Serhat Yabancı, 1 Aralık saat 15:30 da Ezgi Sertel’ e konuk oluyor…

Bitme noktasına gelmiş bir ilişkide halen kurtarmak için ne yapacağını bilmemek şaşırtıcı değil mi?
Maalesef öyle.
Gerek arkadaşlık, gerek flört gerekse evlilikte son anda ne yapacağını bilmemek midir sorun, yoksa istememek mi?
Esasen tek bir şey ilaç olur bu dönemde. GÜVEN.
Bu güven, sadakatla ilgili güven değildir. Yani “seni aldatmayacağım” güveni değildir.
Özür dilemek, hatasını kabul etmek,talepleri gördüğünü söylemek, sorunları ciddiye alacağını, çabalayacağını, mevcut sorunlar ile ilgili somut adımlar atacağına dair güven..
Çünkü gitmek isteyenin çoğu zaman tek sorunu, size ve ilişkiye artık güvenmemesidir. Tekrar kırılacağı, üzüleceği, değersiz hissedeceğini düşünen biri size neden güvenip kalsın ki?
Yıllardır somut yaşadıklarına mı inansın yoksa sizing krizi atlatmak için verdiğiniz sözlere mi?
Tabiki somut olaylar, somut acılar varken bir kaç vaad onu öyle kolay kolay ikna etmeyecektir.
Güvenmiyordur sana.
Tekrar patinaja düşmek istemiyordur.
Hazır gücümnü toplamışken gitmek istiyordur.
Böyle bir durumda da “ ne istersen yaparım” cümlesi gibi ucu açık bir çek işe yarar mı?
Gitmek isteyenin derdi her istediğini yaptırmak değil ki?
O ne istediğini zaten yıllardır söylüyordur.
Ya o isteklerle ilgili bir şeyler yaparsın,
Ya uzlaşırsın
Ya da gitmesine izin verirsin.
Ama gitmek isteyeni,krizi atlatmak için vaadlerle her seferinde tutamazsın UNUTMA.
Mesajları duy.
Duyguyu hisset.
Her seferinde adım atman için gitmek için yerinden kalkmasını bekleme.
Tam kapıdan çıkarken söyleceklerin, çoğu zaman hiç bir anlam ifade etmeyebilir.
Gideni geri getirmek, gitmek isteyeni tutmak için yapman gereken tek şay “ samimiyettir”
Yoksa krizi atlatıp,kriz geçtikten sonra fabrika ayarına dönersen zamanla daha büyük vaadler vermek, onları da yapmadığında çaresizce arkasından bakman dışında yapacağın bir şey kalmaz..
Not: Sevgili okurlarım 10 gün sonra yeni kitabım ” bütün aşklar tatlı başlar” raflarda olacaktır. Keyifli okumalar dilerim.
SERHAT YABANCI
İlişki ve Evlilik Terapisti
Diğer yazılarım ve takip için:
Ayşe sabah işe geldiğinde masasının silinmediğini fark etti. Çalışanı arayıp masanın silinmesini istemek yerine eline aldığı kolonyalı mendil ile masasını sildi. Sonra…
İki gün sonra aynı olay tekrar etti. Ayşe yine talep etmek yerine masayı kendisi sildi.
Temizlik elemanı bir kaç gün sonra Ayşe’ye;
“Ayşe hanım ben unuttum masanızı yine silmeyi “dedi.
Ayşe ise” hiç sorun değil,ben kendim de hallediyorum” dedi.
Bir süre sonra Ayşe’nin masası neredeyse hiç silinmez oldu.
Çünkü Ayşe,fedakarlığı bir kez yapmayıp sürekli hale getirdiği için artık masa silme onun görevi haline dönüşmüştü.
İşte hepimiz birer Ayşe olabiliyoruz. Kriz dönemlerinde,yardım etmeye çalışırken,anlık çözümler üretmeye çalışırken farkında olmadan birer Ayşe olabiliyoruz.
Ve dönüp geriye baktığımızda ; “Hayır” diyemediğimiz için,”kırılır ” diye düşündüğümüz için başkasının sorumluluğunu üstlenir ve üzerimize yapışır kalır.
