Ana Sayfa Blog Sayfa 51

MUTSUZ OLMAK İÇİN  BÖYLE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ

0

MUTSUZ OLMAK İÇİN  BÖYLE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ

Bazen mutlu olabilmek için bir şeyler yapmak değil, yapmamak da yetiyor. Gerek düşünce ve gerekse davranış değişiklikleri mutluluğun yolunu bize açmaktadır.

  • Mükemmel olmalıyım:

Her şey muntazam olmalı, en iyisini yapmalıyım. Eksik bir şey olursa bu benim yetersiz olduğumu gösterir. Benim sevilmem ve değerli olmam bir işi ne kadar iyi yaptığıma bağlıdır. Her zaman elimden gelenin daha fazlasını yapabilirim ve yapmalıyım. Kurallara harfiyen uyulmalı. Hatalar her zaman kontrol edilebilir. Hata yapıyorsam, yeterince dikkatli değilim. Çocuğum başarılı olmalı. Okulun en iyilerinden olmalı. Şayet hayat benim düşündüğüm gibi olursa herkes çok mutlu olur. Eğer çevremdeki ve hayatımdaki insanlar istediğim gibi davranırsa çok mutlu olurum. Eleştirilmemeliyim.

  • Önemli olmalıyım:

Girdiğim her ortamda dikkat çekmeliyim. Her ortamda ve konuda ön plana çıkacak fikirlerim olmalı. Bir ortamda değer görmüyorsam o ortamdan ayrılmalıyım. Her ortamda farklı olduğumu göstermeliyim. İnsanların beni sevmesi için üstün şeyler ve farklı şeylere sahip olmalıyım. Mutlu olmanın en önemli yolu insanlar tarafından sevilmektir. Eğer insanlar beni seviyorsa değerliyim.

  • Şartlarım gerçekleşmeli:

Mutlu olmam için eşimin bana ilgili davranması gerekli. Çocuğum başarılı olursa daha mutlu olurum. Dünyaya barış gelirse mutlu olurum. Bu şartlarda mutlu olamam. Ekonomik düzeyim yükselmeden mutlu olamam. İyi hissetmem için dış unsurlar lazım. Bu hayattan isteklerim gerçekleşmedikçe hayat anlamsız. Bu hayatta birinin devamlı benimle olması şart. Sevgisiz ve ilgisiz mutlu olmam mümkün değil.

  • Her şey kontrolümde olmalı:

Her şey kontrolümde olursa kolay kolay mutsuz olmam. Tüm riskleri hesaplamalıyım. Her şeyi kontrol edersem riskleri önceden engellerim. Keşke herkes kurallara uysa. Her şeyi bilir ve yönetirsem gelecekte sorun yaşamam. Yüzde bir ihtimal bile ciddi bir değerdir.

  • Hayatımda mutlak biri olmalı:

Benim mutlu olmam için özel bir ilişkim olmalı bir ilişkiye ait olmalıyım. Aksi takdirde kendimi boşlukta hissederim. Biri tarafından sevilirsem kendimi değerli hisseder ve içimdeki duygusal boşluğu doldururum.

  • Kendimi devamlı iyi hissetmeliyim:

Günün 24 saati mutlu olmalıyım. Hep kendimi iyi hissetmeliyim. İyi hissetmek için devamlı keyifli şeyler yapmalıyım.

  • Olumsuz duygular hep zararlıdır:

Olumsuz duygu zararlıdır. Hemen bastırmalıyım. Yok saymalıyım. Olumsuzu yok sayarsam iyi hissederim. Utangaçlık, pişmanlık, suçluluk yaşamamam gerekir. Yaşamamam için ya hiç hata yapmamalıyım ya da bu duyguları yok saymalıyım.

  • Gerçekler acı veriyorsa kaçmalıdır:

Yüzleşmektense yok sayayım. Yok sayarsam hissetmem acıyı. Onunla savaşmak zor ve stresli bir süreçtir. En iyisi yok sayayım, etkilenmemiş sayayım. Yaşamamış sayarım.

Serhat YABANCI
Aile-İlişki-Evlilik Danışmanı
0216 371 33 83

(Düşündüğün Gibi Değil- Kitabımdan)

Mutlu Olmak İçin Kendini Özgürleştir

0

Mutlu Olmak İçin Kendini Özgürleştir

Kaybetmemek için sıkı sıkıya tutmak, onu sıkar.

