Duygusallık mı Cinsellik mi Hangisi Üstün?

273

 

Cinsellik

Her ilişkinin bir aşamadan sonra geleceği nokta cinsel paylaşımdır. Cinsel paylaşımlar, bir ilişkinin ilerleyen dönemlerinde, ilişkinin güvene ulaştığı aşamada olması, ilişkiyi güçlendirir, kaygıdan arındırır, yaşanılan anın tatminini arttırır. Kadın ve erkek ilişkide en çok cinsellik konusunda farklılaşır. Kadın için ilişkide cinsellik, güzel bir yemeğin sosu iken, erkek için ise yemeğin kendisidir. Kadına göre cinsellik, duygusallığın ve iletişimin ürünü iken, erkek için duygusallık ve iletişim ile beraber yaşanmalıdır. Kadın, önce duygusallık derken, erkek her an için cinsel paylaşıma hazırdır. Erkek, hormonal ve içgüdüsel olarak talepkâr iken, kadın daha çok duygusal yoğunluğu ile bunu talep eder.

 

İlişkideki rollerin de cinsel hayatta etkisi büyüktür. Mesela, erkeği kendinde tutmak isteyen kadın, aşırı memnun edici olmaya çalışır. Yine, erkek üzerinde kontrol-memnun edici olmak isteyen kadın, daha fazla arzular gibi olur. Normalde erkeğin daha talepkâr olması gerekirken, kadının daha fazla talepkâr olması, gizli bir dominant olma çabasını gösterir.

 

Bağımlı, takıntılı, narsist özellikler gösteren bireylerin cinsel yaşamlarında daha fazla sorun yaşarlar. Karşıdakine ve kendilerine karşı değer algıları çok çabuk değişebilir, küçük sorunlara takılırlar, erken boşalma, isteksizlik, orgazm bozukluğu yaşanır. Esas olan, yaşanan sorunların, yatak odasına taşınmaması ve yatak odasına taşınmadan çözüme kavuşturulmasıdır. Sorunların ve negatif duyguların yatak odasının kapısından içeriye girmesine izin vermemeliyiz.

Cinsel sorunların %99 u psikolojik niteliklidir. İçinde ise iletişim sorunu vardır. Kendini ifade edememek, yanlış ifade etmek, içine atmak, beklentilerini söyleyememek, sıkıntılarını açamamak gibi. Birbiriyle açık iletişim kuran eşler, daha çok cinsel paylaşımlarda bulunur, daha az sorun yaşarlar. O halde cinsel sorunların temelinde iletişim- bilgi sorunu vardır. Eşler birbirleriyle cinsel sorunlarını açık konuşmaya başladıklarında sorunlar aşamalı olarak çözülmeye başlanır.

Cinsellik ile ilgili, sorunların kaynağında, öfke ve kırılmalar ciddi bir etmendir. Şayet bir isteksizlik varsa, orada ilk aranması gereken kırılmışlık ve öfkedir. Kırılıp bunu dışa vuramayan ve öfke yaşayan erkek veya kadın, içindeki sıkıntıya rağmen cinsellik yaşamayı prensiplerinden ve kendinden ödün vermek olarak algıladığı için uzak durur. Bu içsel çatışmayı yaşamamak için de gerekçelere sığınır. Hastalıklar ve fizyolojik boyutlarına girmeden sadece ilişkisel boyutuna değindiğimiz bu boyut, ikili ilişkilerin hormonlar üzerindeki etkisini gösterir. Çünkü kişi nasıl düşünüyorsa öyle hisseder, nasıl hissediyorsa da öyle davranır.

Cinsellikteki yanlış anlaşılmalar, tatminsizlik üzerine kurulan senaryolardan kaynaklanır. Eşinizin o an cinsel paylaşımı istememesini sizi istememek olarak algılamanız hem kendinize olan güveninizi azaltır, hem de eşinize olan öfkenizi arttırır. Oysa istenmeyen siz değil, o an ki paylaşımdır. Bu durumda ısrar etmemek, uygun alt yapıyı hazırlamak veya ertelemek, çözüme götürür ve iki tarafında  kendini değerli hissetmesini sağlar. Cinsellik=iletişim olduğuna göre iletişim düzeltilmeden cinsel paylaşıma girişilmemelidir.  Alt yapı hazırlanmadan, iletişim sağlanmadan cinsel paylaşıma yönelmek, kadınını değersiz kıldırır. Kadın, kendini sadece yatakta değerli değil, genelde ve cinsellikten önce değerli hissetmek ister.