Çoğu zaman da bu görevi sürdürmek için davranışımızı rasyonalize edip mantığa büründürerek sürdürürüz.
“aman bir şey olmaz 1 dakikalık iş ” ya da “benim için sorun değil” gibi..
Fedakarlık durumsal değil de sürekli olursa fedakarlık olmaktan çıkar ve “GÖREVE” dönüşür..
SERHAT YABANCI
Evlilik-İlişki Terapisti
Yazar
www.serhatyabanci.com
instagram.com/serhatyabanci
İkiz kulelere saldırı sonrasında,
Binadaki firmalardan birinde
Hayatta kalanlarla yapılan sabah toplantısında,
O toplantıya katılanlar,
11 Eylül sabahı İŞE NİÇİN GEÇ KALDIKLARINI anlatmışlar.
O sabah,
-Bir firma müdürü o gün oğlu ana okuluna başladığı için İŞE GEÇ KALMIŞ…
-Birinin o gün ofiste kahvaltıda yenecek olan poğaçaları alma sırasıymış.
-Bayan elemanlardan birinin çalar saati o sabah çalmamış.
-Birisi kaza yüzünden trafiğe takılmış, geç kalmış.
-Biri otobüsü kaçırmış.
-Birinin kıyafeti lekelenmiş, üstünü değiştirmek vakit almış, geç kalmış.
-Birinin arabası çalışmamış.
-Biri telefonu cevaplamak için geri dönmüş, servisi kaçırmış.
-Biri huysuzluk yapan çocuğunu giydirirken geç kalmış.
-Biri taksi bulamamış, geç kalmış…….. .
Ama en etkileyici olanı,
Birisi,
O gün yeni aldığı ayakkabıları giymiş,
Ayakkabılar ayağına vurmuş ve bir eczaneye uğramış,
YARA BANTI ALMAK için……… ….
Bu gün hayatta kalma sebebi olan YARA BANTINI almak için………”
Şu anda,
Trafikte sıkıştığınızda,
Asansörü kaçırdığınızda,
Tam çıkarken çalan bir telefona cevap vermeniz gerektiğinde,
Yani sizi rahatsız eden KÜÇÜK ŞEYLER olduğunda, sakin olun.
Bir dahaki sefere sabahınız tersliklerle başladığında,
Çocuklarınız giyinmek istemediğinde,
Arabanın anahtarını bulamadığınızda,
Bütün trafik ışıklarına takıldığınızda
HUZURSUZ olmayın, SİNİRLENMEYİN.
Belki de Bu küçük terslikler,
Bazı felaketlerin emniyet kemeridir.Kim bilir…?
Evlenecek ve Evlenen Eşlerin ailelerine öneriler

Sanki herkes aynısını yapmak,aynısını almak zorundaymış gibi yapılan alışverişler,tutulan düğün salonları,
Kalabalık olsun diye,selamlaşmadığını bile davet etmeler…
Masraflar,
Gösterişler,
Geniş kollu koltuk takımları,
Abartılı düğünler,
Balon pastalar,

İnsanı bunaltan olmazsa olmazlar düğün öncesi süreç.
Nişan alış verişinde kaç kişinin ayrıldığını,
Düğünde altınları kim toplayacak mevzusunun boşanmalara gittiğini,
Evi kime yakın tutalım kavgasının kaç çifti ayırdığını,
Senin ailen-benim ailem ego savaşını,
Showroom da alınıp eve sığmayan mobilyayı,
Boya kutusuna düşen baldızı,
Damatla iş kurmak isteyen kayınçoyu,

“Benim düğümde niye bu kadar çabalamadınız” diyen eltiyi,,
Padişahı ben doğurdum diyen kayınvalideyi,
“O prensesin annesi benim”diyen kayınvalideyi,
Düğün günü kırık beyaz elbise giyen görümceyi,
Düğünü kendi itibarı gören kayınpederi,
“Ben kenarda durayım” diyen kız babasını,
Kolaya votka arayan kayınbiraderi,
Komşusuyla pişti olduğu için gece boyunca piste çıkmayan Ayşe’yi,
Çağırsan gelmeyip,çağırmadığın için küsen sinsi komşuyu,
Perde ile halı uyumu saplantısını,
Sanki teftişe geleceklermiş gibi,evlenmeden evin eksiği olmasın düşüncesini
Herkesi memnun etmeniz mümkün değil.
