ÇOCUKLARDA OLUMLU DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME YÖNTEMLERİ

153

ÇOCUKLARDA OLUMLU DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME YÖNTEMLERİ

Disiplin çocuğa
istenilen davranışları ve alışkanlıkları öğretmek, kendi kendini denetleme yada
iç denetim demek olan ahlak gelişimini sağlamaktır. Etkili bir disiplin
oluşturabilmenin ilk şartı; ebeveyn ile çocuk arasında bir uyum
sağlayabilmektir. Herkes rollerinin ve statülerinin farkına varmalıdır. Bu uyum
çocuğunuz yürümeye ve konuşmaya başlayıncaya kadar genelde olumlu aile yapısına
sahip anne babalar tarafından gerçekleştirilir ama bu devreden sonra
ebeveynlerde geleneksel görev sayılan “iş buyuruculuk” başlar ve bu uyum
bozulur.

 

Anne-baba olarak
kural koymanız neden önemlidir?

 

Çocuğunuzun
mutluluğunu istiyorsanız, bazı isteklerine hayır diyebilmeli ve uyması gereken
kuralları öğretmelisiniz. Çocuğa sıcak, güvenli bir yuva ortamı sunmak;
paylaşmak, başkalarına saygı göstermek gibi yaşamın çeşitli kurallarını öğretmek
ve sağlıklı bir özgüven geliştirmesi için yardımcı olmak anne-babaların en
önemli sorumlulukları arasında yer alır. Çocuğa çeşitli kuralların
öğretilmesinde ise, doğru şeyleri yapmaya teşvik etmek kadar, bazı şeyleri
yapmasına engel olmak da önem taşır.

Çocuklar beklemeyi
bilmeli

İlk ayları geride bıraktıktan sonra, çocukların tüm
isteklerini hiç bekletmeksizin karşılamak doğru ve gerekli değil. Çocukların
isteklerinin ya da ihtiyaçlarının karşılanması için bazen beklemeleri
gerektiğini bilmeleri ve bekleyebilmeyi öğrenmeleri ise çok
önemli…

Beklemeyi ve beklemenin gerilimi ile baş etmeyi bilmek neden
önemli?

Hazzı erteleyebilmek ve bunun yarattığı gerilimi tolere
edebilmek çocuklara dünyanın kendi etraflarında dönmediğini öğretir. İstek ve
ihtiyaçlarının karşılanmasının başka insanların durumuna bağlı olabileceğini,
başkalarının da istek veya ihtiyaçlarının olabileceğini ve bazen bunların
kendininkilerden öncelikli olabileceğini anlamasını sağlar.
Beklemeyi
bilmeyen bir yetişkinin bu özelliklerinin değiştirilmesi zor ve bazı hallerde
olanaksızdır. Bu nedenle çocuğunuzun gerilimi tolere edebilme ve hazzı
erteleyebilmeyi öğrenmeye ihtiyacı olduğunu bilmeniz ve bunu dikkate almanız son
derece önemlidir. Bunun için:
● Çocuğunuzun ağlama, mızıldanma ya da öfke
nöbetleri karşısında pes ederek isteklerini bu şekilde yaptırabileceğini
öğretmemelisiniz.
● Her istek ya da ihtiyacının hemen
karşılanamayabileceğini göstermelisiniz.
● Başkalarının istek ve
ihtiyaçlarının da olabileceğini ve bunların kendi istek ve ihtiyaçlarından önce
gelebileceğini öğretmelisiniz.
● Bu durumdan kaynaklanan gerilimle nasıl baş
edebileceği konusunda yol gösterici olmalısınız.
Elbette ki bu, çocuğunuzun
ihtiyaçlarını göz ardı etmeniz ya da hiçbir ihtiyacını hemen karşılamamanız
gerektiği anlamına gelmez. Ancak çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılarken
kendinizin ve diğer kişilerin ihtiyaçlarına da gereken hassasiyeti göstermeli ve
her isteğinin karşılanmamasının çocuğa bir zarar vermeyeceğini
bilmelisiniz.

ÇOCUKLARDA OLUMLU
DAVRANIŞ GELIŞTİRMEK İÇİN;

İşbirliği Yaratmak
İçin Yeni Beceriler Geliştirmeli:

Olumlu
ebeveynliğin gücünü ne kadar erken yaşama geçirirseniz (bu beceriler her yaştaki
çocuk için geçerlidir) çocuklar da o kadar çabuk karşılık verirler. Bu
yöntemleri ilk uygulamaya başladığınızda hayır cevapları ile sıklıkla
karşılaşabilirsiniz. Çocuklar ya işbirliğine girmekten mutlu olacaklar ya da
direnmek onları mutlu edecektir. Bu yöntemleri kullanmak pratik gerektirir ama
zaman içinde doğal olarak kullanmaya başlarsınız. Çocuklar da olumlu ebeveynlik
yaklaşımına alıştıkça bu yöntemler daha etkili olacaktır.