Sıktığın için de mutsuz olur kaçar.

Hiç kimse sıkılmış izole olmuş bir ilişkide mutlu olamaz.

Oysa zoraki değil, istediği için yanında olsun.

Zorlamayla ilişkiyi yürütmek için devamlı onu sıkacak güce sahip olmalısın.

Devamlı kontrol etmek ve devamlı her dediğini  yapmak zorundasın.

Hem sen devamlı yorulursun hem de o devamlı kendini izole edilmiş hisseder.

Kimseyi zoraki hayatında tutamazsın.

Sevdiremezsin zoraki kendini…

Sevgi özgürlüktür.

Özgürce sevemeyen, tehditle veya acımayla hiç sevemez.

Kendini sevdirmeye çalışma.

Yaşam boyu onun istediği kişi olamazsın.

Bir sevilme tatmini için yaşam boyu maske takamazsın.

Kendini olduğun gibi ortaya koy.

Seni seven sevmiştir ve olduğun gibi kabul etmiştir.

Sevmeyen ise sevmemiştir.

Ne seni ne de kendini kandırmıştır.

Unutma;

Bir hayır cevabı, bir hayra vesiledir belki de…

SERHAT YABANCI

Aile-İlişki-Evlilik Danışmanı

(Düşündüğün Gibi Değil- Kitabımdan)

 