Ertesi gün kimse sizin sabah kaç bin lira borç ile uyandığınızı umursamayacak.
Sırf gösteriş için harcanan paradan dolayı,güzelim ilk iki yılın borç ödemekle geçtiği reklamlar dönemine kurban olmayalım.
İstediğiniz kadar hava atın,
İstediğiniz kadar gösteriş yapın;
Ertesi sabah herkes sizi eskiden nasıl biliyorsa öyle bilecek.
Bir düğünle seviye atlanmaz, kimsenin gözünde birden bire değeriniz artmaz..
Boş verin el alemi,
Boş verin standartları ,
Boş verin başkasının onayını.
Artık çiftsiniz.
Birbirinizi yıpratmayın.
Yıpratmayın ki;
Birbirinize bakacak yüzünüz,elini tutacak istediğiniz, öpecek arzunuz olsun. #sevgiyle.
İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat, sevgili ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur?
Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar, dersler ve çaba ile doğru orantılıdır.
Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne, evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir.
Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.
İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur.
Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. Çaba göstermek uğraşmak için ortada sebep bırakmaz.
Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş, doğal olarak gidip, kendini göstereceği başka ortamlar arar.
Çevrenizdeki insanları bir düşünün.
Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin.
Hazır bir hayat.
Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir.
Sürekli başkaları için yaşamak,onların ihtiyaçlarını gidermek, onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak, hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar.
Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek, gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek, karşı taraftan alkış ve takdir almaz.
Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir.
Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar. İlişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir.
İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur.
Mükemmellik, insana ait değildir.
ilişkinize, ailenize sahip çıkın.
Eşinize destek olun.
Eşinizin annesini, ailesini takıntı haline getirmeyin.
En küçük sorunları büyütüp, evliliğinizin huzurunu kaçırmayın.
Eşinizin hataları kadar, sizin de bazen konuları fazlaca gündemde tuttuğunuzu, pişirdiğinizi unutmayın.
Eşinizle ne kadar güçlü bir duygusallığınız, cinselliğiniz ve anlaşma düzeyiniz olursa o kadar dışa karşı güçlü evliliğiniz olur.
Gelinlerin de kayınvalidelerin de damatların da etliye sütlüye karışmayan kayınpederlerin de ortak ürünü olduğunu unutmayın.
Kayınvalidenizi rakipleştirmeyin.

Eğer korkularınız var ise yüzleşin ve destek alın.
Her tartışmayı ailenize anlatmayın.
Her olayda evi terk etmeyin.
Büyükleri sevmezseniz de en azından saygı duyun.
Eşinizin ailesiyle ilgili konularda yeterince samimiyetiniz yoksa müdahale etmeyin.
Eşinize bağımlı kalmayın.
Eşinize güvenmeyi öğrenin.
Kontrol ve kıskançlığın sadakati arttırmayacağını kabul edin.
Başkasının evliliğine özenmeyin.
Eşinizi, kimseye beğendirmeye zorlamayın.
Ailenizin bütçesine göre, yaşam düzeyinize göre beklentilerinizi şekillendirin.
El alemin sözüyle evliliğinize değer biçmeyin.
Evinize misafir davet edin..
Eşinizle beraber başka insanlara yardım edin.
Ayrı ayrı eğlenmeyi öğrenin.
Fırsat buldukça çocuksuz plan yapın.
Eşiniz konuşurken siz onu dinleyin.
Haklı olmaya değil, mutlu olmaya odaklanan..
Ne olursa olsun asla sözel veya fiziksel şiddete başvurmayın.
Birbirinizden üstün değil, eşit değil “farklı olduğunuzu” unutmayın.
Unutmayın ;
Her evlilik parmak izi gibi eşsiz ve kendine hastır.
