Ana Sayfa Blog

Mutlu bir ilişki için…

Mutlu bir ilişki için…

Saygı görmek istiyorsan saygın olacaksın.
Değer görmek istiyorsan değer katacaksın.
Özlenen olmak için bağ kuracaksın.
Aranan olmak için iletişim kuracaksın.
Sevilen olmak için seven olacaksın.

Hiç bir katkıda bulunmadan değer-sevgi fedakarlık beklemek; 0-3 yaş çocuğun içgüdüsel düşüncesidir.

Katkı sunmadığın bir ilişkide zamanla ihmal edilmeye,yok sayılmaya beklediğini alamamaya başlarsın.

İlişkiler(özel veya genel), bir alışveriş dengesine göre yürür. Karşılıklı olması,yetişkinlik kuralıdır. Karşılıksız sevmek-sevilmek,doğru ve geçerli bir sistem değildir. İnsan her sevginin mutlaka karşılığını görür.
Saygı,değer,güven,samimiyet,merhamet gibi. Gördükçe de kendi diliyle sevgisini sürdürür.
Kısacası; mutlu bir ilişki iki tarafın da katkıda bulunduğu bir ilişkidir. Tıpkı tencereye bir şeyler katıp beraber yemek gibi..


Sevgilerimle..

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Değersizlik hissi, aşırı fedakarlığa götürür

Koşullarla aldığın ilgi ve sevgi, karşıdakinin verdiği değil, senin elde ettiğin, elde etmek için de çabaladığın(fedakarlık,boyun eğme,sorumluluk alma) ilişki modelidir. Koşullu sevilmeye inanmışsan, koşullu sevenlere yönelirsin.

Seni olduğun gibi sevenleri sıkıcı bulur, seni kullanacak ya da sana ihtiyacı olanları çekeceksin..

Alıştığın sistem, senin çabaların üzerine yürüyecek, karşı tarafı beslemediğinde ise senden uzaklaşacaktır..

İşte sırf sen veriyorsun diye, sırf sen besliyorsun diye sana ilgi gösteren, vermediğinde ise uzaklaşan  kişi, içindeki değersizlik hissini en çok kronikleştiren kişidir..

Bu tip insanlar, içten sevmez,

İstediği olmadığında değersizleştirir.

Seni yok sayarak veya terk ederek motive etmeye,istediğini yaptırmaya çalışır.

Karşıdaki kişi seni, baş edemediğin duyguları sana hissettirerek kontrol altında tutar. Onlara sınır çizmekten önce, o esnada hissettiğin duyguları bulup onlarla baş etme yöntemleri seçmelisin.

neler olabilir ?

-Sevilmeme

-Değersiz hissetme,

-Yalnızlık hissi ( çaresizlik),

-Yetersizlik..

gibi.

bu duyguları yaşamamak için, sürekli onay alacağın, takdir göreceğin, kendini güçlü hissedeceğin eylemlerde bulunursun…

Neler yaparsın?

-Aşırı fedakarlık,

-Başkalarının sorumluluklarını üstlenme,

-Başkalarının hayatına müdahale etme,

-Boyun eğme,

ve bunların sonucunda da bu ilişki tiplerine bağımlı kalmak gibi..

Yol haritası:

Sınır çizmeme ve koşullu sevgiye neden olan hisleri tespit etmek,

kişisel mutluluk üretimini arttırmak,

Koşullu sevgi ile kurulan ilişkileri eşit-eşit düzeye adım adım getirmek.

Yalnızlıkla baş etme yöntemleri geliştirmek..

Konu ile ilgili kaynak kitabım:    https://www.dr.com.tr/Kitap/Dusundugun-Gibi-Degil/Egitim-Basvuru/Kisisel-Gelisim/urunno=0000000642911

 

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

SENİ HİÇ BİR ŞEY ÜZEMEZ,SEN İSTEMEDİKTEN SONRA

Çok iddialı değil mi ? ama gerçek..

