Hayır, Demeyi Bilmek!

139

Hayır, Demeyi Bilmek!
Yazan: Yavuz Nural

“Hayır demesini bilmeyen kişi güçsüz kişidir. Hayır demesini bilmeyen kişinin ‘evet’ ininde anlamı yoktur” Sizce bu söz doğru mu? Hayatımızın en zor anlarını bir “Hayır” diyemediğimiz için yaşadığımızı biliyor muydunuz?
Peki “Hayır” demeyi öğrenebiliriz.
“Hayır” demeyi öğrenmek için öncelikle neden, nerede, ne zaman, kime ve nasıl “hayır” diyeceğimizi bilmemiz gerekir. Bu konu üzerinde düşünmeniz ve “hayır” demenin bizim için önemini anlamlandırmanız gerekir.
Kişi, “Neden “hayır” diyemiyorum? Beni bunu yapmaya iten ne?” sorularına yanıt vermelidir. “Hayır” deyince ne tür deneyimler yaşayacağının bilincine varmalıdır.
“Hayır” demek için en etkili yöntem, kişinin ne istediğini bilmesi, seçim yapması, karar vermesi ve bunu karşıdakine net ve açık bir dille, etkin iletişimle aktarabilmesidir.
Neden “hayır” demeliyiz?
Çünkü sevmediğimiz, yapmak istemediğimiz, yaparsak mutsuz olacağımız bir şey bizden isteniyordur. Neden yapamayacağımızı açıklayarak “hayır” diyerek kendi düşünce ve duygumuzu anlatarak “hayır” demeliyiz.
 Neden “hayır” diyemeyiz?
Çünkü korkarız. Korkumuzun pek çok nedeni vardır. Eğer “Hayır” dersek sevilmemekten, yalnız kalmaktan, tercih edilmemekten korkarız.
“Hayır” demek olumsuz bir cevaptır; reddetmektir, geri çevirmektir, gelecek tepkiyi bilemeyiz ve bunlardan çekiniriz.
Biz “hayır” dersek, bize de “hayır” denilmesinden korkarız.
Bazen mükemmel olmak için “hayır” diyemeyiz. İstenilen her şeyi yapabildiğimizi ispatlayarak, mükemmel olduğumuzu düşünmelerini isteriz.
Bazen “hayır” demeyi öğrenmediğimiz için, nasıl söyleyeceğimizi bilemediğimiz için diyemeyiz. Çaresizlikten istenileni yaparız.
Bazen ilişkilerimize zarar vereceğini, hatta bitireceğini düşünerek “hayır” diyemeyiz.
Bazen, bencil olarak algılanacağımızı düşünerek “hayır” diyemeyiz.
Çoğu zaman herkesle iyi olmak, herkesi mutlu etmek ve dolayısıyla da herkes tarafından sevilebilmek için “hayır” demekten kaçınırız. Evet dedikçe, daha çok sevileceğimiz, vazgeçilmez olacağımız beklentisini de büyütürüz.
“Hayır” diyememek sonradan öğrenilen bir özellik
Doğuştan gelen temel özelliklerimiz bizi sınırlayan, zorlayan, belli kalıplar içine sokmaz, hepsi biz büyürken aile, çevre, eğitim ve deneyim ile eklenir. Gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, tekrarlayarak alışkanlık haline getirdiğimiz, kalıplar, sınırlar bir zar gibi sarar bizi.
Kendimizi tanımlamayı, ifade etmeyi başarırsak kendi tarzımızı kendimiz oluştururuz. Öğrenmek için düşünmeli, hissetmeli, ifade etmeli ve deneyim yaşamalıyız.
İki, üç yaşındaki bir çocuğu düşünün yapmak isteklerini ne kolay anlatır, ister, soru sorar, öğrenmek ve yapmak için çaba harcar, yapamazsa yardım ister, nedenini sorar, öğrenmeden ve inanmadan bırakmaz peşinen istediğinin. Doğaldır tüm davranışlar çünkü basit bir şekilde sadece isteğini düşünmektedir.
Kendinize sorular sorun. Kendi isteklerinizi belirlemek ve bunları hayata geçirmek için hangi seçimleri nasıl yapacağınızı öğrenin.
• Ne istiyorum?
• Beni neler mutlu eder?
• Kimlerle birlikte zaman geçirmekten zevk alıyorum?
• Nerede/nasıl davranmalıyım?
• Sevgim, inandıklarım, değerlerim ve sorumluluklarım ile kimlerle, nerede, nasıl birlikte olmalıyım?
Basit düşünün, cevaplarınız sizi istediğiniz sonuçlara götürsün. Eğer sizin için doğru düşünceye ulaştıysanız, “hayır” demek en sevdiğiniz kelimeyi söylemek kadar kolay olacaktır.
Seçim yapın. Yaptığınız her seçim tarzınızı belirler, yaşamınızı şekillendirir.
Kelimelerin değerlerini öğrenin. Tüm kelimelerin anlamlarını ve değerlerini düşünerek kullanırsak “hayır” demek ile “evet” demek arasında bir fark kalmayacaktır. Çünkü ikisi de bizim seçimimizdir. Kendi doğrumuzu bulmalıyız. Bizim özgür seçimimiz ile dediğimiz “hayır” bir başkası için uygun olmayabilir. Hepimiz kendimizden sorumluyuz.
