Var mısın? Kendisini keşfetmeye, zorluklarla başa çıkmaya var mısın? Doğan Cüceloğlu yayını

0
153

Doğan Cüceloğlu ve Serhat Yabancı 07.02.2021 Pazar

İnstagram Canlı Yayın

Konu: Var mısın? Kendisini keşfetmeye, zorluklarla başa çıkmaya var mısın?

Serhat Yabancı: Pandemiyi nasıl yorumluyorsunuz?

Doğan Cüceloğlu: Pandemiyi birkaç düzeyde yorumluyorum. 5 doğadan bahsediyor. Biyolojik olarak birbirimizle bağlantı içerisindeyiz. Duygusal bir yaratığız ve biyolojimiz etkileyen inişler çıkışlar içerisine girdiğimizi gördük. Belirsizlik arttıkça güven seviyesi düştü ve belirsizliği belirli hale getirmeye çalışıyoruz inançla. Sosyal yaratıklarız. Duygular, akılı, ilişkilerimizi gözlemledik. Yaşam ilişkiler içerisinde oluşuyor. İzole edilmiş yalnız varlıklar değiliz.

Serhat Yabancı: 82 yaşımdayım yaşamın anlamı bölümünde kitabınızda yaşamın anlamını nasıl tanımlıyorsunuz?

Doğan Cüceloğlu: Hem zihinsel okuma ve öğrenmelerden hem de yaşamımda etkileşimlerden çok önemli bazı alanlar var.

1. Yaşama anlam veren bireyin kendisi ( İç dünyasında onun anlamı insan ediyor.)
2. Yaşam anlamını ilişkiler içinde buluyor.
3. Yaşam bir ekip işi. Onunda farkında varıp sorumluluklar içerisinde yaşam anlamını buluyor. Görüp kendi seçimini almak önemli bir husus anne ve babaların çocuklarını yetiştirmelerinde önemlidir.

Serhat Yabancı:  Bireyin kendi çıkardığı sorumluluklar.

24 –C hikayenizi merak ediyorum bizimle paylaşabilir misiniz?

Doğan Cüceloğlu: 2003 yılında 19 yıl önce Chicago hava alanında oğlum ile birlikteydik. Ben Batı ya o doğuya gitmek üzere ayrıldık. Uçağım geldi uçağa bindim ve 24-D koltuğuna oturdum. Gözlemlerimi yaptım ortamdaki ilişkileri gözlemledim bir davranış bilimci olarak. Meksikalı bir büyükanne torunlarıyla birlikte iki sıra önüme oturdular. Daha sonra genç bir çocuk geldi ve kadına 22-A sizin koltuğunuz mu diye sordu. Kadın İngilizcesi yoktu sanıyorum anlamadı. Çocuk biletini çıkardı anlaştılar ve 22-A koltuğuna oturdu. Sanıyorum kadın torunlarına bilet almamıştı. Torunlardan kız çocuk öne giderek hostese eğer uçak dolu değilse biz rahat oturalım dedi. Hostes geldi çocuğa uçağımız zaten boş sizi önde 6. sıramız boş oraya alalım kızlarda ailesiyle birlikte otursun diye öneride bulundu. Çocuk kabul etti. Kalktı çantasını aldı hostes geldi 6.cı sıradaki koltuğun sahibi geldi dedi. Sizi benim 2 sıra arkamdaki orta koltuk boştu oraya almak istedi. Çocuk pek istemeyerek kabul etti. O sırada benim sol tarafımda oturan kişi ben bu delikanlıya yerimi vermek istiyorum dedi. Ben bileti sonradan aldım belli genç önceden almış ve yerini ayırtmış dedi. Daha sonra hostes önde açılan boş yere genci yerleştirdi. Bu adamın durumu üzerine alınması ile ilgili soru işareti oluştu bende. Kitap okuyordu. Bu kitap ilgimi çekti. İran ve Amerika ile ilgili bir kitaptı. Konuşma fırsatı buldum ve kitabı sordum. İstanbul’dan geldiğimi söyledim. O zaman mutlaka okumalısın bu kitabı dedi. İnişe geçmiştik artık kitabın ismini istedim inelim öyle vereyim dedi. Bu iyiydi aklımdaki soruyu da bu sırada ona sorabilirdim. İndik, konuşmaya başladık. Bir şey dikkatimi çekti neden yerinizi vermek istediniz dedim. Çünkü onun hakkıydı dedi bana. Bu sizi rahatsız mı etti ki dedim. Tabi ki evet dedi.

