Zihnimi okuma, beni özgür bırak
 

 
            Kanımca en büyük iletişim hatalarından biridir zihin okumak..  Bazen, kendimize olan güvenimiz o kadar yüksektir ki( bana göre şişirilmiş ego ) karşıdakinin ne düşüneceğini, ne hissedeceğini, ne söyleyeceğini  önceden kestiririz. İnsanları çok iyi tanımak, insane sarrafı olmak ile gurur duyduğumuz için de  bu tip ön kestirimlerden bulunarak kendimizi överiz.  Hani deriz ya “ben onun ciğerini bilirim” diye. Işte tam da sorun bu. İnsanların cigerini bilmeyi tartışmak lazım.
 
            Zihin okuma, bir uydurma ve senaryo kurma şeklidir. Kendi algı şeklimize gore  davranışı veya olayı anlamdırma tarzıdır.  Bir  davranışı yorumlarken bazen hayata bakış açımıza gore bazen de ruh halimize gore  anlam yüklemedir.
 
            Zihin okuma: diğer insanların ne düşündüğünü bildiğimize ve onların da bizim ne düşündüğümüzü bildiklerine- bilmeleri gerektiğine inanmak. “Sormaya gerek yok, ne söyleyeceğini biliyorum.” Biz konuşurken esneyen birini gördüğümüzde “Sıkıldı , ben onu sıktım” diye düşünmek. Selam verdiğimiz bir arkadaşımız bizi görmeyince “Benden hoşlanmıyor, beni adam yerine koymuyor” diye düşünmek ya da insanların bizi küçük gördüğüne inanmak ve bunu kontrol etme ihtiyacı dahi duymamak bu düşünce hatalarının örnekleridir.(Bdt)
 
            Belli bir süreden sonra, hayat, insanlar ve olaylar ile ilgili bazı bakış açılarımız (kalıplarımız) oluşmaya başlar. Determinist bakışı bir bilimsel ölçütmüş gibi her yerde kullanmaya başlarız.  “Şöyle bakıyorsa şöyle düşünüyordur, şöyle düşünüyorsa, şöyle yapacaktır”.. vs gibi çeşitli kalıplarımız oluşmaya başlar.
 
Ne okursan oku ama zihin okuma
 
            Bu ön kestirimler ve ön teşhisler, aslında birer önyargıdan ibarettir. İstediğimizkadar emin olalım, yine de karşımızdakinin bir makine değil insan olduğunu unutmamalıyız.  Her zaman aynı durumda, aynı şeyleri düşünmesi, aynı tepkileri vermesi namümkündür.  İnsanoğlunun duyguları vardır, düşünceleri vardır, farklılığa ve değişime açıktır. Böyle olunca da  bizim hata yapmamız,kendi teşhisimizin kurbanı olmamız kaçınılmaz olmaktadır.
 
            Peki zamanla ön yargılara dönüşen o “ ben onun ciğerini bilirim” düşüncesinin etkisi nedir ?
 
  • Soru sormadan, ne düşündüğünü, ne hissettiğini veya ne düşünüp hissedeceğini bildiğimizi düşünerek iletişim kurmayız. Bu nedenle de  ön yargıları olanların zamanla iletişimi azalır
  • Ön yargılarımızdan dolayı, soru sormayız. Cevap almayız.  İlişki zamanla, sadece ihtiyaç odaklı hale dönüşür. Sorular ve cevaplar kısa –net olur. İletişim kesiktir.
  • Duyguları önemsizleştir. Duygular sorulmaz.
  • “ben onun  ciğerini bilirim” diye düşünürsek, karşımızdakinde değersizlik ve önemsizlik duygusu yaratırız. Ve karşımızdaki şunu düşünür “ merak etse sorardı, önemseseydi merak ederdi”.
  • Aklından geçeni yakaladığını düşünen kişi, doğruyu bulamadığında daha da öfkelenir ya da üzülür.
 
            Özetle, zihin okumak ,kocaman bir iletişim kapatma ve karşılıklı değersizleştirme yöntemidir.Zihin okuyan kişi, karşıdakine farklı düşünme, farklı hissetme  ve davranma hakkı tanımaz.Sanki önceden yaptıklarının ayınısı yapmak zorundaymış gibi Kendini kısıtlanmış hisseder.  Kalıp dışına çıktığında ise eleştiriye maruz kalır.
 
 
 
            İnsanlar ilşikilerinde ve  iletişimlerinde özgür  olmalıdır. Istedikleri gibi hissetme ve düşünme hakları olmalıdır.  Bu nedenle de karşıdakini kendisini bir kalıba koyması, düşünce ve duygularının control altına alınması anlamına gelir. Bazen bağımlı kişiler, bazen takıntılı/kontrolcüler bazen de narrist özellikler taşıyanlar, karşısındakini bu  kalıplara sokar. Ve özgür  olmyan bir iletişimde/ilişkide de mutluluk olması mümkün değildir. Bazen değersizlikten bazen de karşımızdakini boğduğumuzdan dolayı onu mutsuz ederiz. Kendi kaygılarımızdan ( memnun etmeliyim, control etmeliyim)  ve sözde pratik olma adına ( ona sormama gerek yok, zaman kaybı olmasın ) iletişimi ve ilişkiyi bloke  edebiliriz.. O halde  zihin okumanın hem ilişki için he mde gündelik ilişkiler için kanserli bir virus olduğunu söyleyebiliriz.
 
Ne yapılmalı  ?
 
  • Merak ettiğimiz her şeyi muhatabına direkt sormalıyız.
  • Kendi algımızı gerçek değil, yorumumuz olarak Kabul etmeliyiz.
  • İletişim kurarken, onun adına karar vermemeliyiz.
  • İnsanın her zaman aynı duygu  ve düşünceye sahip olamayacağını Kabul etmeliyiz.
  • İnsanların düşünce ve duygularının kontrol edilemeyeceğini sadece ihtimal nazarında tahmin edilebileceğini kabul etmeliyiz.
  • İlişkimizde ise, karşıdakinin ne düşüneceğini bilmek zorunda değiliz. Sormak ve söylemek, karşılıklı bir sorumluluktur. Önceden kestirmek bir sevgi göstergesi değildir.
 
            Özetle;  en  sağlıklısı, her konuda tarafların birbirine rahatça soru sormaları ve  fikir alışverişi yapmalarıdır. Zihin okumadan da karşılıklı değer ve güven verilebilir.
 
 
 
Serhat Yabancı
 
Psikoterapist
 
www.serhatyabanci.com
 

SOSYAL
 
TELEFON
 
SİTE İÇİ
 
ZİYARETÇİLERDEN
 

cep1   0505 540 09 77
 

cep2   0532 164 25 84
 

tel.     0216 371 33 83
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © 2014     |     serhatyabanci.com     |     info@serhatyabanci.com