Olumlu düşünün, istediklerinize, yapacaklarınıza odaklanın.
Deneyimlerinizi kullanın. Geçmişi tekrarlamak için değil örnek alarak aynı hataları tekrar yapmamak için hangi kararınız size neler yaşattı düşünün.
Acele etmeyin, sabırlı olun, kendinize bunu öğrenmek için de zaman verin. Kolay “Hayır” lardan başlayın.
Zaman kazanın. İş ya da özel yaşam fark etmez, kendinizi sıkışmış hissediyor ve bu nedenle “hayır” diyemiyorsanız sizden istenenleri “önceliklerim” sıralamasına sokun, bu size zaman kazandıracaktır.
Liste yapın. Ve şimdi neden, kimlere, nasıl, nerede ve ne zaman “hayır” diyeceksiniz hepsinin listesini yapın.
“Hayır” derseniz neler olacağını, size neler kazandıracağını düşünün.
Şimdi “hayır” demeyi düşünmeye başlayın, bugün düşünün, bugün planlayın, bugün yapın.
“Hayır” demek istiyorsanız, kendiniz ve çevreniz ile güç savaşına girerek yapmayın bunu. Etkin iletişim için “anlamalı, anlatmalı ve anlaşmalıyız.”
Özür dileyerek, üzgün olduğunuzu söyleyerek “hayır” demenin savaşa davet olduğunu aklınızda tutun. Tek yapmanız neden “hayır” demeniz gerektiğini bilmek ve bunu aktarmak.
Kendinize değer verin, size nasıl davranılmasını istiyorsanız, kendinize öyle davranın. Kendinize verdiğiniz değeri ilk gösteren şey kendinizi sevmek, yapmak istediklerinize odaklanmak, seçimlerinizi yapmak, sevdikleriniz ile zaman geçirmek, yaşam enerjinizi dengeli kullanmaktır.
Eğer “hayır” demek istiyorsanız, saygıyla ve sevgiyle “hayır” deyin.
Yaşamınıza eklemek istediğiniz her şey için önce yapacağınıza inanın ve vazgeçmeyin.
Kullandığınız tüm kelimeler gibi, “hayır” kelimesi de sizin seçiminiz olsun ve yaşamınıza değer katsın.
Bazen şirketlerin işçi çıkarmaktan başka seçeneği kalmaz. Ama acı gerçek şudur ki, çok sayıda şirket bütün yol boyunca yapması gereken şeyi son ana bırakır.-ev temizliği. Bu bir ikiyüzlülük haline gelir. Nasıl mı?
Yönetici olmak her zaman kolay bir iş değildir, ama yönetici olmayı bir kez kabul edince, çalışanlarımıza karşı sorumluluklarımız vardır ve bu da, onları kendi durumları konusunda sürekli bilgilendirmemizi gerektirir. Hiç bir şirket titiz bir değerlendirme sisteminden yoksun olmamalı ve hiç bir yönetici onu uygulayamaz hale gelecek kadar zayıf düşürülmemelidir.
Sorun performans değerlendirmeleri sonucunda gerçekten durumları vahim olan kişilere yöneticileri tarafından durumları olduğu gibi söylenmediğinden, onlara nazik ve müşfik davranıldığından çok sayıda şirket sözünü ettiğimiz zor duruma düştüğü zaman ikiyüzlülük yapmak durumunda kalır.
Kötü sonuçlarla karşı karşıya kalan yönetim ekibi maliyetlerin hemen düşürülmesine karar verir. Şirketteki bütün yöneticiler bu konuda alacakları en acil önlemin işçi çıkartmak olduğunu düşünür ve diyelim, N bölümünün yöneticisi iki kişiyi işten çıkarır. Oysa bu olağanüstü nazik yönetici o güne kadar çalışanlarına hep ne kadar iyi olduklarını söyleye gelmiş ve ikramiye verme zamanı geldiğinde onları eşit şekilde ödüllendirmiş, hatta birçoğu eğitime göndermiştir. Ama yükseliş dönemi sona eripte işler kötü gitmeye başlayınca, kimlerin ayrılması gerektiğini çok iyi bilir. Bunlar, üzerlerine düşeni yıllardır yapmayan X ve Y dir.
Haberi vermek için bu iki kişiyi ayrı ayrı yanına çağırır;
Her ikisi de “Niye ben?” diye sorar.
Eveleye geveleye verdiği yanıt, “Sen, çünkü yeterince iyi değildin.” olur.
“Ama bana 30 yıldır hep iyi olduğum söyleniyordu! Şimdi ne oldu?”
Yerinde bir soru.
Eğer bu yönetici onca zamandır personel işini doğru yürütüyor olsaydı, zavallı X ve Y için işten çıkartılmak böyle büyük bir şok yaratmayacaktı. Durumlarını bildikleri için, şirketi çoktan, kendileri terk edeceklerdi. Oysa şimdi, kendilerine yeni bir işi bulmak zorunda bırakılıyorlar.
İşte bu şirketin ve yöneticinin ikiyüzlülüğüdür.
Arkadaşlar Liderlik kolay değildir. Mutlaka HAYIR demesini bilmeniz gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here