Ne size akıl verenler ne sizi kınayanlar ne de sizin özendikleriniz mükemmel değiller..
İzole evliliklerde eşler dışarıda stres atamadığı için sorunlar uzar ve yoğun hissedilir.
Vitrine aldanmayın…
Bitme noktasına gelmiş bir ilişkide halen kurtarmak için ne yapacağını bilmemek şaşırtıcı değil mi?
Maalesef öyle.
Gerek arkadaşlık, gerek flört gerekse evlilikte son anda ne yapacağını bilmemek midir sorun, yoksa istememek mi?
Esasen tek bir şey ilaç olur bu dönemde. GÜVEN.
Bu güven, sadakatla ilgili güven değildir. Yani “seni aldatmayacağım” güveni değildir.
Özür dilemek, hatasını kabul etmek,talepleri gördüğünü söylemek, sorunları ciddiye alacağını, çabalayacağını, mevcut sorunlar ile ilgili somut adımlar atacağına dair güven..
Çünkü gitmek isteyenin çoğu zaman tek sorunu, size ve ilişkiye artık güvenmemesidir. Tekrar kırılacağı, üzüleceği, değersiz hissedeceğini düşünen biri size neden güvenip kalsın ki?
Bitme noktasına gelmiş bir ilişkide halen kurtarmak için ne yapacağını bilmemek şaşırtıcı değil mi?
Maalesef öyle.
Gerek arkadaşlık, gerek flört gerekse evlilikte son anda ne yapacağını bilmemek midir sorun, yoksa istememek mi?
Esasen tek bir şey ilaç olur bu dönemde. GÜVEN
Bu güven, sadakatla ilgili güven değildir. Yani “seni aldatmayacağım” güveni değildir.
Özür dilemek, hatasını kabul etmek,talepleri gördüğünü söylemek, sorunları ciddiye alacağını, çabalayacağını, mevcut sorunlar ile ilgili somut adımlar atacağına dair güven..
Çünkü gitmek isteyenin çoğu zaman tek sorunu, size ve ilişkiye artık güvenmemesidir. Tekrar kırılacağı, üzüleceği, değersiz hissedeceğini düşünen biri size neden güvenip kalsın ki?
Yıllardır somut yaşadıklarına mı inansın yoksa sizing krizi atlatmak için verdiğiniz sözlere mi?
Tabiki somut olaylar, somut acılar varken bir kaç vaad onu öyle kolay kolay ikna etmeyecektir.
Güvenmiyordur sana.
Tekrar patinaja düşmek istemiyordur.
Hazır gücümnü toplamışken gitmek istiyordur.
Böyle bir durumda da “ ne istersen yaparım” cümlesi gibi ucu açık bir çek işe yarar mı?
Gitmek isteyenin derdi her istediğini yaptırmak değil ki?
O ne istediğini zaten yıllardır söylüyordur.
Ya o isteklerle ilgili bir şeyler yaparsın,
Ya uzlaşırsın
Ya da gitmesine izin verirsin.
Ama gitmek isteyeni,krizi atlatmak için vaadlerle her seferinde tutamazsın UNUTMA.
Mesajları duy.
Duyguyu hisset.
Her seferinde adım atman için gitmek için yerinden kalkmasını bekleme.
Tam kapıdan çıkarken söyleceklerin, çoğu zaman hiç bir anlam ifade etmeyebilir.
Gideni geri getirmek, gitmek isteyeni tutmak için yapman gereken tek şay “ samimiyettir”
Yoksa krizi atlatıp,kriz geçtikten sonra fabrika ayarına dönersen zamanla daha büyük vaadler vermek, onları da yapmadığında çaresizce arkasından bakman dışında yapacağın bir şey kalmaz..
Böyle bir durumda da “ ne istersen yaparım” cümlesi gibi ucu açık bir çek işe yarar mı?
Gitmek isteyenin derdi her istediğini yaptırmak değil ki?
O ne istediğini zaten yıllardır söylüyordur.
Ya o isteklerle ilgili bir şeyler yaparsın,
Ya uzlaşırsın
Ya da gitmesine izin verirsin.
Ama gitmek isteyeni,krizi atlatmak için vaadlerle her seferinde tutamazsın UNUTMA.