Yüz Adımda Mutluluk

0

Yüz Adımda Mutluluk

  1. Farklı olmak, üstün olmak değildir.
  2. Daha kötü duruma düşeceğin korkusuyla kendini engelleme.
  3. “Ama”larından vazgeç.
  4. Zorunluluklardan kurtul. Kendini mecbur kılma başkası  için.
  5. Önce yapabileceklerini düşün, sonra nasıl yapacağını.
  6. Geçmişin üzüntüsü mü, geleceğin kaygısı mı? Karar ver, nerede yaşamak istiyorsun?
  7. Hiçbir şey beklememek değil, doğru kişiden beklemek.
  8. Yüzleş, bahaneye sığınma.
  9. İnsanlara yaranma. İnsanlara yaranmaya çalıştıkça yara alırsın.
  10. Yaşamının sorumluluğunu al. İnsanları eleştirme.
  11. Yalnızlıktan kaçma.
  12. Sorunların üzerine git, yok sayma.
  13. İçgüdülerini tanı ve doğru kanalize et. Onlarla konuş.
  14. Özeleştiriyi iyileşmek olarak say.
  15. Her saniye mutlu olmak zorunda değilsin.
  16. Genetiğini tanı, hedeflerini seçerken aklının bir ucunda bulunsun.
  17. Mutlu etmeyenlerle meşgul olma.
  18. Herkesi memnun etmekten vazgeç.
  19. Gerginlikten değil, patlamalardan kork.
  20. Taviz, sabır değildir.
  21. Ön plana çıkma her yerde.
  22. Başkalarının değeriyle iyi hissetme. Yoksa iyi hissetmek için hep başkalarına bağımlı hale gelirsin.
  23.  Önce gerçekçi bak, sonra pozitife odaklan.
  24. Ya sevdiğin işi yap, ya da yaptığın işi sev.
  25. Hayatındaki ilişkiyi ya iyileştir ya da bırak.
  26. Ailenle ol.
  27. Dostun olsun.
  28. Herkesle arkadaş ol, ama dostun senin olsun.
  29. Düşüncelerini değiştir, duygularını bastırma.
  30. Sana sadece sorun anlatanlardan uzak dur.
  31. Devamlı birilerinden onay ve fikir alma. Hata da olsa kendi kararın olsun.
  32. Küçük şeylerden başlayarak tek başına kararlar almaya başla.
  33. Her olumsuzluğu çocukluğuna yüklemekten vazgeç.
  34. Zayıf yönlerini bul. Sonra olmak istediğin durumu belirle. Sonra ise buna nasıl ulaşacağını planla.
  35. Olumsuz duyguları yaşamaktan kaçma. Güçlendirir.
  36. Acı, iyileştirir.
  37. Erteleme.Az da olsa başla..
  38. Kaygılarını kanıtlarınla yok et.
  39. Her hatan için özür dile ve tekrarlama.
  40. Rutin iyi bir şeydir.
  41. Çok şeye sahip olmak yerine, az şeye ihtiyaç duy.
  42. Topluma uy, ama topluma boyun eğme.
  43. İtaat edersen bağımlı olursun.
  44. Başarısızlığı durumsal olarak gör. Sürekli değil.
  45. Vefa göstermeyenle vedalaş.
  46. Zamana bırakmayı bil. Bu seni güçlü kılar.
  47. Her sorunu çözmek zorunda değilsin.
  48. Kendini kanıtlamak zorunda değilsin.
  49. İnsanlara faydalı olmak zorunda değilsin.
  50. Piyangonun çıkması için önce bilet almalısın.
  51. Herkes sana aynı mı davranıyor? Sorun sende.
  52. Bir gün kötü bir şey olacak diye bin gününü heba etme.
  53. Hiç başarısız olmamışsan hiç denememişsindir.
  54. Amaçsız kalma. 58. Âşık olmaktan kaçma. Güçlendirir.
  55. Doğru arkadaş seçimi için kendini tanı.
  56. Zihin okuma, direkt sor.
  57. İnsanların gözlerinin içine bak.
  58. Dik yürü.
  59. Önemli olan tartışmak değil, kendini ifade etmektir.
  60. Önce dinle, sonra konuş.
  61. İstemediğin iç sesine değil, istediğin iç sesine uy.
  62. İnsanları eleştirmekten kaçın.
  63. Başkasının zayıflığı seni güçlü kılmaz. Sadece geçici olarak mutlu kılar.
  64. Hayatındaki her şey de sonuca değil, sürece de odaklan.
  65. Ayrıldığın sevgilini asla eleştirme.
  66. İnanmadığın paylaşımları yapma.
  67. Adamına göre davranma.
  68. Aldatma.
  69. Affet, ama unutma.
  70. Seni engelleyenler “seni koruyormuş gibi” ise dinleme!!
  71. Risk ve kontrol olmadığında da doğru yap.
  72. Utanma ve suçluluk duygularından kaçma. Onlar senin ahlak bekçin.
  73. Nefesini doğru yönet.
  74. Anlaşamadığın herkesi kaybetmek zorunda değilsin.
  75. Boşluk duygusundan korkma.
  76. İş hayatın, tüm hayatın olmasın.
  77. Aklına istemsiz gelen düşünceler sana ait değil. Onlarla savaşma.
  78. İlerde kötü bir şey olur diye bugününü heba etme. O gün gelirse icabına o gün bakarsın.
  79. Güzel giyin.
  80. Paran oldukça güzel yerlerde güzel yemekler ye.
  81. Birikim yap.
  82. Arkadaşlarına ve ailene karşı bonkör ol.
  83. İbadet yap.
  84. Zekât ver.
  85. Yardım kuruluşlarına üye ol.
  86. Yürüyüş yap.
  87. İltifatı çok, eleştiriyi az kullan.
  88. Güler yüzlü ol.
  89. Sorulmayan sorunun cevabını verme.
  90. “Bilmiyorum” demeyi öğren.
  91. Hayatındakilere güvenmek zorundasın.
  92. Sağlığın konusunda erteleme.
  93. Kendini mutlu etmenin birçok yolunu keşfet.
  94. Mola vermeyi unutma.
  95. Her başarıdan sonra kendini ödüllendir.
  96. Geçmişini hatırla ama duygusal etkilerinden arın.
  97. Sağlığın konusunda erteleme.
  98. Kendini mutlu etmenin birçok yolunu keşfet.
  99. Mola vermeyi unutma.
  100. Her başarıdan sonra kendini ödüllendir.
  101. Geçmişini hatırla ama duygusal etkilerinden arın.

SERHAT YABANCI

Aile-İlişki-Evlilik Danışmanı
Diğer Paylaşımlarımız için bizi sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

(Düşündüğün Gibi Değil- Kitabımdan)

Baba sevgisi görmeyen kızlar

0

Bana göre Türkiye’deki baba profilini görmek için kadınların ruh haline bakmak yeterli.‬

Ürkek, sürekli savunma modunda, güçsüzlüğe gelemeyen, hep bir ezilecek kaygısı ile tedirgin olan kadınlar…

Bugün bu ruh haline sahip olan, çoğu kadının babalarına dikkat çekmek isterim..

Bu kadınlar;

Sorunlarını babalarına aktaramıyorlar.

Ya umursamayacağı ya faydası olmayıp zararı olacağı ya da hemen üzüleceği için.

Babalarının arkalarında durmadığı kızlar;

kendilerine biraz destek olan, azıcık koruyan adamlara tav olmuyor mu?