İsteyin ama
emretmeyin ya da talep etmeyin:

Çocukların yaşamı emirlerle doludur.
Düğmelerini ilikle, dişlerini fırçala, yemeğe gel vs. Ebeveynler çocuklarına
sürekli olarak aynı şeyi söylemekten nasıl sıkılırlarsa çocuklar da aynı şeyleri
duymaktan sıkılırlar. Tekrarlanan emirler iletişimi zayıflattığı gibi etkisini
de yitirir.

Talep etmenin ve sürekli bir isteği yinelemenin alternatifi
sormak ya da rica etmektir. Örneğin; “Git ve dişlerini fırçala” demek yerine
“Gidip dişlerini fırçalar mısın” demelidir.

Aynı şekilde
karşınızdakinin yetenek ve yeterliliğini sınıyor izlenimi veren sorular da itici
gelebilir. “Oyuncaklarını toplamayı becerebilir misin?” “Oyuncaklarını toplar
mısın” cümlesinden farklı olarak “bunu yapabilecek yeteneğin var mı?”
çağrışımını yapar. Çocuktan birşey yapmasını istediğinizde asla dolambaçlı
yollara sapmayın.

“Yapabilir misin, becerebilir misin?” bir istek
değildir; içeriğinde birçok karmaşık ve dolaylı mesajı barındırır: “Bunu çoktan
yapmalıydın”, “Bunu yapmanı daha önce de söylemiştim.” “Sana söylediğim şeyleri
yapmıyorsun.” “Beni üzüyorsun” gibi.

“Yapabilir misin” diye bir soru
sorduğumuzda çocuğun sol beyninde tam olarak ne demek istediğinizi anlamaya
yönelik bir faaliyet gelişir oysa “yapar mısın” dediğimizde sağ beyninde bir
faaliyet olacak ve güdüleme merkezi harekete geçecektir.


“Yapar mısın”
sözcükleri çocukların direnişlerini kırar ve onları olaya katılmaya davet
eder.”

Uzun
Açıklamalardan Kaçının:

Ebeveynler olarak isteğinizi haklı çıkarmak
için konumunuzu açıkladığınızda gücünüzü yitirirsiniz, çocuğun da kafası
karışır. Halbuki çocuklara direnmenin bir sakıncası yoktur ve anne ve baba her
zaman patrondur.

“Artık yatman gerekiyor, yarın zorlu bir gün
olacak. Dişlerini fırçala” demek yerine sadece “Dişlerini fırçalayıp yatar
mısın?” demek yeterlidir. Erken yatmanın daha iyi olduğunu vurgulamak
istiyorsanız daha sonra, çocuğa sizinle işbirliği yaptığı için memnun olduğunuzu
söyleyin. Çocuk yatağa girdikten sonra “Dişlerini ne güzel fırçalamışsın, yarına
hazırlıklı olmak için şimdi bir güzel uyuyacaksın” diyebilirsiniz. Çocuklar iyi
bir şey yaptıklarında küçük konuşmalara daha açık olurlar.

Ergenlik
döneminde de çocuklar iyi ve itaatkar oldukları kadar başkaldırma ihtiyacı da
duyarlar. Bu durumda da işbirliğini yüreklendirmek için uzun açıklamalardan
vazgeçmek önemli bir fark yaratır. Örneğin; “Bugün çok fazla TV izledin; artık
TV’yi kapatmanın zamanı geldi. Zamanını kitap okuyarak, spor yaparak vs. ile
geçirmeni istiyorum.” gibi bir açıklama yapmaktansa “TV’yi kapatıp başka bir
şeyler yaparak zamanını geçirmek istemez misin” daha etkili olur.

Vaaz
Vermekten Kaçının:

Birçok ebeveyn çocuklarının kendileri ile
konuşmadıklarından yakınırlar. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ebeveynlerin
çok fazla öğüt ve ders vermeleridir.