Mesajları duy.
Duyguyu hisset.
Her seferinde adım atman için gitmek için yerinden kalkmasını bekleme.
Tam kapıdan çıkarken söyleceklerin, çoğu zaman hiç bir anlam ifade etmeyebilir.
Gideni geri getirmek, gitmek isteyeni tutmak için yapman gereken tek şay “ samimiyettir”
Yoksa krizi atlatıp,kriz geçtikten sonra fabrika ayarına dönersen zamanla daha büyük vaadler vermek, onları da yapmadığında çaresizce arkasından bakman dışında yapacağın bir şey kalmaz..
Not: Sevgili okurlarım yeni kitabım ” bütün aşklar tatlı başlar” raflarda konuyla ilgili bölümü okuyabilirsiniz..
İlişkiler bitmeden önce görüşmeler azalır bağlarda zayıflama başlar. Bu bağlar sosyal, duygusal, fiziksel ve zihinsel bağlardır. Bağlar ile ilgili olarak önce fiziksel bağ azalır sonra ortamdan uzaklaşma ile sosyal bağ zayıflar sonra duygusal ve zihinsel bağlar zayıflar.
Fiziksel bağ, dokunma ağırlıklıdır. Zaten ilk kopuş göstergeleri bunların azalması ile simgelenir. Sonrasında ortak paylaşım alanlarında azalma olur. Hem mekan hem de paylaşım olarak daralma görülür. Duygular 3.aşama iken en son kalpte değil zihinden çıkar. Duygularınızın halen devam etmesi aslında halen aklınızda bitiremediğiniz veya cevaplayamadığınız (yanlış cevap dahil) soruların varlığı ile alakalıdır.
Ayrılık veya boşanmalar sonrası görülen temel duygu ve düşüncelerin başında inkar vardır.
İNKAR:
“Olamaz böyle bir şey”, “bu gerçek değil”, “bana bunu yapamaz” gibi düşünceler hakimdir. Bu inkar süresi en hassas ve en zor adımdır. Bu adım aşıldıktan sonrası daha kolaydır. Danışmanlar için ilk aşama zor aşamadır. Kabullenmek, inkarı aşmak ile başlar. Bunun yanında sadece reddetmek değil, hiç bir şey olmamış gibi davranmak, çok iyi hissetmek de inkarın yansımasıdır. Bu duyguların olması kişinin kendini tanımamasının sonucudur. Duygusunu tanımayan atlattığını sanır. Her kayıptan sonra acı yaşanmıyorsa bu bir inkardır. Babasını kaybedenin gülmesi veya bir şey olmamış gibi davranması gibi.
Bazen kişi inkarı boşluktan dolayı yapar. Çünkü kabul ederse kaybı hissedecektir. Yani onunla ayrıldığımı kabul edersem o zaman hissiz kalacağım. Kısacası boşluk yaşamamak veya duygusuz ( acı veya mutluluk fark etmez) kalmamak için ya acıyı uzatır ya da hiç bir şey olmamış gibi davranır.
Bunun yanında inkarın altında; bu acıyı veya üzüntüyü kaldıramamak, kendine güvenmediği içinde adım atamamak vardır. Özetlersek inkarın panzehiri olan kabullenmek aşaması 1. aşamanın başarısıdır.
İnkardan sonra; kaygılar, yalnızlık, çaresizlik, suçluluk ve öfke süreçleri vardır. Kaygılar daha çok ne olacak şimdi ile ilgili belirsizlik kaygılarıdır. Bu dönemde yalnızlık da kaygıyı arttırır.
DUYGULAR:
İlişki bittikten sonra duygularınızı tanımalısınız. Bu duygunuz her zaman özlem, sevgi, aşk olmayabilir. Duygu sadece pozitif değildir. Nefret, öfke, intikam gibi duygularda devam ediyorsa ve yoğun ise halen eski eşinize/sevgilinize duygularınız devam etmektedir.
Güvensizlik, özgürlük isteği, ciddi ilişki istememek 1. aşamada görülen temel yaklaşımladır.