Hayatımız boyunca inişler,çıkışlar, ayrılıklar, kavgalar, iflaslar,haksızlıklar vb. gibi bir çok şey yaşarız. Bunları yaşadığımız anlar, bizim için en ağır  ve en duygu yüklü anlardır.  Çok ilginç zamanla ise etkileri ve hayatımızda kapladıkları yerler değişmeye başlar.  Oysa bir sorun büyükse hep büyük, küçükse hep küçüktür. Duruma ve yere göre gerçeklik değişmez.  Fakat yaşantılarımızı, mekansal ve zamansal olarak farklı algılar ve yorumlarız. Mesela, bir boşanma olayı yaşadık.  O süreçte bu çok ağır gelebilir.Büyük bir başarısızlık, terk edilmişlik,çaresiz kalma,dışlanma gibi algılanabilir. Zaman geçtikçe ise, aksine aslında bir kurtuluş, kendin olabilmenin ilk adımı olduğu da ortaya çıkabilir.  Peki bu farklılık neden ortaya çıkıyor?

Farklılığın temeli, olaylara atfettiğimiz anlamlar ve yorumlardır. Az önce örnek verdiğim boşanma olayında olduğu gibi, bunu felaketleştirebiliriz de olması  gereken bir olay olarak görebiliriz de.  Tıpkı ölümler ve  kayıplar gibi. Mesela her insan, öleceğini bilerek yaşar. Hatta öleceğini bilerek yaşayan tek canlıdır insanoğlu. Ama bir yakınımızı kaybettiğimizde dayanılmaz acılar yaşar, hayatımızın bir daha düzene girmeyeceğini düşünürüz.  Oysa şuan dünyadaki en başarılı-en güçlü insanlar da birçok yakınını kaybetmiştir, ama hayata dört elle sarılıp yoluna devam etmektedir.

Yaşadığımız/başımıza gelen bir olayın bu kadar bizi etkilemesi; bizim yapısal özelliğimiz, yetişme şeklimiz ve öğrenme şeklimizden kaynaklanır. Her ne kadar yapılsa/genetik nitelikler önemliyse de bunları değiştirmek ve  zamana uydurmak mümkündür. Hayat depresif bakan birinin bunu değiştirmesi ( istemesi halinde) mümkündür. Kaldi ki hayatı ve olayları olumsuz ve abartılı algılayan herkesin genetiğinde bu yoktur.

Tüm yaşamımız boyunca bilmemiz gereken şey şu :” hayatta her şey başımıza gelebilir. Bunlar olabilir ver herkesin de başına gelebilir şeylerdir. “ şayet başımıza gelen şeylerden dolayı hayatı veya kendimizi suçlarsak, olaylardan çok pişmanlık, suçluluk ve haksızlığa karşı ezilmişlik duygularıyla savaşırız. O halde olumsuz bir duygunun bizi yıllar boyu esareti altına almaması için her olayı gerçekçi yorumlamalı, kendimizi suçlu veya kurban rolüne yerleştirmemeliyiz.

Hayatta her şeyi çözebileceğine inanan insan, hiçbir şeyden dolayı demoralize olmaz. Sonuna kadar çabalar. İstediği noktaya ulaşmasa bile en azından başladığı noktada değildir. O halde bir şeye ederinden fazla üzülmek, kısmi olarak yetersizlik ve cesaretsizlik göstergesidir. Bu ise, denenmemiş bir  cesaret ve gücün sonucudur.

Kendimize olan güvenimizi tamamlarsak, kendilik potansiyelimizin farkına varırsak, bizi çok üzen şeylerin aslında o kadar da büyük sorunlar olmadığını göreceğiz. Çok fazla üzüntünün altında, çok fazla güçsüz ve çaresiz hissetmek yatar.

Şimdi en çok üzüldüğünüz bir konuyu düşünün..  Neden bu kadar üzülüyorsunuz?  Sizi üzen konu mu onu çözememek mi? Aslında çözebileceğimize inandığımız her şeyde daha güçlü hissederiz. İster gelecekle ister geçmişle alakalı olsun fark etmez.  Fark eden tek şey, bizim olayı gözümüzde çok fazla büyütmemizden başka bir şey değildir.  Bir şeyi  gözümüzde ne kadar büyütürsek, çözümünü de bir  o kadar büyütürüz. Oysa genel olara ben tüm olaylara “ederi kadar” değer vermeyi” öneririm. Yani gerçekçi bakmayı öneririm. Küçültürsek, başarısız oluruz, büyütürsek hiç adım atamayız.

