Başkalarının hatalarını kovalamak, yetersizliği ve eksikliği deşarj etme kanalıdır.

0
217

Başkalarının hatalarını kovalamak, yetersizliği ve eksikliği deşarj etme kanalıdır.

 

İnsanın kendi eksiklerini  görmesi ve yüzleşmesi için belli bir farkındalığa ulaşması gerekir. Bunun için de okuması, düşünmesi ve hayatında yanlış giden  şeylerin sorumluluğunu alması gerekir.

Oysa toplumumuz adeta kusur avcılığına dönüşme sürecinde.

İlişkilerde herkes birbirinin açığı ve eksiği üzerinden içsel gerginliğini, yetersiz hissedişini veya kompleksini deşarj ediyor.

En çok kusurlu olanın en çok eleştirel olduğu  bir döngü bu.

Aile içinde bir kurban seçilir, o kurban üzerinden herkes  zihinsel olarak geviş getirir.

Toplum içinde suçlu/kurban seçilir yıllarca toplum onun üzerinden kendi sorumluluğunu almak yerine onu suçlayarak gevşer.

Medya zihinsel orgazm yaratmak adına her defasında bir siyasetçiyi, bir ünlüyü, bir tüccarı hatta başka bir devleti, toplumun önüne atar  ve “ haydi şunu üzerinden biraz gevşeyin” der.

Linç kültürü daha çok kişisel sorumluluğunu üstlenmeyen, kendine değil başkalarına odaklanan toplumların kültürüdür.

Başkası üzerinden var olmak, yok olmak, mutlu olmak; kişinin linç ettiği kişiye olan bağımlılığını ve gizli hayranlığını gösterir.

Özellikle, son zamanda “sahte duyar kasma” olarak tanımlanan tepkileri daha sık görüyoruz. Yaşamında hiçbir sosyal olaya tepki vermeyen kişilerin en küçük bir dil sürçmesinde bile bir siyasetçiyi, bir akademisyeni, ünlüyü veya dini/ milli kimlikli birini nasıl linç ettiğini görebiliyoruz.

Duyarlılıkla linç etmeyi karıştırıyoruz. Kaldı ki linç etmek istiyorsak, düzeltme veya özürleri bile yok sayıyoruz. Belki de bugüne kadar hatamızdan dolayı hiç özür dilememiş olsak bile.

Aytmatov’un çok sevdiğim bir sözüdür ; “ haksız eleştiri , gizli hayranlıktır”. Ben de şöyle derim; kimin açığını arıyorsan, o senden bir adım öndedir.

Bireysel gelişimimizin yolu, başkası üzerinden var olmak değil, kişisel sorumluluklarımı üstlenmekten geçer.

Başkasının kiri, bizi temizlemez.

Başkasının hatası, bizi doğrulamaz.

Başkasının zararı bize kazanç sağlamaz.

Biriyle yarışıyorsak, birini linç ederek var oluyorsak, bağımlı özelliğimizle yüzleşmeliyiz.

Toplumun, sosyal medyanın, kitle iletişim araçları ve kanaat önderlerinin bizi yönlendirmesine, bize istediklerini hissettirmesine, zihnimize hükmetmelerine izin vermemeliyiz. İşte özgüven tam da böyle gelişir: düşünceyi, duyguyu ve davranışı kendi kontrolüne alarak.

Sevgiyle.

 

Serhat Yabancı

Yazar

Aile/ Evlilik / ilişki Danışmanı

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here