Alttan almak benim görevim mi?

445

Asuman ;

Hayata gözünü açtığı günden beri hep alttan almak,fedakarlık yapmak zorunda kalan oydu.
Çocukken önce kendisini düşünen,kendi imajı için çocukları “elalem” korkusu ile baskı altına alan,öfkeli ve şiddet uygulayan ebeveynle büyümüştü .

Yaşamın amacı; ebeveynini mutlu etme ve onların onayını alma olarak algılayan Asuman; Kenan ile evliliğinde de bu sahneleri sürdürmüştü.

Adeta ailesinden kaçmaya çalışırken bu büyülendiği adam, ona kurtarıcı gibi gelmişti.
Kenan ise; yüceltilmiş, sürekli istediği yapılmış, yanlış yaptığında bile başkası suçlanmış bir aileden geliyordu.
Kenan daha çok istediğini yapan, ona itaat eden, adeta bakıcısı gibi davranan ve ona sınır koymayan tipleri bulur onlarla 1-3 yıllık ilişkiler sürdürüp ayrılmış.
Asuman ise, çocukluğundan gelen ve profesyonelleştiği; alttan alma, idare etme, boyun eğme memnun etme ve onaylanma özellikleri nedeniyle hep bencil ve kendine dönük tipleri bulmuştu.
Gel zaman git zaman Asuman ile Kenan evlenmiş.
Birinci yıldan itibaren Asumanın üzüntü ve boşluk duygusu artmaya başlarken, Kenan”ın keyfi ve bencilce tavırları ,sınır konulmadığı için devam etmiştir.
Ne zamanki Asuman kendini önemsemeye,kendi isteklerini de keşfetmeye ve sınır koymaya çalışırsa ,Kenan hemen panikleyip Asumanı bencillikle suçlamaya başlar ve eski Asumanı geri getirmek için bütün yöntemleri kullanırdı.
Kenan Asuman’a kendine bağımlı hale getirmek ve vazgeçilmez olmak için “Sen bensiz yapamazsın ben olmadan koca şehirde hayatını sürdüremezsin der” ve genelde de özgüvenini arttıracak adımlarla hemen engellemelerde bulunurdu. Ve Asuman’da da ara ara öfke patlamaları ve krizler oluyordu.
Evliliğin 7. Yılı Bir kırılma noktası olmuştu. Asuman artık bir şeylerin yanlış gittiğini, mutsuzluğunu fark etmişti.
Asuman, bir kere farkındalığa kavuştuğu için onun geriye dönmesi mümkün değildi.. Kendi sınırlarını çizdiği için de Kenan mutsuz olmaya kaygılanmaya başlamıştı.
Onunla oturdu ve ilişkinin bundan sonraki gidişatı hakkında beklentilerini ve taleplerini söyledi. Kendini gerçekleştiren kehanet misali Kenan bu gerçekle yüzleşti.
Asuman: “Artık ben de kendim için bir alan istiyorum. Harcamalarda benim de kişisel ihtiyaçlarım için bütçe istiyorum. Arkadaşlarımı, ailemi zevklerimi, hobilerimi engellemeni istemiyorum. Geleceğimiz ile ilgili her konuda mutlaka fikrimin alınmasını istiyorum. Bana artık öfkelenmemeni, istediğin olmadığında ergen çocuk gibi mızmızlanmamanı istiyorum. Ev işlerinde sorumluluk almanı, bana karşı da ilgili ve dikkatli bir eş olmanı istiyorum.”dedi.
Konuşmanın sonunda da : “ Ben senden ayrılmak istemiyorum.Sadece bundan sonraki hayatımızda ben de kendimi değerli ve önemli hissetmek istiyorum. Şayet bunların hiç birini yapamam diyorsan ve bu haklı beklentilerimi önemsemiyorsan ayrılma seçeneğini de konuşabiliriz.
Gördüğümüz gibi zamanında kontrol edemediğimiz sınır,kontrolsüz sinirlere döner.
Yıllar sonra döngüyü fark ettiğimizde de hem boyun eğdiğimiz için kendimize, hem de bu şemamızı sürdüren partnerimize kronik bir öfke duymaya başlarız. Bazen de bu öfkeden ve değersizlikten kurtulmak için ayrılmayı çözüm olarak görürüz.
Bu aşamaya gelen bir ilişkide bitirmekten çok ilişkiyi yeniden dizayn etmek gerekir. Bu yeni dizayn kazan=kazan şeklinde olmalıdır. Şayet bunu kabul etmeyen ve “hayır ben eski sistemi istiyorum” diyen biri, ilişkiyi bitirmeye sürükler.( Her ne kadar bitirmiş olan siz olduğunuz için sizi suçlasa da size başka seçenek sunmamıştır).

Özetle; kendi ihtiyaçlarımızı,duygularımızı ve sınırlarımızı fark etmeliyiz. Zamanında çizmediğimiz sınır, zamansız gelen sinire dönüşecektir.
Sevgi ve saygı ile..

SERHAT YABANCI
Evlilik-İlişki Terapisti
Yazar
www.serhatyabanci.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here