Babadan alamadığını reklamlara kanıp yem olmuyor mu?

Sonunda gidip babası gibi birilerini bulmuyorlar mı?

Ya şimdi;

Ebeveyn odaklı aileden çocuk odaklı aileye..

Dünün yok sayılan çocukları,bugün çocuklarına bağımlı, her istediğini yapan, adeta çocukluğunun intikamını alırcasına çocuk odaklı olan anneler/babalar.

“Ben yaşamadım sen yaşa” felsefesi ile ben merkezli çocuklar artık hayatımızda.

Ezilen kızların şımarık çocukları.

Belki de dedelerinin ürünü..

Adeta aile dizimi hikayesi.

Bugünkü çokluğun,geçmişteki yokluğun ürünü olması.

Babalar;

En çok da kızlarınıza sahip çıkın.

Kıskanarak, yasaklarla, eteğinin boyuna karışarak değil.

Sarılarak, konuşarak, dertleşerek..

Sevgili baba;

Bugün senden alamadığı sevgiyi, yarın senin gibi gıdım gıdım veren ya da vermeyen birinin peşinden koşarak almaya çalışacak..

Sonuçta baba sevgisi görmemiş her çocuk yetimdir…

Serhat Yabancı

Aile-İlişki-Evlilik Danışmanı
Diğer Paylaşımlarımız için bizi sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

Bitirmek ve İkinci Evlilikler Daha mı Zor?

0

Evlilik ortalama olarak tüm toplumlarda desteklenen ve sağlıklı olduğu Kabul edilen bir sistemdir. Böyle olunca da insanlar sürekli evlenmeye, yürütemediklerinde boşanmaya boşandıktan sonra da tekrar evlenmeye çalışırlar.

Yapılan evliliğin ne kadar doğru olduğu, Evlilik kurumuna değil, iki tarafın uyumuna ve paylaşımına bağlı olduğunu söylememiz gerekiyor. Çünkü bilinenin aksine evlilik iki küreği olan bir teknedir. Eğer eşiniz ile kürekleri çekemiyorsanız, tekneyi değil aranızdaki uyumsuzluğu ele almalısınız. Bu anlamda Evlilik kurumunu eleştirenleri çok fazla görmekteyken, eleştirenlerin kendileri ile ilgili evlilik algılarında yetersizlik olduğunu da gördüğümü söylemeden geçemem.

Mesela Evlilik aşkı öldürür mü? Aslında evlilik aşkı öldürmez. Evliler, aşkı öldürür. Sonuçta uzun yıllardır devam eden flörtlerde aşk diri mi sanki? Hayır. Ya da aşkı Evlilik öldürüyorsa, flört edenler neden ayrılıyor?. Aşk her şekilde ölür. Evli olsanız da olmasanız da siz,partneriniz veya her ikiniz aşkı öldürmeye yeterli bir güce sahipsiniz.

Yapılan evliliklerde zamanla aşk renk değiştirerek ve uyum ve paylaşıma bağlı olarak sevgiye dönüşür. Ama özellikle söylüyorum : uyum ve paylaşım ile sevgiye dönüşür. Aksi taktirde aşk biter ve sevgiye dönüşmezse duygusuz bir evlilik ya da ayrılık kaçınılmaz sonuçtur. Eğer aşk sevgiye dönüşürse zaten duygu kanalı sürekli aktif olacağı için Evlilik sürekli beslenir. Evliliği besleyen uyum ve ,sevgidir. Sevgiyi besleyen ise ilgidir.

Tam tersi durumlarda ise ayrılma kaçınılmaz olmaktadır. Uyumsuz bir çiftsiniz, sevgi bitmiş, sürekli gerginlik ve kavga. Ayrıca mantıken iki taraf da bitmesi gerektiğini düşünüyorsa geriye sadece mecburiyetler ve bağımlılıklar kalmıştır.

Evliliğin bitme sürecinde , kadın bitene kadar çabalar ve taziye tutar. Erkek ise bittikten sonra ( kaybedeceğini anladığında) taziye ve mücadeleye başlar. Ama kapılar kapanmışsa çabalar çoğu zaman sadece süreyi uzatır sonucu değiştirmez. Çünkü kolay kolay kimse birden boşanmak istemez. Yaşanmışlıklar ve yıllarca verilen çabalar, kişiyi/kişileri o noktaya getirmiştir. Dışaırdan algılandığı gibi son zamanlarda oluşan bir durum değildir.