Şimdi de şunu düşünelim.

Sizce dünyadaki en büyük acı sizin için ne olabilir?   Bu sorunun cevabına “ kimler bu acıy yaşayıp kabullendi, normale döndü?  O kadar çokki.. O halde hayatta kaldırılamaz acı, kabullenilemez yaşantı yoktur. Aklınıza gelen en trajik olayın bile üstesinden gelen  o kadar çok kişi var ki.

Bir de inanç boyutunda bakarsak, kader ve inanç sistemimizde, elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra kabullenmek gerektiği belirtilir.  Bunun yanında her zaman her şeyin de başımıza gelebileceğini de belirtir dinimiz . O halde bizim yapacağımız şeyler,bunların başımıza gelmemesini sağlayacak alt yapıyı sağlamak, geldiğinde ise onunla baş etmeyi sağlamaktır. Bu bir teslimiyet değil, bu bir savaştır.

Kabullenmek, teslimiyet ve pes etmek değil onu yenmenin ilk adımıdır. Mesela  diyabet hastasının tedavi olabilmesi için ilk adım diyabet olduğunu kabul etmesidir.  “Ben diyabet değilim, olamam” diyen biri asla tedavi olmaz, diyet yapmaz, ilaçlar da kullanmaz. Onun hastalığını kabullenmesi,boyun eğmesi değil, teşhisi kabul etmesidir.

Her olayın bizim üzerimizde tabiki etkisi olacaktır. Makine değiliz. Ama bu etki, olması gerekenden fazla olmamalı ya da yok  az olmamalıdır. Taziyeyi uzatmak ya da yok saymak , her ikisi de sağlıksızdır.

Kendimizi üzmeyeceğimize, olayların bizi üzemeyeceğine inandığımız an, beynimiz çözüm odaklı düşünmeye başlar. “ bu sorunu nasıl hallderim, nasıl üstesinden gelirim” mesajları alır. Aslında insan zor durumda iki seçenekten birini seçer.  Ya hiçbir şey yapmaz sadece üzülür ya da çözüm üretir..

İnsanlar ve olaylar bizi üzmez, onun yerine biz onların bizi üzeceğine inanarak kendimizi üzeriz.” (Albert Ellis).

 

Olayları ele alırken ;

  • Her olayı kendi zaman dilimi içinde kendi koşulları içinde yorumlamalıyız. Bugünün aklıyla dünü, dün yaşanan olayı da bugün yaşamamayız.
  • “Zamanın ruhu” kavramına inanmalıyız. Her olayın gerçekleşmesini sağlayan nedenleri ele almalıyız. Geçmiş, kendi gerçeklerini zamanına gizler.
  • Yaşadığımız her ne olursa olsun, bunun tıpkı ölümler, kayıplar veya dibe vuruşlar gibi zamanla geçeceğine inanmalıyız. Biz istemedikten sonra hiçbir olay yaşadığı andan öteye taşınmaz.
  • Olayların ve yaşantılarımızın uzun süre etkisinde kalmamak ve olumlu veya pozitif yerine gerçekçi yorumlamak için, geçmiş ve gelecekle bağlantı kurmamalıyız. Sadece o anki olaya odaklanmalı, köklendirmeden yorumlamalıyız. Mesela size yapılan bir haksızlık için “ daha önce de yapıldı, ben bunu hak mı ediyorum, bu sefer çok sert tepki vermeliyim” gibi söylemler yerine “ öncekiler başka bu başka. Nedenleri de yapanlar da farklı” diyebilmeliyiz.
  • Yaşanılan her olayın bir çözümünün olduğuna inanmalıyız.
  • Üzüntüye saplanmak, hiçbir şey yapmamaktan kaynaklanır. Ya üzülün, ya da bir şey yapın.
  • Devamlı üzüntü veren olayı düşünmek, üzüntüyü arttırır. Üzüntüyü kesmek istiyorsak, önce onu düşünmenin hiçbir şeyi çözmeyeceğine inanmalıyız. “Düşünmek, çözmek değildir”.
  • Nasıl düşürsek, öyle hissederiz. Kalp atışlarımızın düşüncelerimize bağlı olduğunu unutmamalıyız.