PAÇAMIZA YAPIŞAN ALIŞKANLIKLAR:
İlişki sürecinde yaşanan her şeyin ayrılık veya boşanma sonrası bıçak gibi kesilmesine alışmak ağırdır. Bazen sanki partneriniz varmış gibi alışkanlıklara devam edebilirsiniz. Çünkü hayatınızda biri çıkmış ve büyük bir boşluk oluşmuştur. Elbette ne yapacağınızı bilememek normaldir. Ama ilişki sürecinde yaptıklarınızı devam ettirmek yerine yeni şeyler koymak ve onu çağrıştıracak unsurlardan uzaklaşmak gereklidir.
Sevgi de alışkanlıktır. Fakat, özlemek aşk veya sevgi değildir. Yani onu hatırlamak özlemek olsaydı 17 ağustosta depremi hatırladığımızda depremi özlediğimiz anlamına gelmeliydi.
SUÇLULUK:
Yeni trend kendini terk ettir ya da ilgini alakanı çek ve ilişkiyi çıkmaza sürükle ve bitsin taktiğidir. Bu sadece ayrılmak isteyenin vicdan azabını azaltır ama bitiş daha kötü ve uzundur.
İlişkilerde bitiş de aynı başlangıç gibi karşılıklı konuşarak olmalıdır. Çünkü her biten ilişkide biri daha kararlıdır. Biri daha az ister. Biri daha az duyguludur. Hiçbir ilişki eşit bitmez. Hiçbir ilişki anlaşarak bitmez. Anlaşmak sadece iletişimsel ve hukuksaldır.
ESKİ EŞ/SEVGİLİ SENDROMU:
Hala herkesi ona benzetiyor iseniz, halen gözünüz onu arıyor ise, hayatınızda yeni giren kişiyi onula kıyaslıyor ve onu arıyorsanız, onu sık sık hatırlıyor ve fantezi kuruyorsanız eski eş sendromu devam ediyor.
Onun diz çöküp özür dilediğini hayal etmek, hatasını kabul edip geri döndüğünü hayal etmek, başına kötü şeyler geldiğini görmek, size muhtaç olmasını hayal etmek vb. gibi beklenti ve hayallere bitiş sonrası fantezi diyoruz.
İlişkiyi kayıp, yenilgi, mağlubiyet veya başarısızlık olarak görenlerde bu fanteziler üst düzeydedir. Fakat unutmayın ki bu fantezilerin gerçekleşme olasılığı çok ama çok düşüktür. Bu fantezileriniz sizin inkarınızın yansımasıdır.
BİR İLİŞKİYİ SAĞLIKLI OLARAK BİTİRMEK İÇİN:
-Kendinize zaman tanımalısınız.
-Bunun için kalbinizi ve zihninizi nadasa bırakmalısınız.( ilişkisizlik) (1-3 yıl)
-Biten ilişkinin analizini yapmalısınız. ( doğru analiz için terapist desteği önerilir.)
-Şu ana kadar okuduklarınızı devamlı olarak uygulamalısınız.
-Hayatınızı doldurmak için yeni aktiviteler koymalısınız.( ilişki hariç- o aktivite değildir:))
HEM GÖRÜŞÜP HEM BİTİRMEYE ÇALIŞMAK:
Bir yandan görüşürken bir yandan bitirmek çok zordur. Bu hem günde 3 paket sigara içip bir yandan da sigarayı bırakmanın aynısıdır. Görüşerek bitirmek sadece süreci uzatmaz tatsız bitmesine de neden olur.
ACISIZ BİTMEK:
Acısız ayrılık olmaz. Her ayrılıkta acı vardır olmalıdır. Canınız acıyacak ve siz bu acıya katlanmak ve bununla doğru yöntemler ile başa çıkmak zorundasınız. Acı hissetmeden ayrılmak için ilişki yaşanmaması lazım. Yaşanan her ilişki süresi ve içeriği ne olursa olsun acı verir. Sadece miktarı ve etkisi farklıdır.