Biten evliliklerden sonra ise bizim önerdiğimiz ;aklı kalbi ve bedeni nadasa bırakmaktır. 6 aydan az olmaka üzere 18 aya kadar bir nadas süresi gerekir. Hem eski evliliğin otopsisini yapmak, hem kendini gözden geçirmek hem eski evlilikten kalan uzantılardan, gerginlikten güvensizlikten arınmak için bu sure mutlak gereklidir.

Eğer sağlıklı bir süreç geçirmişseniz, muhtemelen yeni ilişki için aceleci olmadan,eskisinin tersini aramadan, sadece bir niteliği yüceltmeden arayışa girersiniz. Mesela nadas yapmayan kişilerde : eski eşi öfkeli ise, yenisi için ilk şart “sakin olmalı” kuralıdır. Kişi sakinlik şartına o kadar odaklanır ki diğer özelliklerini gözden kaçırır. Sonrasında sakin olanla evlenir ama onun da mesela sorumsuz veya benil yanından dolayı boşanabilir. Yani tek özelliğe odaklanmamalıyız. Ayrıca bir şeyin tersi de doğru insan değildir.

    İkinci evliliklerde süreç ,birinci evliliklere gore daha zordur. Neden ?

Uzantılar artmıştır ( 1.evlilikten gelen çocuk,eski eş, boşanmış etiketi,eski eşin akrabaları,eski evlilikten kalan hatıralar veya eşyalar vs)

Beklenti yüksektir. ( bu sefer kesinlikle hata yapmamamlıyım,daha çok mutlu olmalıyım)

Kanıtlama ve kendini temize çıkarma ( Eğer iklinci evliliğimde mutlu olursam, 1.evlilikte hataların ihalesi eski eşime kalır)

Birinci evlilikten gelen çocukların yarattığı geniş ve karmaşık ilişki ağları

Kıskançlık ( eski eşe, çocuğa eski evlilikten kalan arkadaş ve ilişkilere yönelik)

Birinci evlilikten gelen eşe veya çocuğa karşı suçluluk duyguları.Ayrılan eşe ve çocuğuna suçluluk duygusu nedeniyle fazla zaman ayırma,boşanmamış gibi hissetirmeye çalışma

Eski eş ve çocukla görüşme ve iletişimde sınır sorunu

Birinci evlilikten gelen tahammülsüzlük ve yıpranmılşlık

Taraflardan birinin ilk evliliğin olmasının getirdiği her şeyi sıfırdan yaşama isteği

Üvey anne/baba sorunu

Üvey Ebeveyn ile yaşamak istemeyip evden kaçan çocuklar

Yeni çocuk yapma.

Taraflardan birinin ailesinin boşanmış eş adayını istememesi

Nafaka ve varsa tazminat sorunu

İkinci evliliklerde eş seçimi tercihinin yanlış yapılması halinde sorunlar daha fazla yaşanır. Çünkü alt yapısındaki sorunlara bir de klasik uyum ve iletişim sorunları eklenirse ilişki daha fazla çıkmaza girer.

Artılar ise: Tecrübenin verdiği bilinç ile sorunları önceden fark etme, sorun esnasında uzatmama, çözüm odaklı tartışma, daha iyi cinsellik,tecrübeli anne-babalık,birinci evlilik sonrası paylaşım sonunda elde edilen ekonomik kazanç vb gibi.

Ikinci evliliklerde en önemli konu birinci evliliklerin katkılarıyla baş edebilme konusudur. Eğer eşler birbirilerini oldukları gibi Kabul eder ve birbirlerine destek verirlerse ortalama 2 yıl gibi bir sürede sistem oturmaya başlar.önemli olan süreci doğrı planlamak ve sabırla doğru yöntemleri devam ettirmektir. Bu süreçte aile danışmanı desteği aksayan konularda devreye sokulmalıdır.

ÖNERİLER

İkinci evliliklerde ,iki tarafın geçmiş evlilikleri, çocukları mutlak olarak baştan Kabul edilmelidir.

Eşler, birbirinin Ebeveyn rolüne mudahale etmemelidir.

Eşler birbirini “ya ben ya çocuğun” seçeneğini dayatmamalıdır. Doğru olan her ikisinin olmalısıdır.