Ayrıca kadının da erkeğin de cinselliği konuşması, keyif aldığı noktaları ifade etmesi ve paylaşım esnasında sözel ve bedensel tepki vermesi gerekir. Ülkemizde kadının bu konuda açık konuşmasının edepsizlik olarak düşünülmesi yanlıştır. Kişi, eşiyle bunu rahatça konuşmalıdır. Fakat bu konuşmalar, ilişki  öncesi, ilişki anı ve hemen sonrasında olmamalıdır. Toplumsal kurallardan dolayı yıllarca ülkemizde cinsellik tabu olarak bilindi. Kelimesi bile rahatsızlık yarattı. İlk adımı ise Haydar Dümen attı. Aslında ona bu konuda çok şey borçluyuz. Bugün ise, dindar kadınlar çıkıp bu konuları rahatça tartışabiliyor. Demek ki bu konu, bu ülkenin temel sorunlarından biriymiş. Aslında, ekonomik-sosyal olarak yetersizlik yaşayan evlilerin en çok rahatladıkları ve tatmin oldukları alan cinsellikleri ve aile bağlarıdır. Bu nedenle ülkemizin ekonomik sorunlarına bakarak, cinselliğin önemini anlayabiliriz. Ekonomik durumu iyi olmayan çiftlerde evliliklerindeki sosyal-ekonomik paylaşımlar-eğitim az olduğu için yoğun cinsel paylaşımlara yönelirler. Böylece hem fakir hem de çok çocuklu aileleri görmek kaçınılmaz olmaktadır.

 

Duygusallık mı Cinsellik mi Hangisi Üstün?

Cinsellikle ilgili en büyük tartışmalardan  biri, duygusallık mı cinsellik mi kıyaslamasıdır. Kadınlar,duygusallığı, cinsellikten üstün tutar. Kadın göğsünü gere gere duygusal ihtiyacını talep ederken, erkek utanarak, dolaylı ima ederek bunu dile getirdi. Erkek için dile getirmek, sapıklık ve ahlaksızlık olarak nitelendirilip bastırıldı. Sonuçta, küfürlerimiz hem cinsel içerikli, esprilerimiz ise bel altı oldu. Cinsellik ahlakın temel göstergesi oldu. Avrupa’da gol yiyen kalecinin, zekası ve yeteneksizliği ile dalga geçilip kötü tezahürat yapılırken, bizde cinsel metaforlu küfürler hep kullanıldı. Bunu bir örneği olarak da istekler, hep bastırıldı.

 

Cinsellik ve duygusallık, iç içe iki bileşendir.

 

Bugüne geldiğimizde artık kadının duygusallık ihtiyacı ile erkeğin cinsel ihtiyacının benzer olduğunu, birbirinden üstün olmadığını, sadece sağlıklı süreçler için sıralamanın önemli olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Birini diğerinden üstün tutmak, farkında olmadan bir cinsiyeti de aşağılamaya neden olmaktadır. Çünkü duygusal beklenti akılcı ve masumane iken, cinsel beklenti sapıklık veya içgüdülere göre hareket etmek anlamına gelmektedir. İçgüdülerin emrine girmek ile duyguların emrine girmek arasında duygular lehine fark olsa da ihtiyaçların birbirinden üstün olduğu anlamına gelmez. Her ikisi de farklı cinsiyetin yaratılış özelliklerini de yansıtır. O halde farklılıkları üstünlük olarak kabul etmemek gerekir.Kaldı ki cinsellik ve duygusallık, her iki cinsiyetin de ortak ihtiyacıdır aslında. Sadece duygusallık olmadan cinselliğin sağlıksız olduğunu belirtebiliriz. Ama oturmuş bir ilişkide de birbirine karşı savaştırılmamalı ve kullanılmamalıdır.

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here