 

Hayat bize her gün sorun sunacaktır.  Ya çözmeyi öğreneceğiz ya da sadece üzüleceğiz.

 

 

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Kendini mutlu eden biri ol

Kendini mutlu eden biri ol
Mutlu olmak, kendine olan borcundur. Bu borç, başkası tarafından ödenmez. Kendini ne kadar mutlu edersen, borcun o kadar azalır. Bu borcu ödemek için taşıma su yerine sabit kaynaklar edinmelisin. Taşıma su ile mutlu olunmaz. Ancak anlık rahatlık verir.

Eğer sağlam kaynaklar istiyorsan, sosyal bir insan olmalısın.

Arkadaşların olacak, onlarla zaman geçirmelisin. Küçük anlaşmazlıklardan dolayı onlardan ayrılmamalısın. Kendini onlardan üstün tutmamalısın

Arkadaşlarınla ilişkin, iyi hissetmek-iyi hissettirmek odaklı olmalı.

Sadece iş görmek, menfaat odaklı olursa, kullandığın kadar kullanılırsın. Sen zaten iyi bir arkadaşsan onlar zaten sana her zaman yardımcı olacaktır. Bu doğal gelişmelidir.

Sana faydası olduğu için dostlarını sevmemelisin.

Sen onları her durumda sev. İnsanlar sevdiklerine zaten her zaman destek olurlar. Sadece mutlu olduğun ve iyi zaman geçirdiğin insanlarla kalıcı dostluklar kurabilirsin. Bunları paylaşamadığın insanlarla arkadaşlığı derinleştirmeye gerek yok. Herkesle anlattığın kadar samimi olursun. Ne kadar güveniyorsan o kadar güven yüklemelisin. İlişkilerin samimiyet içermesi için pazarlıksız, yatay ve kar amaçlı olmamalıdır. Arkadaşlık ve dostluk, duygu işidir. Farklı düşünen ise ticaridir. Herkesin seni sevmesini istememelisin. Senin de sevmediklerin var.

Hobilerin olacak.

Hayatı tek odaklı yaşamayacaksın. Hayatın, iş, çocuk, ev veya eşten ibaret olmayacak. Sevdiğin aktiviteleri keşfedeceksin. Bunlar senin hobin olacak. Seni, günlük sorunlara ve sıkıntılara karşı şarj edecek. Hobilerinle kafanı dağıtacaksın. Zihninde büyüttüğün sorunları olması gerektiği düzeye indireceksin. Hobilerinle gevşeyeceksin. Saplantılardan uzaklaşacaksın. Aynı zamanda, hayatın tek bir amaç olmadığını göreceksin.

Şükretmelisin..

Hem sahip oldukların için hem de var olduğun, sağlıklı olduğun için. En başta el alemin eline bakmadığın için. Sağlıklı oluşun için her zaman şükret. Nefes aldığın için, aile ve akrabaların olduğu için, seni seven dostların olduğu için, prensiplerine uygun yaşadığın için, içindeki başarma gücüne sahip olduğun için, işin için, eşin için çocukların için şükretmelisin.

Kendini sürekli tanımaya çalışmalısın.

Zayıf yönlerinin farkında olmalısın..Bunlarla barışık olacaksın.

Yüzleşeceksin.

Reddetmeyeceksin.

“Evet şu konuda zayıfım” diyebileceksin.

Ret edersen kendini geliştiremezsin. Yok saydığın bir sorununu çözemezsin.

Değer verdiğin ve güvendiğin insanların önerilerine kulak vermelisin.

Her attığın adımda her yaptığım aktivitede mekanik bir fayda hesabı yapmak yerine, kendimi iyi hissetmek ve mutlu etmek odaklı yapıp spontane yaşamalıyım.

 

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

İnternet aşkları patladı gidiyor.