Eşlerin eski eşleri ile ortak çocukları dışında paylaşımları olmamalıdır. ( beraber yemek yeme, tatile gitme aynı evde kalma vs gibi)

Eski eş ile arkadaş kalmaya çalışılmamalıdır. Başarılsaydı boşanma olmazdı.

Eşler, birbirinin bir önceki evliliğinden olan çocuklarıyla yarışması ve değer kıyaslaması yapmaması gerekir.

Önceki evliliğinden kalan eşya, kıyafet vb. Şeyler, yeni evliliğe aktarılmamalıdır.

Eşler, eski eşleri ile görüşürlerse bunu eşine söylemelidir.

Her zaman şeffaf olunmalıdır.

Bilgi ve iletişim için :

SERHAT YABANCI

Aile-İlişki-Evlilik Danışmanı
Diğer Paylaşımlarımız için bizi sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

Kimdir Bu Elalem?

0

Dünyanın en büyük jürisidir; Elalem.

Her şeye yorum yaparlar,

Her şeye karışırlar,

Her şeye dedikodu karıştırırlar.

Kim bu bilinmeyen örgüt?

Kim mi?

Sensin.

Elalem senin zihninin tam içinde.

Neden mi?

Onlara malzeme veren sen,

Hayatını vitrine koyan sen,

Sürekli fikir alan sen,

Sürekli onaylanmayı bekleyen sen,

Yalnız kalma, sevilmeme korkusu ile onlara sürekli yaranmaya çalışan yine sen,

Müdahale ettiklerinde sınır çizemeyen,

Kararlarına karıştıklarında kafası karışan,

Sana küstüklerinde paniğe kapılan da sen.

Sürekli iyi görünmeye,

Mükemmel olmaya,

Onların ne düşündüğünü yakalamaya çalışan da sen..

Peki elalemin hiç mi suçu yok diyeceksin?

Var tabi ama onlar izin verip,sınırları açanlara bulaşır.

Onların dediklerini kim ciddiye alıyorsa,

Kimi yönledirebiliyorlarsa,

Kime istediklerini yaptırabiliyorlarsa işte orada ortaya çıkıyorlar.

Neden dahil ediyoruz yaşamımıza ?

Elalemin bizdeki karşılığı, onaylanma ihtiyacımız ve öz değerliliğimiz ile ilgili.

Onaylanma ihtiyacının altında ise ; müdahaleci ve eleştirel ebeveyn  ile büyüme, mükemmeliyetçilik, dışa bağımlı değer ve mutluluk ile ilgilidir.

Bunların sonucunda ise yalnızlık korkusu ve bağımlılık geliştirme  oluşmaktadır. Aslında el alem kontrolüne girme bir nevi el aleme bağımlılık geliştirmektir.

Gitmek isteyip gidememek, onlarla yapamayıp onlarsız da yapamamak gibi.

Kişi kendi yaşamını doldurdukça, kendi kararlarını aldıkça, ayrıca sorumluluğu üstlendikçe daha güçlü, daha kararlı ve daha net sınır çizebilen biri olmaktadır.

Müdahaleye alışmış, onay arayan, ebeveyni tarafından sürekli toplumun beklentisine göre yaşaması öğretilen, başkasını mutlu ederek mutlu olmaya çalışanlarda elalem kronik bir döngüdür.

Tel:  0 216 371 33 83

Yani elalem çevremizde olup, zihnimizde sürdürdüğümüz yaşamımıza dahil ettiğimiz  bir algı aslında.

Onların onayıyla beslenmekten vazgeçersen,onların sorunlarından sıyrılırsan,memnun edip değerli hissetme denklemini değiştirirsen,

daha güçlü bir sınır çizebilir hatta ilişkini de sürdürebilirsin.

Onlara olan onay bağımlığını minimize edersen,kendi duygularını,öz kararlarını keşfetmeye başlarsın.

Hata yapma korkusuyla sürekli onaylatmaktan da yavaşça uzaklaş.

Sana onay verenler,senden daha güçlü ve mutlu değillerdir zaten. Olsalar neden başkasının hayatına müdahale etsinler ki?

Eleştiriye gelememe yönünü de fark et.

Bırak eleştirsinler.

Yanlışın varsa düzelt. Kendinden eminsen dik dur.

Ya kabullenirler ya da araya mesafe girer.

Her ikisi de sağlıklı..

SERHAT YABANCI

Aile-Evlilik-İlişki Danışmanı

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

İç Sesimizi Nasıl Yönetebiliriz ?

