NEDEN İNSANLARA ÇOK DEĞER VERİYORUM?

1480

NEDEN İNSANLARA ÇOK DEĞER VERİYORUM?

Günümüzün en büyük ççelişkisi gibi görünüyor  “çok değer vermek”.

Çoğu insan çok değer verdiği içni zarar gördüğünü, başına ne geldiyse çok değer verdiği içni geldiğini, tek hatasının çok değer vermek olduğunun sölüyor.

Bütün insanlara değerlidir.  Bütün insanlar “değer” olarak eşittir. Sadece kişinin ruhsal ve zihinsel yapısı nedeniyle “değersiz hissetme” kavramı vardır. Değersiz hissetme, bir başka birinin varlığı ile ortaya çıkan bir durumdur. Kendi değerinin farkında olmayan  kişi, bunu başkalarının üzerinden almaya çalıştığı için “onlara adeta bağımlı “ hale gelir.

Meselenin özü değer vermek değil, “aşırı veya çok” değer vermek diye tanımlanan yüklemelerdir.

Çok değer vermenin bir tercih olduğunun, ister o talep etsin ister biz ihtiyaç duyalım, bunun  sürekli olmasının bizi beslediğini kabul edelim.

Kendi yaşamımızı kuramadığımızda, kendimizi mutlu edemediğimizde, dışa açılmaya başlarız. Başkalarını mutlu ederek, onların hayatında işe yarayarak, onların yaşamında sorun çözerek “değer” görmeye çalışırız. Aslında farkında olmadan “koşullu değer” ilişkisi kurmaya başlarız.  Biz onun işine yarayacak, o da bize zaman ayıracak, ilgi gösterecek, iletişim halinde olacak. Lakin bir sorun var. Bu denklemde  en zor görevv, iş yapanındır. Sorun çöz, yardım et, sürekli ara, sürekli idare et gibi eylemler, kişiyi zamanla daha fazla değer ve ilgiye muhtaç hale getirir.  Değer almak için çabalaladıkça daha fazla değere ihtiyacımız olmaya  başlıyor.

Peki  neden çok değer veriyoruz?

  1. Bağ kurma ihtiyacı- Yalnızlık
  2. Güvende hissetme ihtiyacı
  3. Aynısı görme ihtiyacı – Duygusal yoksunluk
  4. Takdir ve onay görme ihtiyacı

Bu dört madde, bizim ihtiyaçlarımızın “çok değer” verme eyleminin alt yapısını oluşturmaktadır.

Yalnız olma, kendini güvende hissetmeme,  duygusal  yoksunluğa sahip olma ve toplumda takdir ve onay görmek (sevilmek ) için insanlara çok değer vermek, kişinin aslında kendi ihtiyaçlarının giderilme yöntemidir.

O halde şu noktaya gelebiliriz. Değer vermek değil, bir kişiyi yüceltmek, onu değer atfetmek, onu vazgeçilmez kılmak, çok güvenilirgörmek, bizim o dönemki ihtiyaçlarımızla alakalıdır. Hangi dönem en çok neye ihtiyacımız var ise, o dönem o kulvardaki insanlara çok değer ve önem atfediyoruz. Bu ihtiyaçlarımız giderildiğinde ya da aksine giderilmediğinde onu suçluyoruz. Çok değer verdiğimizi,bu değeri hak etmediğini,  layık olmayan birine değer verdiğimiz için üzüldüğümüzü söylüyoruz.

En önemli şifre , değer yüklenen kişiyle ilgili düşüncemizin bizim tarafımızdan oluşturulması, yine bizim tarafımızdan da yıkılmasıdır.  Yani onu yücelten de tatmin olduktan ya da olamadıktan sonra aşağılayan da biziz.

 

Çok değer atfederek ne yaptırmaya çalışıyoruz?

 

Çok değer vererek, onu verilen  değer ile kontrol altına almaktır.

Onu  beslerken, kendi beslenmesini de ona bağlamaktır.

Haklılık  ilişkisi kurmaktır. “Ben veriyorsam, sen de vereceksin.”

Kendi yaşamının sorumluluğunu almak yerine başkasınınkini  alarak yüzelşmekten kaçmaktır.

