bir konuda ilk adımı atamıyorsak, olumlu değil olumsuz sonuçlar aklımıza geldiği için geri çekiliriz. Oysa bir sorun bizi adım atmaya zorlamışsa zaten atmanın zamanı gelmiştir ve kazançlarını mutlak olarak hesaplatan bir adım olacaktır bu. Yani adım atılmaya
 
zorlayan her şey, bir zorunluluğu gösterir. Ve hayat size adeta “Bu adımı atmalısın.” diyerek sizden bunu yapmanızı ister. Atamadığınız her zaman dilimi, mutsuzluğunuzu uzatır, hedeflerinizi sizden uzaklaştırır. Bir adım ne kadar ertelenirse, bir o
 
kadar zorlaşır. Zamanla direnç gelişir. İlk adımı atmanın düşmanı, erteleme hastalığıdır. Bu hastalığa yakalandığınız an hayatta “an” kavramını unutursunuz.
 
Hep gelecekte yaşarsınız, yaşayamazsınız. Evlenmek, boşanmak, ilişki yaşamak veya ayrılmak, arkadaşlık, ruhsal durum değişikliği, yeni yaşam tarzı oluşturmak gibi sayısızca değişikliği yapmamız için her an bir fırsattır.
 
Toplumun en büyük kaybı ise “erteleme” özelliğidir. Ertelemek içinse her zaman kendimizi ve çevremizi inandırdığımız mantıklı(!) nedenlerimiz vardır. Aslında ertelemek zamanla alışkanlığa dönüşüp kişiliğin bir parçası haline gelir. Bu nedenle hayatımız hep hedef ve planlarla dolu ama çabasızdır.
 
Şu an bu yazıyı okuduğunuz anda bile, neleri ertelemekte olduğunuzu düşünün. Bu yazıyı okurken bir şeyi ertelemeyin ve kâğıdı kalemi elinize alarak şunları yazın:
 
 
 
• Hayatta neleri erteliyorum?
 
• Bunlar benim için ne kadar önemli?
 
• Ortaya koyduğum nedenler gerçekten aşılamayacak kadar büyük mü?
 
Ve şunu da kabul edin. İnsan hiçbir zaman aşamayacağı ve yapamayacağı bir şeyi hayal etmez. Her kararın bir zorlama süreci vardır. Ama her kışın sonu bahardır.
 
Ertelemek, sadece hedefleri ve eylemleri ertelemek değil; yaşamı ve yaşamayı ertelemektir. Oysa dönüp baktığımızda ne kadar olumsuzluk yaşadık, nelere boş yere tahammül ettik, neler için sabrettiğimizi zannederek tavizler verdik? Ve sanırım bunları okuduktan sonra da düşünüp eyleme geçemezsek yine bir “erteleme” kaçınılmaz olacaktır.
 
Serhat Yabancı
 

SOSYAL
 
TELEFON
 
SİTE İÇİ
 
ZİYARETÇİLERDEN
 

cep1   0505 540 09 77
 

cep2   0532 164 25 84
 

tel.     0216 371 33 83
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © 2014     |     serhatyabanci.com     |     info@serhatyabanci.com