Birbirinizi Seviyorsanız, her sorun çözülür
 
 
Ne kadar doğru insan olursak olalım, h ne kadar doğru yürütebilme yeteneğine sahip olursak olalım, mutlu ilişki konusunda esas olan doğru seçim yapmaktır.  Doğru seçim, bizim ilişkiden ne beklediğimizle ortaya çıkar.  İlişki veya evlilikten  ne bekliyoruz? Neden bir sevgilimiz veya eşimizin olmasını istiyoruz? Hangi ihtiyaçlarımız için ilişki istiyoruz? Bu soruların cevabı , hem ilişkiden beklentilerimizi ortaya koyacak hem de yanlış bir seçimin nedenlerini ortaya koyacaktır? Öncelikle bu sorulardan yola çıkarak  “neden bir ilişkimiz olmalı?” onu konuşalım.
 
İlişki, bir hayatı beraber yaşamak, karşılıklı olarak paylaşımlarda bulunmak, yalnızlık ihtiyacını gidermek için tercih edilmelidir.  Eşimiz, bizim yol arkadaşımız olmalıdır. Yalnızlığımızı paylaşan, bu hayatta bir çok konuda paylaşım yapabilen  duygu alışverişi sağlayabilen bir kişi olmalıdır
 
 Sevilmek için,  kendini güvende hissetmek için, konforlu bir yaşam için, ileride yalnız kalmamak için, sorunlarına bir destek bulmak için evlenmek veya sevgili olmak, duyguyu ikinci plana atacağı için mutsuzluk yaratma ihtimali olan seçimlerdir.  Şayet bu ihtiyaçlardan biri veya bir kaçı için evleniyorsanız, bu talepleriniz gerçekleşmeye başladığında, ilk başlardaki yüksek çaba ve motivasyonunuzda sönme başlar. Amaca ulaşmanın verdiği rahatlama ile ilgi ve arzu azalması görülür.
 
 
 
Peki ne için seçeceğiz?
 
Bize uyduğu, iyi anlaştığımız, sevdiğimiz  ve duygularımız için tercih etmeliyiz. 
 
İlişki/evlilik, ihtiyaç giderme etiketinden kurtulursa özgürce yaşanır.
 
ilişki bir tedavi değildir.
 
   ilişki ilaç değildir.
 
İlişki pohpohlama mekanizması değildir.
 
İlişki, korunma mekanizması değildir.
 
İlişki, anne-baba değildir.
 
 
 
İlişki tedavi etmez.
 
İlişki size bunları sunabilir. Bunlar zaten içinde olacaktır. Ama olmadığında da ilişki bitirilmemelidir. Kaldı ki , yukarıdakiler için evlenirseniz, devamlı o ihtiyaçlarınızın doyurulması için talepkâr olursunuz. Ve taşıma su ile değirmeni döndürme misali günlük tatminler ile kendinizi iyi hissetmeye çalışırsınız. Oysa kendiniz iyi ve mutlu hissetmek için, karşıdakinin size iyi davranmasını beklemek, size ilgi göstermesini beklemek, sizi ona bağımlı yapar. Aynı zamanda da güçsüz ve kendine yetemeyen bir görüntünüz oluşur.
 
Kendi sorunlarını çözemeyen bireylerin, ilişkiler veya evlilikler üzerinden kendilerini var etmeye çalışması, hem birlikteliği çökertir hem de var olan zayıflığı daha da arttırır.
 
İlişki, zayıflıklarını tedavi etmiş, geliştirmiş, özgürce hislerini yaşayan bireylerin birbirleriyle  yaşadığı beraberliktir. Elbette her ilişki için insanların  hiç sorunlarının olmaması beklenemez. Ama en azından güçlendirilmesi gereken kısımları fark etmesi, bunların da her hangi bir ilişki ile tedavi edilmeyeceği ile yüzleşilmelidir. Aksi taktirde ilişkiyi ilaç, eşini de  aşk doktor olarak görecektir. Ve ısrarla eşinin  onu tedavi etmediğini ( ilgi v.s) düşünecek ve daha  fazla değersizlik yaşayacaktır.
 
 
 
Sevilmek yeterli mi?
 