İnternet aşkları patladı gidiyor.

Çünkü kolay, pratik maliyetsiz.. Oturduğun yerden iltifatlar sallayabilirsin.
Konuyu sürekli ya ciddi ilişkiye ya da sexe getirirsin.

En güzel ve makyajlı fotonu profil resmi yapabilirsin.

Boyunu göstermemek için sadece boyun üstü fotoları gösterebilirsin.

Hatta kilolu isen milattan önceki fotolarını da koyabilirsin. Mesleğine “ üst düzey yönetici yazar, ama kendini bile zor yönetirsin.

Birine bakıp çıktığın mekânda ordaymış gibi check-in yapar, Mağazada denediğin kıyafeti de almışsın gibi pozlar verirsin.
Sürekli keşfedilmeyi bekleyen Hint kumaşıymış gibi anlatırsın.
Eski ilişkilerin soruldu mu çekinmeden hemen onları suçlar, Hiç hatan yokmuş gibi anlatırsın.

Hatta, tek suçum çok değer vermekti diyecek kadar da egolu olur, Ben suçun bile asilini işlerim dersin.
Baklavalı karnını,
Trafikte arabanı,

Çok arkadaşın varmış gibi ortamını,

Çok yoğun çalışıyormuşsun gibi havanı Hiç eksik etmezsin.. Sürekli çok değer vermekten ve çok sevmekten zarar görmüş mağdur edebiyatı yaparsın.

Her konuda “ben farklıyım” görüntüsü çizersin.

Bunları yaparken de bir de güvensizlikten bahseder, toplumun bozulduğundan yakınırsın.
Bilmez misin esas güvensizliği bulaştıran sensin.
Bilmez misin?

Zamanla , olan ile yansıtılanın farkını terk edilmekle ödeyeceksin.
Her terk edilme ile bir değersizlik daha kazanacaksın.

Kendin olamadığın için sürekli maskeler ve yalanlar içinde kalacaksın.
İnsanların seni değil, yansıttığın maskeyi seveceğini ve Gerçek ortaya çıktığında da yalanınla baş başa kalacak olanın sen olacağını.. Sen en iyisi yine kendin ol.

İster reelde ister hayalde,
Kendini en başta olduğun gibi ortaya koy.
Seven tam sever,
sevmeyen zarar vermeden gider.
Sonuçta şekil başlatır,öz sürdürür.
Ve önemli olan başlatmak değil, sürdürmektir…

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Aklında bir sevgili profili yaratıyorsun.

Aklında bir sevgili profili yaratıyorsun.
Ona uygun muyum değil miyim? Diye sormadan..
Sonra yarattığın bu profile uygun kişiyi bulduğunda,onun da bir profilinin olduğunu umursamadan beklentilerini sıralamaya başlıyorsun.
Şayet istediğin profili bulamadığında ise,bulduğunu olması gerekene zorluyorsun.. Çoğu zaman da farkında değilsin, bunun seninle ilgili olduğunu.
Onu sürekli değişime zorlarken “kabullenmeyi” düşünmüyorsun.
Kendi bakış açını sorgulamak yerine onu sorguluyorsun.
Kendi standartlarını,kendi mutlululuğunun temel taşı olarak görürken,
Bu standartlarının mutsuzluğunun belki de temel nedeni olduğundan habersiz olacaksın.

Senaryon yanlışsa oyuncuyu değiştirmekle iyi bir film çıkaramazsın.
Ayşe gider,fatma gelir.
Ahmet gider Ali gelir.
Ama sonuç hep aynı olur…

