KENDİSİ İÇİN BİRŞEY YAPARKEN SUÇLU HİSSEDENLER

186

KENDİSİ İÇİN BİRŞEY YAPARKEN SUÇLU HİSSEDENLER

Bir Ebeveyn, kendi duygu ve yaşantısının sorumluluğunu çocuklarına yüklemişse o çocuk kendisi için bir şey yaparken,yalnızken veya eşiyle mutlu olduğunda bile hüzün ve suçluluk hissedebilir.

Ebeveyn hasta ise, depresif ise, karamsar ise, pasif bir yaşam sürüyorsa, sorumluluk almak yerine sürekli kurtarıcı arıyorsa, çocuklarına büyük yük yükler. Ebeveynler, çocukların küçük yaştan itibaren kendilerini mutlu etmesini, destek olmasını,hatta anne-baba arasındaki sorunlarda bile görev almalarını isterler. Bu yüksek sorumluluk, çocukları sürekli baskı altında tutarken, çocuklar da erken büyür. Sürekli bir çaba içinde olurlar. Sürekli para kazanması,anne-babasına bakması,onların yanında olması gereken biri gibi düşünür. Hatta bu misyonla dünyaya geldiğine inanır. Bu çocuklar evlendiklerinde ise aile travma yaşayabilir. Beslenme kaynakları,güvenceleri artık görevini başkasına yapacaktır.

Ebeveynler, terk edilmişlik duygusu içinde hem çocuklarına hem de onların eşlerine tepkisel davranırlar. Ebeveyn ve çocuk arasında sağlıklı bir ayrılış olmadığı için evlenen çocuk, Kendini sürekli suçlu ve borçlu hisseder.

Ailesine karşı sürekli birşey yapmak zorundaymış gibi hisseder. Hatta evlendiği için sanki onları ihanet etmiş gibi düşünür.

Enteresandır ki bu çocuk, kendisi için bir şey yapmayı öğrenmemiştir. Yani bireysel mutluluğu bilmez. O ancak, birilerini mutlu ederek mutlu olmayı öğrenmiştir. Yani dolaylı yolla mutlu olmak.

Peki nasıl bir eş seçmesini bekleriz ?
Tabiki Dolaylı mutlu olma yöntemini kullanabileceği bir eş seçecektir.
Yetişkin olduğunda ,gider ebeveynlerine benzeyen bağımlı ve sürekli ilgi ve destek bekleyen belki de bağımlı bir eş bulur. Çünkü üzerine yüklenen kurtarıcı misyonu, kurtarılmaya ihtiyacı olan birini her zaman çekici bulur. Kurtarıcı arayan ise, böyle bir birini elinden kaçırmak istemez.

Bu çocuk ( yetişkin), bağımlı-beklentili bir Ebeveyn ile aynı özelliklere sahip bir eş arasında zamanla boğulma yaşar. Iki taraf ta mutluluklarını onun üzerine fixlemişlerdir. Mesela bağımlı anne-bağımlı eş gibi.

Bu şekilde büyüyen bir bireyin temel sorunları:
1. Suçluluk Duygusu
2. Sınır koymayı bilmemek
3. Ne istediğini bilmemek
4. Kendi başına mutlu olmayı bilmemek
5. Yalnızlık korkusu
Bu döngüden nasıl çıkılabilir ?
Başkalarının beklentilerini gidermek zorunda hissetmek, bağımlı ilişkileri sürdürmek zorunda kalmak, birinin istediğine hayır dediğinde “suçlu” hissetmek, bu yaşamsal döngünün benzinidir.Eğer insanların beklentisini karşılamak, insanları sırtlamak zorunda hissetmezsek, suçluluk da hissetmeyiz. İçimizdeki suçluluk duygusuyla baş edemezsek,haksız beklentilere karşı koyamayız. Enteresan ki, siz onların hayatından çekildiğinizde de sistemleri bir şekilde yürütürler. Yani herkes, iş başa düştüğünde kendi işini kendisi yapabilecek güce sahiptir.

Böyle bir döngü içine giren biri öncelikle artık kimseyi sırtında taşımaması gerektiğiyle yüzleşmelidir. ( Eşi,annesi, babası, kardeşleri hatta çocuğu) eğer sınır çizmek istiyorsa, insanların beklentilerine “hayır diyebilme “ becerisini geliştirmelidir. Çevresindeki insanların tercih ettiklerini ( mutsuzluk, çalışmama, borç, yalnızlık..) kendi sorumluluğu gibi görmemelidir. Sınır koydukça gelecek olan eleştirileri, suçlamaları hatta terk etme girişimlerini iyileşme olarak bilmeli, istediği olmadığı için küsen ve gidenlerin peşinden de gitmemelidir.

( Belki de eşiniz annesinizle size kullanmak,sizden faydalanmak nedeniyle çatışacaktır. Eşiniz haklılık şeması olan bir bağımlı olabilir. Anne veya bananız da öyle .”Yapmalısın, yapmak zorundasın”lı cümlelere karşı koydukça herkesin kendi sınırına çekilmesini sağlayabilirsiniz.) Siz iki tarafa net sınır çizdiğinizde bu çatışmalar da kendiliğinden bitirebilir.)

Kendi zevklerini, mutlu olduğu şeyleri bulmak için kendine biraz daha odaklanmalıdır. ( bunlar normal şartlarda 18 yaşına kadar keşfedilebilir). Spor, gezi, sosyal yaşam, bireysel aktiviteler gibi…

Son olarak çekirdek korkusu olan “yalnızlıkla” yüzleşmelidir. Yalnızlığın güçsüzlük veya boşluk değil, kişinin kendisini mutlu etmesi içni iyi bir durum olduğunun, hayat boyu sürmeyeceğini, tercih edilen bir şey olduğunu bilmesi ve bununla barışık olması gerekir.

Özetle:
Kimse sizden habersiz, sizin üzerinize hayat kuramaz.
Siz kimseyeböyle bir söz vermediniz. Vermeyiniz de.
Birinin çocuğu olmak, birinin eşi olmak, onu sırtlamayı gerektirmez.
Her şeyinden sorumlu olmayı da gerektirmez.
Artık 2 yşaındaki çocuğun yemek yemesini bile kendi sorumluluğuna bırakırken,yetişkin insanların yaşam kalitesini, yaşam düzeyini, seratonini üstlenmek, fedakarlık değil, boyuneğmek ve hamallık olur.
Kendinizi mutlu etmek, sizin görevinizdir. Çekinmeyin, korkmayın,suçlu hissetmeyin, başkasıyla kıyaslamayın. Başarı,para, mutlu olmak,..
Bunlar kader değil tercihtir.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here