Sadece ilgi odaklı bakan bir kadın, kendisiyle çok fazla ilgilenen, ilgi ihtiyacını maximum gideren bir erkeği en doğru insan olarak görebilir.  İlginin yüksekliği, erkeğin diğer yönlerini gölgede bırakır. Kadın göremeyebilir , kaldı ki görse bile bu ilgiyi ve  verdiği duyguyu kaybetmemek için görmezden gelebilir. Bu açıdan, esasen çok ilgi değil, uyum, ona duygulan sevgi, paylaşımlar, benzerlikler ve ortak yaşam amaçları da göz önüne alınmalıdır.
 
 
 
Her birey, hayalindeki kişiyle bir evlilik/ilişki düşünür. Ama çoğu zaman hayalimizdeki kişinin niteliklerini kaldıramayacağımızı, onu elimizde tutamayacağımızı, ona yetemeyeceğimizi düşündüğümüz için daha azıyla yetinmek, ya da bize daha çok güven veren birine yöneliriz. Oysa kişiliğimiz ile hayal  ettiğimiz kişi arasında uyum ve orantı olmalıdır. Hayal ettiğimiz kişinin de hayali olabilmek lazım. Ama yalnız kalma korkusu, yetememe korkusundan dolayı da standardımızı düşürmemeli, yapamayacağımız biriyle bir sürece girmemeliyiz.
 
 
 
Acelecilik
 
İletişim , ilişkiye dönüşmeden önce iki tarafında özgürce hareket etmesi, birbirine kendilerini olduğu gibi  tanıtmaları gerekir  süreç doğal olursa hem tadı çıkar hem de iki taraf kendi duygularını da ilişkiyi de tartmış olur. Oysa, taraflardan biri kaygılı ise, kaybetme korkusu yaşıyorsa, acele davranır. Bir an önce iletişimi ilişkiye taşımak ister. Nedeni ise,  partnerine aidiyet yüklemek, onun kararsızlığının önüne geçmek ve böylece kaybetmeyi engellemektir. Bir yandan bağlayıcı bir unsur olması için AD KOYMA ısrarını sürdürür. Diğer yandan da partnerine  “BİR İLİŞKİN VAR” sorumluluğu yüklemek için  hemen adını koydurmak ister.  “çıkıyor muyuz, ciddi mi düşünüyorsun, ailemle tanıştırmak istiyorum, gelecek ile ilgili ne düşünüyorsun?” gibi sorular ile ilişkiyi bir zemine oturtmaya çalışır. Oysa nu bir yandan ısrarcıya geçici güven sağlarken, ısrar edilen ise baskı altında hisseder ve hislerini tanıyamaz. Uzak durur. Bazen ısrarcı,arkadaşının aidiyet duygusunun düşüklüğünü ad koyarak arttırmak ister. Ve uzun sure  ısrar edilen kişi, kendini sıkıştırılmış ve baskı altında hisseder. Oysa ısrar edende ise ilerde “ acaba sevdiği için mi yoksa ben ısrar ettiğim için mi benimle beraber” kaygısı başlar. Ki uzun sure devam eder. Hatta kıskançlıkların da bazen kaynağı budur.
 
Bir ilişkide  yalnızlığı paylaşmak ve duygusal köprü sağlamak dışında aradığımız her şey bizim zayıf noktamızdır. Kendi zayıflığımızı, bir başkasıyla gideremeyiz. O halde neyi arıyorsak, o bizim zayıf noktamız.
 
Bunun yanında  kişinin sevme şekli, sevilme şeklidir. O nasıl seviyorsa, öyle sevilmek ister.
 
SERHAT YABANCI
 
wwww.facebook.com/serhatyabanci  
 
https://www.facebook.com/pages/Aile-Ve-Evlilik-Terapisti-Serhat-Yabanc%C4%B1/633965669999153
 

SOSYAL
 
TELEFON
 
SİTE İÇİ
 
ZİYARETÇİLERDEN
 

cep1   0505 540 09 77
 

cep2   0532 164 25 84
 

tel.     0216 371 33 83
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © 2014     |     serhatyabanci.com     |     info@serhatyabanci.com