Davranışlarımızın Altında Yatan Duygu ve Düşüncelerimiz

219

Davranışlarımızın Altında Yatan Duygu ve Düşüncelerimiz

Çoğu zaman davranışlarımızın kökenlerini bulmak pek de kolay olmaz. Bazen kıskançlığımızın partnerimizden kaynaklandığını düşünür, bazen mükemmeliyetçiliğimizi ise faydasına bağlarız. Bazen, tembelliği rahatlığa bağlar, bazen de cimriliği tutumluluk olarak algılarız. Oysa hiç de öyle değil. Her olumsuz ve mutsuz eden davranışın altında bir kaygı ve korku yatmaktadır. Çoğu davranış, bir savunma içerir. Tahmin ettiğimiz korkunun başımıza gelmemesi için adeta aldığımız önlem misali. Bu davranışlar savunma mekanizması olduğu için doğal ve istendik değil, istem dışı ve zorlantı şeklindedir.

Her davranış bir duygu tarafından hareket ettirilir. O duygu ise bir düşüncenin (algının) ürünüdür. Yani 3D kuralı (düşünce-duygu-davranış) ile dışa vuran davranışlarımız şekillenir. O halde davranışı değil, o davranışın altında yatan düşüncenin değişmesi gerekir. Altındaki düşünceyi tespit etmek sorunun yüzde 50’sini çözecektir. Geriye tespit edilen düşünce için güçlenme ve başa çıkma çalışmalarının yapılması gerekir. Mesela kıskanç biri aldatılma ve kaybetme korkusu ile yüzleşmeli, daha sonrasında da, kendisinin olduğu gibi sevildiğini, yeterli olduğunu telkinlerle geliştirmelidir.

Örnekler:

1. Kıskançlık: Yetersizlik korkusu

(Kontrol edersem aldatılmanın önüne geçerim. Aldatı- lırsam da kaybeder ya da bu durumla başa çıkamam. Partnerimin çevresindeki hem cinslerimle yarışamam.)

2. Dik başlılık: Güçsüzlük korkusu
(Beni ezmemeleri için sert durmalı ve hemen uyum sağlamamalıyım. Sert durursam güçsüzlüğümü gizlerim.)

3. Kibir: Değersizlik Korkusu
(Kendimi üstün görürsem, onlar da bana öyle davranır. Böylece değersizlik duygusuyla yüzleşmem.)

4. Küçümseme: Aşağılanma korkusu
(İnsanlar beni aşağılamadan ben önlerini keseyim. Eleştiren, üstün olandır.)

5. Mükemmeliyetçilik: Eleştirilme korkusu

(Ne kadar az hata yaparsam, o kadar az eleştirilirim. Her şey mükemmel olursa, herkes beni onaylar. Onaylanırsam, kendimi başarılı ve değerli hissederim.)

6. Şüphecilik: Çaresizlik ve güçsüzlük korkusu
(Her şeyi önceden bilmeliyim. Böylece sürpriz sorunlara hazırlıklı olurum. Aniden bir sorun çıkarsa baş edemem.)

7. Yalancılık: Suçlanma korkusu

(Doğru söylersem suçlanırım. Yaptığım hatadan dola- yı suçlanmamak için yalan söylemeliyim. Bu duygu ile baş edemem)

8. Cimrilik: Fakirleşme korkusu
(İlerde düzey kaybı yaşayabilirim. Başıma bir şey gelirse hazırlıklı olmalıyım.)

9. Tembellik: Yapamama korkusu

(En iyisi hiç denemeyeyim. Başaramam. Ya sonuna kadar devam etmeli ya da başlamamalıyım. Sanırım yapamayacağım.)

10. Sorumsuzluk: Bağlanma ve esaret korkusu (Sorumluluk alırsam özgürlüğümden taviz veririm.

Kontrol altına girerim.)

11. Soğuk ve mesafeli olma: Güvensizlik kırılma korkusu

(İnsanlarla ne kadar mesafeli olursam o kadar az kırılırım. Samimi olursam bana karşı seviyesizce davranabilirler.)

12. Kararsızlık: Hata yapma ve baş edememe korkusu

(En doğru kararı almalıyım. Garanti olmalı. Alacağım kararın geleceğini görmeliyim. Yanlış karar alırsam sonuçlarıyla baş edememem.)

13. Dedikoduculuk: Kabul edilmeme ve eleştirilme korkusu

(Beni kabul etmezler. Bu halimle sevilemem, o halde onlara başkaları hakkında bilgi verebilir, beni sevmeyenlerden de intikam alırım.)

Korkularımızın en etkili çözüm yöntemi kanıt yöntemidir. Üzerine gitmeliyiz. O korkunun ne kadar doğru olduğunu test etmeliyiz.

İlerde kötü bir şey olur endişesi aklımıza geldiğinde:

  • “Bunu nereden biliyorum?”
  • “Elimde somut olarak hangi kanıt var?”
  • “Olabilecek en kötü şey nedir? Peki, neden baş edemem ki?”
  • “Ben şimdiyi yaşamaya çalışayım. İlerde kötü bir şey olursa, onu o zaman düşünürüm” diyerek yüzleşmeliyiz. Aslında tüm korkularımız bizi sanal bir tehlikeden korur. Belki de hiçbir şey olmayacak. Oysa yıllarca boşuna bir savunma ve geleceğe yönelik yaşayıp, bugünümüzü yitireceğiz.      
  •  Peki, bu etiketler/otomatik düşünceler nerden geldi, nasıl oluştular?         Bunlar çocukluğumuzdan itibaren yaşantılarımız yoluyla oluştu. Bir yandan anne-babanın söylediği sözler ve yaptıkları yorumlar, diğer yandan da yanlış yaptığımızda bize moral veren değil, bizi eleştiren bir ebeveynin olması, etiketleri oluşturup zamanla kemikleştirdi. Bu yorumlar ve telkinler her hatamızda bir eksiğimizi aramamıza ve kendimizi suçlamamıza neden oldu. Gerek anne-baba tutumları, gerekse bazı denemelerden başarısız sonuçlar alıp bunu genelleştirmemiz ile bu etiketler kalıcı hale gelir.Tüm mutsuzluklarımın nedeni, düşüncelerim ve seçimlerimdir.    

    Serhat Yabancı

     

    Düşündüğün gibi değil kitabımdan, satın almak için tıklayınız..

    Serhat Yabancı

    Aile – Evlilik Danışmanı

    instagram

    twitter

    youtube

    Randevu iletişim:

    0216 371 33 83

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here