“sana çok güveniyorum” diyerek, güven kırıcı hareketleri engellemeye çalışmaktır.

Sensiz olamam gibi bir önem atfederek, terk edilmenin önüne geçmektir.

Bunları da “fekedarlıklarla, onu çıkardığı yerle ödüllendirerek, onu kutsallaştırarak”  yapmaktadır.

Böyle bir sistem içinde olan diğer kişi de, gerek konfor ihtiyacının giderilmesi, gerekse aldıı yüksek duygusal, belki cinsel, belki ekonomik beslenme ile sistemin sürdürücüsü olmaktadır.

Diğer kişi, tatmin olduğunda, kendi ayakları üzerinde durduğunda, başka bir kaynak bulup gittiğinde ise, değer atfeden kişi tarafından nankörlük  olarak görülmekte, kendini de kullanılmış olarak hissetmektedir.

Çoğu zaman bu sistem, alıcı (belki bencil de denilebilir) veya mağdur ile  yoksunluk yaşayan  veya başkası üzerinden yaşayan ( kısmen bağımlı denilebilir) iki kişinin birbirini bulması ile kendini  yaşatır..

Neden başımıza gelen onca şeye rağmen bu  tarzımızdan vazgeçmiyoruz?

Ana nokta, bu sistemin bizim için bir mutlu olma ve “değerli” hissetme yöntemine dönüşmesidir. Hayatımızda belli sayıda insanın olması gereken yere, yeni tanıştığımız  veya ihtiyaç duyduğumuz insanları koyduğumuz için sık sık aynı sonuçları yaşamaktayız.

Başka bir ilişki kurma yöntemi bilmediğimiz, ya da bildiğimiz halde kendimize güvenmediğimiz için en kolay ilişki sürdürme yolu olan “ iş görme” yoluyla sürdüyoruz.

Diğer yandan çoğu fedakarlıkta olduğu gibi, kendi sorunlarımızı, kendi yaşamımızdaki boşlukları  görmekten kaçtığımız için başkasının yaşamında dolaşmaktayız.

Israrla ve inatla çok değer verip, bizi asla bırakmayacak, asla hayla krıklığına uğratmayacak insanlara aramaya devam ediyoruz. Şayet, o alanda verdiğimiz emeği kendi yaşamımızı oturmaya vermiş olsak, arayan değil, aranan,  yücelten değil, olması gereken kadar anlam yükleyen ve karşılığını alamadığında hemen bitiren değil, uzun ve sürdürülebilir ilişkiler kuran kişi oluruz.

Öneriler:

  • Hayat boyu bize yanlış yapmayan, bizi hiç kırmayan kimse hiç olmayacaktır.
  • Yanlışların ortaya çıkmasını engellemek yerine onlarla baş etme yöntemlerimizi geliştirmeliyiz.
  • Bir gün üzülmemek, terk edilmemek için bunu yapmayacak (mükemmel) kişinin peşine düşmek yerine,  güven dolu, eşit  ve mutlu ilişki kurmaya odaklanmalıyız.
  • Fedakarlığa, yardıma veya sadece almaya odaklanan insanlara değil, eşit ( yetişkin-yetişkin) ilişkisi yürüteceğimiz kişilere yönelmeliyiz.
  • Evliysek, kendimizi ihmal etmemeli, tüm beklentimizi eşimiz veya çocuğumuza yüklememeliyiz.
  • Evliliğe yatırım yapmak yerine, yaşamak gerektiğini unutmamalıyız.
  • Yeni tanışmalarda yeterince tanıma süreci bırakmalıyız. Yoksunluklarımızdan dolayı hemen anlam yüklemek yerine tanıma sürecini uzun tutmalı, ilişkiye hemen yatırım yapmamalıyız.
  • Başkası üzerinden mutlu olmayı değil, onlarla beraber eğlenmeyi ve bağ kurmayı geliştirmeliyiz. Kendimizle, yalnız kalışımızla, kendi hobilerimizle barışık olmalı, bunlarla da mutlu olmak için çabalamalı ve buna kendimizi ikna etmeliyiz.

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here