Davranışı güçlendirmek için
iyilikler ya da kötülükler hakkında uzun söylevler verildiğinde çocuklar
işbirliğinden uzaklaşırlar. Dokuz yaşından küçükler buna hazır değillerdir,
dokuz yaşından büyükler ise bu vaazları dinlemezler. Çocuklara ya da gençlere
kaç yaşlarında olurlarsa olsunlar, söylev vermenin tek zamanı, onlar böyle bir
şeyi istedikleri zamandır. Çocuk sizden bilgi istemedikçe, söylev yada ders
vermek daha fazla direnç yaratır.

“Çocukların neyin
iyi olduğunu bilen güçlü
ebeveynlere
ihtiyaçları vardır.”

POZİTİF ÖDÜLLENDİRME
YÖNTEMİ

Çocuğunuza doğru
davranışlar öğretmek için en etkili yöntem pozitif ödüllendirmedir. Pozitif
ödüllendirmeyi kısaca özetlersek ödüllendirilen davranış tekrarlanır.
İki tür
ödül vardır. Manevi ödül, maddi ödül. Manevi ödül, takdir etme, öpmek,
kucaklamak vb. Maddi ödüller ise çikolata, dondurma, oyuncak almak vb.
ödüllerdir. Sisteme erken yaşta başlarsanız manevi ödüllerin çoğu zaman yeterli
olduğunu maddi ödüllere ise bazen ihtiyaç duyulduğunu görürsünüz. Ödül sistemini
belirlerken öncelikle aşağıdaki hangi tür davranışı değiştirmek istediğimize
karar vermeliyiz.

 

  • Kazandırmak
    istediğimiz davranışlar
  • Azaltmasını
    istediğimiz davranışlar
  • Onayladığımız ve
    devam etmesini istediğimiz davranışlar

Eğer bir davranışı
kazandırmak istiyorsanız öncelikle o davranışı nasıl yapacağını öğretmeniz
gerekir. Örneğin, çocuğunuzun ders çalışma programının olmasını ve ödevlerini bu
programa göre yapmasını istiyorsanız, öncelikle bu programın kendine ne tür
kolaylıklar sağlayacağını anlatmalı ve programı birlikte yaparak nasıl uyacağı
konusunda önerilerde bulunmalısınız. Çocuk programa uyduğu sürece hayatının
kolaylaştığını görecek ve doğal olarak ödülünü alacaktır. Fakat önerdiğiniz
olumlu davranışı uygulamayı becerdiğini gördüğünüzü vurgulamak, memnuniyetinizi
ifade etmek ve sevdiği istediği bir ödülle motive etmek bu davranışına devam
etme olasılığını güçlendirecektir. Mesela ödevini zamanında yaptığında birlikte
oyun oynamak, hafta sonu birlikte futbol maçı izlemeye gitmek gibi.

Eğer 

olumsuz bir davranışın azalmasını istiyorsanız yine ödüllendirme yöntemini
kullanabilirsiniz. Örneğin odasını dağıtan bir çocuğun bu davranışını gözardı
ederek ancak odasını topladığı zaman “Odanı topladığın için çok mutlu oldum”
diyerek teşvik edebilirsiniz. Bu yolla çocuğun yapmasını istemediğiniz
davranışını görmezden gelir ancak bu davranışın olumlusunu yaptığı zaman ise
takdir ederek çocuğun olumsuz davranışı bırakmasını, bunun yerine yaptığı olumlu
davranışı tekrarlamasını pekiştirmiş olursunuz.

Eğer çocuğunuz evde size
yardımcı olduysa ona sarılıp öpebilir yada “bu günlerde bana çok yardımcı oldun,
hadi dondurma yemeye gidelim” diyebilirsiniz.

Yeni bir davranış
kazandırırken ya da olumsuz bir davranışı değiştirmesine yardımcı olurken
sıklıkla ödül kullanabilir, çocuk öğrendikten sonra, davranış yerleştikten sonra
ise aralıklarla ödüllendirebilirsiniz.

Ödül Yöntemini Kullanırken
Dikkatli Olmak Gerek:

Sürekli ödül verdiğinizde çocuk ödüle bağımlı
hale gelebilir ve ödül olmaksızın olumlu davranışı kazandırmak mümkün
olmayabilir. Kazandırmak istediğiniz olumlu davranışı içselleştiremediği için
ödülsüz ortamlarda zorlanablir. Ödül olmazsa yaptıkları işlerden zevk alamaz,
başarı duygusunu tadamazlar. Övgü, not, özel ayrıcalıklar gibi ödüllerle
çocukları motive etmek ve denetim altında tutmak onların içten gelen kendi
motivasyonlarını zayıflatır ve etkinliklerden vazgeçmelerine neden
olur.