ESKİ SEVGİLİ İLE ARKADAŞ KALMAK:
Eski sevgili ile eğer duygusallık ve derinlik oldu ise sağlıklı bir arkadaşlık yaşanmaz. Her ne olursa olsun duygusal ilişkilerde objektiflik yaratılışınıza ve formatınıza aykırıdır. Ayrıca koskoca ülkede veya şehirde arkadaş edinecek kimseyi bulamazdınız da eski sevgiliniz mi kaldı demek zorunda kalırım. Bazı medyatik tipler, eski eşi ve onun eşi ile beraber tatile veya bara gidip bunu bir medeniyet olarak yansıtsa da aile ve ilişki terapisi açısından bu sağlıklı değildir. Toplumun dokularında bu yoktur. İçgüdüler ayrıca medeniyet değildir.
FACEBOOK’TAN TAKİP ETMEK:
Eğer ayrılık taziyeniz yeni ise evet sileceksiniz. Bu zaten sizi inkar aşamasında ve yalnızlık aşamasında zorlar. Silmemeniz onun hala hayatınızda (sanal-reel fark etmez) olduğunu gösterir.
Ayrıca facebook’tan silmek yetmez. Onu takip etmemek ve taciz etmemek de tedaviniz için zorunludur. Şimdi yeni ayrıldınız veya boşandınız. Ex aşkınızı takip ediyorsunuz. Onun her iletisi veya paylaşımı sizi rahatsız eder. Mutlu bir şey paylaşsa bensiz çok mutlu dersiniz. Hüzünlü bir şey paylaşsa hala beni unutamadı dersiniz. Yani ne yazar (paylaşır)sa sizi etkileyecek ve kurmak istediğiniz dengenizi bozacaktır. Ayrıca size belki mesaj verecektir ve bu sizi daha da zorda bırakacaktır.
YENİ İLİŞKİ İLE ESKİYİ KAPATMAK:
Bu en sağlıksız olandır. İlişkisinin taziyesini tamamlamadan yeni ilişki yaşamak riski satın almaktır. Yani kalbiniz bardak, eski ilişkiniz ise dibinde az kalmış çaydır. Siz çayı dökmeden kola içerseniz ortaya çıkacak şey, ne kola ne çay olacaktır. Kendinizi resetlemeden yeni ilişki yaşarsanız, yeni ilişkide güven sorunu hep sürecektir. Aidiyet sorunu yaşayacaksınız. Biz ikincil ilişki veya evliliklere tepkisel evlilik/ilişki diyoruz. Önce çayı dökün, bardağı temizleyin. Çayın ağzınızdaki tadı da geçtikten sonra kana kana kola içebilirsiniz.
Yeni sevgili yapmak ancak yeni heyecan verir. Ama süresi kısalır. Onu bilinçaltınızda kıyaslarsınız, onu olduğu gibi kabul etmek size zor gelir.
Hemen sevgili yapmak, iyileşme ve taziye sürecini kaldıracak kadar güçlü olmadığınızı-kendinizi güçsüz hissettiğinizi gösterir. Çivi çiviyi sökmez. Uygulamalı olarak da sökmüyor.
YENİ İLİŞKİ:
Yeni ilişki ancak enerjiniz olduğunda yürür ve ilerler. Daha doğrusu bir ilişki yaşanmaz –yürütülür. Yürütmek için enerjiye, enerji için ise güçlü bir dinamo veya yeni bir motora ihtiyacınız vardır. Ya motoru yenileyin ( kalp + beyin + beden) ya da yola çıkmayın. Bozuk bir arabayla nasıl yola çıkılmaz ise yenilenmemiş bir ruh – beden ve akıl ile de yeni bir ilişkiye başlanmaz. Siz kendi hayatınızın sorumluluğunu tek başınıza alabileceğiniz zaman ancak bir ilişkiyi de yürütecek güce sahip olabilirsiniz.
Yeni bir ilişki için kelebeğin kozadan çıkması lazım. Kelebek uçma kıvamına gelmeden kozayı delip özgür olamayacağı gibi, özgür olmadan yeni ilişkiniz olamaz. Yeni ilişki için özgür olmak, özgür olmak için ise güçlü olmak-güçlenmek lazım. Kozayı delen kelebek olmanız dileğiyle.