Bende şu kavram gelişti bir insan kendisine tanıklığı ne kadar önemli. Şunun da farkına vardım insan olgunlaştıkça kendi tanıklığının farkına varıyor.

Bir insan kendi gözünde kendisini sıfırlarsa sahip olduğu hiç birşey onun hayatına anlam katmıyor. En önemli tanık kendisi, kendi vicdanı. Anne- baba, eğitim sistemi bunun üzerinde çok durmalı.

Kendi tanıklığına sahip insan güvenilir insan oluyor.

Serhat Yabancı: Bazı pişmanlıklardan gem vuruyorsunuz?

Doğan Cüceloğlu:  Gözlemleyen bilincin gelişmesi için çocuklarla sohbet edilmeli. O duygunun dışına çıkıp gözlemlemezsek sonuç kötü oluyor. Ben bunu yönetecek insan oluyorum seçimlerimle.

Serhat Yabancı: Kişinin otokontrolünü ele alması, adamına göre davranmalı tabirinde mesela. Aslında kendimize göre mi davranmalıyız

Doğan Cüceloğlu:   Sen onların senin yönetmesine izin vermeyeceksin. Biz kendi özümüzden uzaklaştığımızda olumsuz duygular oluşuyor. Kaygı, boşluk, anlamsızlık,..

Gözlemleyen bilinçle duygumuzun farkına varınca duygular bizim yaşam elçimiz oluyor kendine layık gibi davranıyorsun. Sen kutsal bir varlıksın. Kendini ucuza satarsan aksi halde hayatın hüznü içinden eksik olmaz.

Hiçbir menfaat kendi özünden fedakarlık yapmaya değmez.

Yaşlandığımız zaman ölümün kokusu geliyor. Bazı mal mülk sahibi insanlar yaşam sevinci olan insanları kıskanıyor ve olumsuz davranıyor, surat asıyor. Kendi özü olmuyor.

İnsanlar kendisiyle sohbet ederek, kendi özleriyle seçimler yapmaları çok önemli.

Serhat Yabancı: Kendimden öksüz kaldım diye bir kavram var. Uzun bir süre elalem ne der diye yaşayanlar var. Bizim toplumda ben ile biz kavramını neden ayırt edemiyoruz?

Doğan Cüceloğlu:  Bensiz biz olmaz. Ying yang işareti gibi. Ayı anda var olma meselesi var burada. Yaşamın anlamını bireyin kendisi iç dünyasında veriyor. Ekibin sorumlu dünyası olması lazım. Bizi yok ederse ekip orada bir sürünün parçası oluyorsun. Ben olduğun zamanda diğerlerini sürü haline getiriyorsun ve sen bilincine sokuyorsun. Farkına varmamız gereken olayların anlamı yok, olaylara anlam verme sistemi içerisinde yaşıyoruz.

Şöyle bir algı var geçmişten günümüze hala

Deden bana söyledi bende sana söylüyorum. İlk gece gözünü korkuttun korkuttun korkutamadım yazıklar olsun sana diyor. Çocuğun olacak ne çocuğuna ne de karına yüz verme diyor.

Kadına da diğer kadınlar söylüyor aldıklarıyla nikahta ayağına bas senin dediğin olsun. Gibi..

Yuva kurulacak kimin ne dediği olacak ile başlıyor ve bu utanılacak bir şey. Denetlemeye yönelik bir korku kültürü bu. Kendisine izin verilmiş bir ortam bulamaması da bunu etkiliyor. Ben-Sen ilişkisinde gelişimden söz edilemez böyle bir durumda. Benim gibi düşünmezsen seni ötekileştiriyorum demek bu. Eleştirel düşünce ve değerler gelişemez.

Farkına varıp ben çocuğumu, öğrencimi, çalışanımı, vatandaşımı geliştirebilecek miyim? Hem akademik hem iş hayatında kendisi olmuş, vizyonu düşünen insanlar oluşmaz.

Serhat Yabancı: Korku kültürü sadece ikili değil bütün ilişkilerimizde kullanıyoruz. Değersizlikler arasında da kolizimler arasında bir ilişki var. Dışa vurum olarak görüyorum ne dersiniz?

Doğan Cüceloğlu:  İnsan bilmiyor bilmediğinin de farkında değil. Edmund Hussel ( Alman Filozof) un şöyle biz sözü var “Niyet kendine uygun bilincin içinde oluşur” der.

Korku kültürü biz niyetini geliştiremiyor.

İnsan ilişkiler içinde iki kimliği var:

1. Sosyal kimlik ( Normlar,gelenek, görenekler,..)
2. Öz kimlik (Evrensel özümüz)

Sosyal kimlikte kaybolduğumuzda öz kimliğimizi de kaybedebiliyoruz.

Çocuğun özünü bulması kendi değerini bulması çok önemlidir.

Bir insanın var olması için mal mülk gerekiyor ve bunun için ömrünü geçiriyor ama içi boş. Biliyor o da boş olduğunu. İnsanların yüzüne bakınca artık mevkii ve makamını görebiliyorum.

Neden peki? Bu korku nereden geliyor? Birisi güç kazandıkça değerler süzgeci içince ilişki kurulamazsa sömürülmeye başlanıyor. Ondan dolayı sömürülecek insansan mevkii ve makam da varsa “çok yaklaşma” savunma mekanizması oluşuyor.

Serhat Yabancı: Belki ikinci plana atıp kendilerini korumak için gizli rütbe kullandıklarını görüyoruz.

Otantik dediğiniz kavram sosyal rolünü yerine getiren ve özünü kaybetmeyen insan mıdır

Doğan Cüceloğlu:  Kedi köpeğe baktığım zaman kendisinden başkası değildir. Kendisi olması ve kendimiz olmaktan utanmaması ve ekibin bir parçası olarak görmesi harika bir şey. Ben buyum demek çok önemli. Mesela çok güzel bir kız ama içi buz gibi ya da tam tersi burnu yamuk normal bir kız ama sevecen güler yüzlü, sohbetli, cıvıl cıvıl ve hayat dolu.

Serhat Yabancı: İnsanın kendisiyle dalga geçmesi, kendisini kabul etmesi otantik insan olmasını geliştiriyor. Kaldırımların genişliği insana verilmesi gereken bir değer midir?

Doğan Cüceloğlu:  Vatandaş vatandaş olduğu için değerli değil. Bunun farkında değiliz. Mevkii ve makam olduğu zaman değer görülüyor. Birey olarak yaya olarak statün belli. Ama sen başka sosyal kimlikler kazandığın zaman düşünülmeye başlanıyorsun. Artık gücün kadar varsın. Gücün kadar hesaba katılırsın. İnsan yerine koyulmak için insan olması yetmiyor.

Serhat Yabancı: Güçle hayatını sürdüren insanlar yaşlandıklarında daha mı zorlanıyor?

Doğan Cüceloğlu:  Denetim odaklı korku kültürü boş bırakılmıştır. Yapmak ve sahip olmak düşüncelerinden gidiyor. Yaşam sürecinde zevk alıp o süreye göre anlam bulup şükretmek gerekiyor. Yalnızlıkla birlikte arayışa girmeye başlıyorsun. Yalnızlık duygusu kötü ve sağlıksızlığa götürüyor insanı. Farkına varmak gerekir bu durumların. Sistemi buna göre ayarlamak uzun bir yolculuktur.

Serhat Yabancı: Her başarılı bireyin arkasında bazen de sağlıksız anne – baba vardır. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz hocam? İşkolik bireylerin aileden alamadıklarını sosyal statüden aldıklarını görüyorum. Attığın taş ürküttüğün karga misali.

Doğan Cüceloğlu:  Ben seminerlerimde gelen ailelere şöyle soruyorum:

Hepimiz çocuğumuz başarısnı istiyoruz. Sizin çocuğunuz istediğiniz okuldan mezun edeceğim fakat bir koşulum var bu çocuk başka bir alanda başarılı olmayacak. Başka bir koşul var burada gelişen meslek başarısı. Sosyal kimlik verir, güç ve para verir. Bir diğer başarı evlilik ve aile başarısıdır. Bu başarı yoksa meslek yaşamının tadını çıkaramazsın. Bir diğer başarı da yaşam başarısıdır.

Çocuğumuzla konuştuğumuzda sadece okul başarısını göz önüne alarak konuşmamak lazım. Hedef öyle bir yaşam başarısı olsun ki hepsini içersin tüm başarıların. Kendi potansiyelini tek başarıyla odaklamamak lazım. Sadece yapmaya odaklı bir var oluş oluyor bu. Can ortada yoksa sosyal verilerin bir ilişkisi olmuyor. Karı-koca olmuyor. Uzun sürmüyor çok çabuk yıpranıyor.

Serhat Yabancı: Mutluluğun yaşla, cinsiyetle, zekayla, eğitimle alakası yok diye bir bölüm var. O zaman hocam mutluluğun en çok neyle alakası var o zaman?

Doğan Cüceloğlu:  Kısa bir çerçeve oluşturayım buna yaşamın anlamını birey veriyor ve yaşam anlamını ekip içinde buluyor. Böylelikle biz ilişkisi içinde ben olabilme oluyor.İlişkinin 6 tane gıdası var. 6 ay bebek bile his olarak bunu biliyor.

1. Seni umursuyorum
2. Seni olduğun gibi kabul ediyorum.
3. Sen kendi tekliğin içinde benim için değerlisin.
4. Senin potansiyelin muhteşem sen istersen gelişebilirsin inanıyorum sana
5. Sen emek ve zaman vermeye layıksın, sevmeye layıksın
6. Sana saygım var seni sorumlu tutuyorum bu ilişkide, ekipte.

Beyin bununla birlikte dopamin salgılıyor ve keyif alıyor o ilişkide, yolculuktan.

Karnını doyurabilecek bir para gelmesi gerekir fakat belli bir sınırdan sonra önemi kalmıyor.
Karı koca İlişkisinin sağlıklı olması
Yine ilişkilerde sohbet edebilecek can dostlarının olması
Hoşuna giden gönlünü verdiğin işin olması
Sağlığının yerinde olması önemli
Kendine saygın ve değerlerinin olması önemli
Bunun farkında olmak çok önemli

Serhat Yabancı: Mutlu olmak için herhangi bir kaide yok. Her insan mutlu olabilir. Sadece bahsettiğiniz 7 madde inandığı gibi değerleriyle yaşansın. Niye mutlu olmak için inandığımız gibi yaşamalıyız?

Doğan Cüceloğlu:  Her zaman ilişki önemli eğitim düzeyi değil. Yaşam şimdi burada yaşanır. Bu bir gerçekliktir. Geçmişlerimiz benzer olduğu için anlaşabiliyoruz. Ayrıca bunun içinde şimdi bir gerçeklikte var. Biz bir etki alanı içerisinde yer alıyoruz ve etki alanımızda bizim seçmemiz gereken önceliklerimiz var.  Seçimlerimizi kendimize göre doğrularımızla seçmemiz önemli.

Değerlerde kendi tanıklığımızı önemsersek seçimlerimizi şuan göre yapabiliriz. 8 tane değer üzerinde duruyor.

1. Merak etme duygusuna izin verme
2. Hakkaniyet bir değer olacaksa
3. Dürüstlük bir değer olacaksa
4. Sorumluluk bir değer olacaksa
5. Halden anlamak bir değer olacaksa
6. İşbirliği bir değer olacaksa
7. Saygın ve sınırların bir değer olacaksa
8. Sevgi bir değer olacaksa

Bu değerler yaşadığı sürece iş disiplini gelişir. Memnuniyetlik olur. Bu ailede ergen bunalımı yaşanmaz. Bu ailede nasihat, azarlama değil sohbet yer alır. Vatandaş bu değerlere sahip olduğu zaman gerçek demokrasi oluşur.

Serhat Yabancı: Bu aslında romantik ilişkilerde de kendisini gösteriyor. Gerek birey gerek ailede nerede değer eksikse bir ilişki bozukluğu çıkıyor. Ergenlik bir termometre. İfade edilemeyen sözsel ve sezgisel duyguların tanımı. Anne baba neden ergeni anlamaktan korkuyor?

Doğan Cüceloğlu:  Denetim odaklı korku kültüründe davranışı denetleme de ya aferin diyeceksin ya da önüne bak dikkat et diyeceksin. İki türlü aile vardır.

Birincisi denetim odaklı ailedir.

Baba: Bana bak oğlum dişini fırçala

Çocuk: Niye

Baba: Ben senin babanım fırçala diyorum.

Çocuk: Dişini fırçalıyor ama ailesinin fırçalamadığını fark ettiği için fırçalamıyor. Anne babayı dolduruyor çocuğa karşı fırçalamadığı için.

Baba: Dişini neden fırçalamadın seni gebertirim diyor. Çocuk dişini fırçalıyor.

İkincisi gelişim odaklı ailedir. Gelişim odaklı değerler kültürü vardır.

Çocuğun diş fırçalama davranışını yapması için bir plan kuruyor baba. Çocukla birebir konuşuyor ve ona anlatmak için resimler hazırlıyor. Hazırladığı resimlerden biri sağlıklı diş diğeri çürük diş resmi. Çocuğa hangi dişi seçersin diye soruyor çocuk sağlıklı dişi seçiyor. Çürük diş olan resmi neden böyle olduğu ile ilgili örneklerle anlatıyor, nasıl olursa çürümeye sebebiyet vereceği ile ilgili öğretiyor. Çürümemesi için fırçalaması gerektiğini öğretiyor. Ben ve annen dişimizi düzenli fırçalıyoruz sen de bizim oğlumuzsun ve artık biliyorsun diyor.

Burada bu çocuklara sorulması gereken 4 soru var.

1. Neden dişini fırçalıyorsun.

1.ci çocuk: Babam istediği için

2.ci çocuk: Dişimin çürümemesi için

2. Fırçalamazsan ne olur?

1.ci çocuk: Babam döver

2.ci çocuk. Dişim çürür

3. Anne baban evde olmazsa dişini fırçalar mısın?

1.ci çocuk: Fırçalamam

2.ci çocuk: Dişimin çürümesi ile ne alakası var

4. Anne baban yokken dişini fırçalamazsan mutlu olur musun?

1.ci çocuk: Hem de nasıl

2.ci çocuk: Dişimin çürümesiyle neden mutlu olayım ki.

İki tane çocuk yetişti. Davranış ve anlayış odaklı iki birey. Bunu hesaba aldığımızdan itibaren iç disiplinli ve güvenilir insanlar olmuş oluruz.

Serhat Yabancı: Okullarda değerler kavramı ile ilgili çalışmalar yapılıyor artık. Soyut ve somut kavramlarla sonuç ilişkisi oluşturuluyor.

Herkes haklarından bahsediyor kimse sorumluluklarından bahsetmiyor.

Doğan Cüceloğlu:  Anadolu kültürü değerler bakımından çok zengin bir kültürdür. Dışarıdan bir değer almamız gerek yok. Bizim halkımızın değerler kültürü bilimsel olarak incelenmeli ve baz alınmalı.

Biz bir farkına varış yolculuğuna çıkmış durumdayız.  Amacın en iyi olabilmeye hizmet etmek olmalı. Bizim güçlü yönlerimiz var. Dikkatimizi çekmiyor fakat bunlar çok önemli olumlu yönler.

Toplumda herkes değerini ve kültüründe sorumluluklarını bilmeli, geliştirmeli. Canın büyüğü küçüğü olmaz.

Serhat Yabancı: Anadolu’nun kadim değerleri

(Ezgi Güçdemir  yazdı)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here