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Koc koca yalanlar

Koca koca yalanlar

Siz normalleştirin erkeğin aldatmasını.
Başarı,
Özgüven göstergesi,
Erkeğin doğası olarak yansıtın.
Yansıtın ki, aldatanlar temize çıksın,
Aldatmayanların da alt yapısı olsun..
Öyle bir yansıtın ki;
Kadının tek suçu evinin hanımı olması olsun,
Arkasında dönen dolapları bilmemesi yapanın kusuru değil onun aptallığı olsun..
Kadınlar kendini hep “ hak edecek ne yaptım?” Diye suçlasın.
Evdeki ile rutinleşenin, eldekine gitmesi normalleşsin.
Dışardaki kadın daha özgüvenli,daha çekici görünsün.
Üçgen ilişkinin ne cazip olduğunu görsün..
Öyle bir yansıtın ki;
Tüm kadınlar her an aldatılabileceklerini düşünsün.
Kadınlar, erkeklere güvenmesin,
Bekar kadınlar da evlenmesin..
İşte diziniz “KOCA KOCA YALANLAR” bunun üzerine kurulmuş.
Komedinin yanında verilen mesajlar,çoğu kadının yarasını kanatmaya devam ediyor.
Zengin evli erkeklerle birlikle olmayı başarı olarak gösteren,
Sırf diğer kadının varlığının motivasyonu ile mükemmeli oynayan 2. Kadının yüceltilmesi de cabası.
Muhtemelen ilerleyen bölümlerde seyircinin içine su serpmek için kadınların intikamları devreye girecek.
O da ayrı bir sorun..

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Erkek bileğine, kadın da diline güvenmekten vazgeçmeli..

• Iletişim ile çözemediklerinizi fiziksel veya sözel şiddetle çözmeye çalıştığınız için, agresif ve çatışan kadınlar yarattınız.
• Kadınları sürekli güçsüz görerek çatık kaşlı kadınlar yarattınız.
• Onları ikinci sınıf gördüğünüz için,kendileri olmak yerine, sürekli erkeklerle yarışan bir Kadın profile yarattınız.
• Ayakkabısından tahrik olduğunuz için istediği gibi değil, korunmak amaçlı giyindirdiniz.
• Fiziksel gücünüzle her şeyi çözeceğinize inandığınız için kendinizi geliştirmeye gerek duymadınız.
• Tv dei zlerken bile Tecavüze uğrayanda, şiddete maruz kalanda kusur aradınız.
• Başkasının karısına kızına baktığınızda onları suçladınız. Sizin karınıza kızınıza bakıldığında ise bakanlara saldırdınız.

Erkek bileğine, Kadın da diline güvendiği sürece çatışmalar bitmez…

Sözün özü;
Hukuki haklar dışında eşit değiliz. İnsan cinsinin iki farklı cinsiyetiyiz. Yarışmak ve savaşmak yerine birbirimizin farklılıklarına saygı duymalı, kendi kaygımızı,kıskançlığa, kontrol etmeye ve baskıya dönüştürmemeliyiz…

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Bana diyorsun ki ‘Beni Affet’…

Yaşanan bir güvensizlikten, kırıcı bir söz ve eylemden sonra ikinci en acı veren ise eylemi yapanın hiç bir şey olmamış gibi davranmasıdır.

Böyle olunca da kırılan kırıldığıyla kalmaz, bir de üzerine gururu incinir, değersiz hisseder.
Mesela aldatma olgusunu tedavi etmek için ,aldatanın olayı küçümsemesi,yok saymaması,hemen normalize etmemesi gerekir. Benzer olaylar için de aynı örnek verilebilir.

Biri sana kırdığın güvene rağmen hemen güvenemez.
Yıllarca kurduğun bir imajı birden kırdıysan birden de kuramazsın.
Düzelme ve iyileşme için zamana çabalayarak zamana bırakmalısın.
İçindeki kurt çıkmadan nasıl ki elmayı yiyemiyorsan,sana da güvenmeden sana sarılmasını bekleyemezsin..
Affedilmek için:
-çabalamak
-samimiyet
-zaman tanımak
-sabır göstermek
-üstünü örtmemek
-beraber inşa etmek gerekir.
Devamını kitabım #unutmakmıaffetmekmiden okuyabilirsiniz.. Satın almak için tıklayın..

 

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

Serhat Yabancı TRT-1 de Pelin Çift e konuk oldu

 

 

 

 

 

 

SOSYAL MEDYA HESAPLARIM

196,908BeğenenlerBeğen
83,027TakipçilerTakip Et
12,455TakipçilerTakip Et
3,175AboneAbone Ol

SON EKLENEN YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR