
Gitmek isteyeni kazanmanın yolları
Bitme noktasına gelmiş bir ilişkide halen kurtarmak için ne yapacağını bilmemek şaşırtıcı değil mi?
Maalesef öyle.
Gerek arkadaşlık, gerek flört gerekse evlilikte son anda ne yapacağını bilmemek midir sorun, yoksa istememek mi?
Esasen tek bir şey ilaç olur bu dönemde. GÜVEN.
Bu güven, sadakatla ilgili güven değildir. Yani “seni aldatmayacağım” güveni değildir.
Özür dilemek, hatasını kabul etmek,talepleri gördüğünü söylemek, sorunları ciddiye alacağını, çabalayacağını, mevcut sorunlar ile ilgili somut adımlar atacağına dair güven.. Çünkü gitmek isteyenin çoğu zaman tek sorunu, size ve ilişkiye artık güvenmemesidir.
Tekrar kırılacağı,
üzüleceği,
değersiz hissedeceğini düşünen biri size neden güvenip kalsın ki?
Yıllardır somut yaşadıklarına mı inansın yoksa sizin krizi atlatmak için verdiğiniz sözlere mi?
Tabiki somut olaylar, somut acılar varken bir kaç vaad onu öyle kolay kolay ikna etmeyecektir.
Güvenmiyordur sana.
Tekrar patinaja düşmek istemiyordur.
Hazır gücünü toplamışken gitmek istiyordur.
Böyle bir durumda da “ ne istersen yaparım” cümlesi gibi ucu açık bir çek işe yarar mı?
Gitmek isteyenin derdi her istediğini yaptırmak değil ki?
O ne istediğini zaten yıllardır söylüyordur.
Ya o isteklerle ilgili bir şeyler yaparsın,
Ya uzlaşırsın
Ya da gitmesine izin verirsin.
Ama gitmek isteyeni, krizi atlatmak için vaadlerle her seferinde tutamazsın UNUTMA.
Mesajları duy.
Duyguyu hisset.
Her seferinde adım atman için gitmek için yerinden kalkmasını bekleme.
Tam gidecekken ne yapmam gerektiğini benden duyman ancak o an için görev olur.. Tam kapıdan çıkarken söyleceklerin, çoğu zaman hiç bir anlam ifade etmeyebilir.
Gideni geri getirmek, gitmek isteyeni tutmak için yapman gereken tek şay “ samimiyettir”
Yoksa krizi atlatıp, kriz geçtikten sonra fabrika ayarına dönersen zamanla daha büyük vaadler vermek, onları da yapmadığında çaresizce arkasından bakman dışında yapacağın bir şey kalmaz..
Aile – Evlilik Danışmanı
Londra’da Aile ve İlişki Eğitimi
10 ve 11 mayısta Londra’daki okurlarımıza mutlu aile mutlu çocuk eğitimi vereceğiz.

İlişki Atölyesi
ilişki atölyeleri başlıyor.
İLİŞKİ ATÖLYESİ
Bir pazar gününü, eğitime ayırmak ister misin?
Yaşadığın sorunlara ya da aklına takılan sorulara cevap bulmak için tam da burada olmalısın. “Neden hep aynı insanları buluyorum? Nasıl değiştirilir?
Kaybetme ve terk edilme korkum nasıl oluştu?
Nelere neden oluyor?
Bununla nasıl baş edebilirim?
Neden güvenemiyorum? Nasıl güveneceğim?
ilişkilerimde neden kontrolcüyüm ? Akışa nasıl bırakılır?
Eşime ya da ilişkime neden bağımlı kalıyorum?
Bununla nasıl baş edebilirim?
Sorunlara çözümleri bulacağınız bu workshop eğitim, interaktif bir şekilde yapılacaktır. Sınırlı sayıda katılımcı alınacaktır.
Eğitim sonunda kitap imzası yapılacaktır
Bilgi,kayıt için ; +90 (532) 340 86 81 i arayınız.

ERTELEME ÖZELLİĞİMİZLE NASIL BAŞ EDEBİLİRİZ?
Ertelemek, gelecekten borç almaktır.
Borç aldığın için sürekli geleceği ipotek edersin.
Nasıl ki bankadan kredi çekip gelecek kazancını ipotek ettiriyorsan, ertelediğin her şey için, gelecekteki zamandan şimdiden çalarsın.
Ertelemek, çoğu zaman en uygun zamanda yapmak, daha iyi şekilde yapmak anlamına gelmez.
Çünkü bazı küçücük işler için en iyi ve en uygun zaman yoktur.
Ertelemek; çoğu zaman yoğunluktan gibi görünse de sorumluluk duygumuz veya mükemmeliyetçi bakış açımızla ilgilidir. Erteledikçe erteleriz.
Erteledikçe de ertelenen işin, kölesi oluruz. Nasıl mı ?
Bir kere ertelediğiniz işi, sürekli hatırlamak zorunda kalırız.
O, sizin eninde sonunda yapmanız gereken bir görevimiz.
Bunun yanında ertelediğimiz şey ile ilgili sürekli olumsuz duygu hissedeceğimiz için yeni bir erteleme yapmak zorunda kalırız.
Onu yapmak 3 birim bir sıkıntı yaratırken, onu yapmamak, perakende bir şekilde yaşandığı için fark edilmese de ortalama beş birim sıkıntı yaratır.
Zihin, sürekli erteleme döngüsü için, kendi kendini kandırmaya çalışır, kendiyle çelişir, bahaneler içinde git gide özgüveni yıpratıcı bir sürece girer.
Ertelemek, sizi o işin kölesi yapar. Adeta zihninize yapışan bir çip gibi sizi sürekli meşgul eder.
Erteleyen kişilerin hayatında sürekli tıkanan bir sistemleri, geleceğe yönelik zaman sorunları vardır.
Erteleyen kişi, sürekli dünü, bugüne getirir. Bugünü de yarına atar. Yarın da yine dünü yaşar. Yani hiçbir zaman “anı” yakalayamaz.
Hepimiz gündelik yaşamımızda ertelemeler yaparız. Bu olağan iken bunun alışkanlığa dönüşüp süreklilik halini alması, yaşamın sıkışmasına bulunduğumuz “an”ı yaşayamamamıza neden olur.
Yaşamın tadını çıkarmak ve “an”ı yaşamak istiyorsak, ertelemeyi minimize etmeliyiz.
Peki, sadece görevlerimiz ve işlerimiz ile ilgili mi? -Hayır.
Duygularımız, düşüncelerimizi de ertelemeden ifade etmeyi kabullenmeliyiz. Kızgınlık, öfke, üzüntü, kırılmışlık, sevgi gibi…
İfade edilmesi ve yaşanması ertelenen duygular da bir süre sonra bedeni ve ruhu yıpratır. Yaşam sistemimizi yavaşlatır. Bedenimizi yorar.
Diğer yandan yeri ve zamanında ifade etmediğimiz duygu ve düşünceler, olmadık yerde patlamalara neden olup, ilişkilerimizi ve bizi yıpratır.
Millet olarak, erteleyen bir özelliğimiz var. Bu nedenle geleceğe çok anlam yükler, geleceği yeni yaşam alanı değil, geçmişteki yaşanmamışların alanı olarak görürüz.
Mümkün olduğunca bugünün duygu, düşünce ve sorumluluklarını bugün çözmeye çalışmalı, her güne yeni ve arınmış bir beden ve ruh ile başlamalıyız.
Aile – Evlilik Danışmanı
Misafir odası mı o da ne?
Misafir odası mı o da ne?
Benimle olan, benimle yaşar..
Misafir nasıl olur da benden,çocuğumdan daha önemli olabilir?
Bu sözüm onların daha önemsiz olduğuna değil, benimle eşit olduğu anlamına geliyor.
Misafir için özel yemek tabakların yok.
Çünkü tüm tabaklarım özel.
Misafir için özel odam yok.
Bizim evin her yeri özel.
Misafir için özel yeteneklerim yok.
Elimizden ve bütçemizden ne geliyorsa onu sunar,hep beraber yeriz.
Misafir geldiğinde çocuğumu susturmam, çocuğunu da susturmasına izin vermem.
Biz yetişkinliğimizi, onlar da çocukluğunu yaşayacak.
Sonuçta insanın en mutlu olduğu yer “kendisi gibi olduğu” yer değil midir?
Misafir geldiğinde,mutfağıma girer,yardım etmek isterse eder. Ev hanımı aşçı değil sonuçta.
İnsan rahat olmalı gittiği yerde.
Hatta ev sahibinin imkanını biliyorsa istediği yemeği bile söyler.
Ev sahibi de imkanı yoksa çok rahat,” bu sefer değil onu da müsait olduğumuz zaman yaparız” diyebilecek kadar şeffaf ve samimi olabilmeli.
Misafir, müfettiş değil.
Bize not verecek,
İtibarımızı,
Düzeyimizi,
Ailemizi onaylayacak bir makam değil.
Kendimizi ona onaylatmak için değil, beraber geçireceğimiz zamanı kaliteli geçirmektir esas olan.
Mutfaktan çıkmayan bir kadın,
Sadece kendini anlatan bir baba,
Misafir geldiğinde,sinen bir çocuk, hem kendini hem misafiri mutsuz eder.
Rahat olmalı insan.
Eşyanın bekçisi,
Kıyafetin kölesi,
İmajının sesi olmamalı
Ne evinizdeki eşya,
Ne dışardaki insanın sizinle ilgili düşüncesi,
Ne komşunun başarılı oğlu,
Ne başkasının eşinin nitelikleri.
Hiç bir şey,insanın kendi evindeki huzurundan daha önemli olmamalı,
İnsanın mutluluğundan daha çok yer kaplamamalı.
Kendini mutlu etmek,
Değerli hissetmek için kimseyle restleşmeye de gerek yok.
Sadece kendi yolunda,istediklerinle yürümen yeterli.
Sevgiyle
Aile – Evlilik Danışmanı

İLİŞKİ ATÖLYESİ ( Eğitim)
Serhat Yabancı 24 mart tarihinde İstanbul -Kadıköyde sınırlı sayıdaki katılımcıyla ilişki atölyesi yapacaktır…

Serhat Yabancı 16-17 mart tarihlerinde AZERBAYCAN da olacak

Serhat Yabancı 16-17 mart tarihlerinde AZERBAYCAN da AİLE DANIŞMANLARINA “UYGULAMALI EĞİTİM VERECEKTİR..





