Çocuklar Yalnız Ödül Almak İçin Uğraşınca:

Resmim
güzel olmuş mu?
Ödevimi iyi yapmış mıyım?
Bugün yaramazlık yaptım
mı?
Odamı topladım gördün mü?
Tabağımdakilerin hepsini bitirdim. Daha çok
tv izleyebilir miyim?
Vb. gibi soruları sıklıkla sorarlar.

Övgü dış
ödüldür ve çocuk üzerinde etkilidir. Sık övgü alan çocuklar anne babalarını
mutlu edebilecek şeyler yapmayı, mutsuz edebilecek şeylerden kaçınmayı
öğrenirler. Bazı anne babalar için bu çok istenen bir davranıştır; ama böyle
çocuklar yeniliğe kapalı, kendi kendini yönetemeyen, yaratıcılığı gelişmemiş
kişiler olmaya adaydırlar. Değişmekten çok uyumu öğrenirler. Yeni bir şey
denemektense, kendilerine övgü getirecek kalıplara uyarlar.

Övgü ve
Takdir Farklıdır:

Çocukları takdir ettiğimizde yaptığı davranışın
bizi olumlu etkilediğini, mutlu ettiğini ve hoşumuza gittiğini söylemiş oluruz.
Anne babasının ya da öğretmeninin olumlu duygularını öğrenen çocuk bu şekilde
davranmaya devam etmek ister. Daha fazla takdir görebilmek için diğer
davranışlarını da değiştirmek için çaba sarfeder. Çocukları övdüğümüzde ise
kişiliğine yönelik yorum yapmış oluruz, yaptığı davranışa yönelik değil. Bu gibi
durumlarda çocuklar yapılan tüm yorumları kişiliklerine alırlar ve davranışı
değiştirmek kolay iken kişiliği değiştirmek çok daha zordur. Yani; sınavından
çok iyi not almış çocuğa “aferin, sen sınıfın en akıllısısın” dediğimizde onu
övmüş oluruz ve çocuk ya gerçekten sınıfın en akıllısı olduğuna kendisi de
inanıp bu beklentileri karşılamak zorunda hisseder ve en ufak bir başarısızlık
durumunda çok olumsuz etkilenir, ya da kendisi de sınıfın en akıllısı olduğuna
inanmadığı için ebeveynine ve kendisine güveni azalır ve olumsuz davranışını
değiştirmek için motive hissetmeyecek yahut da sürekli ebeveyn onayına ihtiyaç
duyacaktır.
Bu nedenle çocuğu takdir ederken;

· Hangi davranışının
olumlu olduğunu açıkça belirtmeli
· Takdir çocuğun kişiliğine değil davranışı
üzerine olmalı
· Takdir ederken yetişkinler kendi duygularını belirtmeli
·
Takdirin sonunda “Hep böyle yap” mesajını vermemeli

ÇOCUĞUN İSTENMEYEN
DAVRANIŞLARI İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR ?

Genelde anne ve babalar kötü
davranışları cezalandırma yoluna giderler ve cezalandırdıkları davranışın
sonlanacağını düşünürler. Fakat düşünülenin aksine ceza çoğu zaman ters tepki
yaratarak istenmeyen davranışı daha da kötüleştirir.

Cezanın en önemli
olumsuz sonucu yetişkin-çocuk ilişkisini zedelemesi ve çocuğa fiziksel ve
psikolojik zarar vermesidir. Çünkü ceza fiziksel disiplin uygulamak (dayak)
olabileceği gibi, çocuğu sözle hor görmek ve sevgiyi esirgemek
şeklindedir.

Her Türlü Cezanın Sonucunda;
· Çocuk sırf ceza
alma korkusundan olumsuz davranışını tekrarlamayabilir.
· Yaptığı olumsuz
davranışın sonucunu anlayıp bir daha yapmaması için olanak tanınmamış
olabilir.
· Yaptığının karşılığını ödemiş olduğunu düşünür, ödeşmiş
hissedebilir.
· Olumsuz davranışından dolayı kendine kızacağına cezayı
uygulayan yetişkine kızabilir.
· Ceza aldığı için kendini aciz
hissedebilir.
· Yetişkini örnek alarak kendisi de aynı yöntemleri sorun
çözmek için kullanmaya başlayabilir.
· Kendine güveni sarsılabilir.
· Ceza
almamak için gizli gizli olumsuz davranışı tekrarlayabilir ya da yalan söylemeye
başlayabilir.
· Saldırgan veya pısırık olabilir.

(Alıntıdır)

 

 

 

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Randevu iletişim:

0216 371 33 83

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here