0

Olumsuz iç ses ne söyler?

1.  Büyütüldüğün kurallara sıkı sıkıya bağlı kalırsan daha çok sevilirsin. Başına daha az iş gelir.

2.  Kaç kere denedin olmadı. Boşver uğraşma.

3.  Senin şartların bu hedefin için uygun değil.

4.  Deneyip rezil olacağına otur oturduğun yerde.

5.  Ya yapamazsan? Bak daha önce neler dediler hakkında.

6.  Ne kadar çok yüksek standartların olursa o kadar çok başarılı olur ve hırslanırsın.

7.  Her zaman birilerinin takdirini kazanmak zorundasın.

8.  Ailenin onayını almadığın sürece yanlış bir şey yapıyorsundur.

9.  Eğer eleştiriliyorsan, yanlış bir şey yapmışsındır.

10.  Kendi istek ve arzularını düşünürsen toplumda dışlanırsın. Bencilsin.

11.  Devamlı kendini kontrol etmeli, dikkatli olmalısın.

12.  Eğer çoğu insan tarafından sevilmiyorsan sende bir sorun var.

13.  Başarılı olman için en iyisini ve farklısını yapmalısın.

14.  Ya en iyisini yap ya da hiç başlama. 15.  İsteklerini söylersen birilerini kırabilirsin.

16.  Dün yaptıklarının önemi yoktur. Önemli olan bundan sonrasıdır.

17.  Ya başaramazsan, ya rezil olursan?

18. Olduğun gibi sevilmezsin. O halde bir niteliğin olmalı.

 

( incelemek için tıklayın)

Doğrusu ne olmalıdır?

1.  Kurallar devamlı değişiyor. Kurallara bağlı kalman daha az sorun yaşayacağın anlamına gelmez. Sevilmek için uyum sağlarsan, devamlı uyumlu olmaya zorlanırsın ve her şeye EVET dersin.

2.  Kaç defa denediğinin önemi neden yok? Çünkü her denemede yapmaman gerekenleri de öğrendin. Ayrıca birinden fikir alarak farklı bir çözüm geliştirebilirsin.

3.  Adım atmak için şartların oluşmasını beklersen belki şartlar hiç oluşmayacak. Adım attıkça karar verirsin. Hedeflerine ulaşanların hepsi hazır şartlara sahip değildi. Başladıkça şartlar da olgunlaşıyor.

4.  Deneyip rezil olacağını nereden biliyorsun? Denemediğin sürece hep üzüleceksin, denersen o an çıkan sorunları çözebilirsin. Çözemez ve başarısız olursan da en azından denedim dersin. Denemediğin için yıllarca kendini suçlamazsın.

5.  İnsanların ne dediğine odaklanırsan onlar senin sahibin olur. Onların ne diyeceklerine göre düşünürsün ve kimseyi memnun edemezsin.

6.  Mutlu ve başarılı olmak için yüksek hedeflere ve standartlara gerek yok. En küçük başarı bile mutlu edebilir seni. Yüksek standartlar, seni geçici olarak hırslandırır, ama bir noktadan sonra çaresizliğe sürükler.

7.  Kimsenin takdirine ve onayına ihtiyacın yok. Sen doğru bir şey yapıyorsan insanların takdiri kendiliğinden gelir zaten.

8.  Ailenin onayına ihtiyaç duyman senin onlarla çatışmaktan korkmandan kaynaklanır. Doğruları onlara sen öğretebilirsin. Onların döneminin doğruları ile çatışman çok normal. Çünkü her çocuk, anne – babasıyla bu çatışmayı yaşar ve bu sağlıklıdır.

9.  Her eleştiri senin yanlış bir şey yaptığın anlamına gelmez. Ama onların işine gelmediği anlamına gelebilir. Eleştiriliyorsan dikkate alınıyorsundur zaten.

10.  Kendi istek ve arzularını önemsemezsen başkasının arzu ve isteklerini yerine getiren biri olursun. Herkes kendisine hizmet etsin. Kendi isteklerini yaşamak, insan olmanın gereğidir.

11.  Spontane olmalısın. Devamlı kendini kontrol etmene gerek yok. Tıpkı çevrendeki insanlar gibi akışına bırak kendini. Onlar senden daha güçlü değil. Sadece daha çok davranıp daha az düşünüyorlar. Hata yaparsan da zaten söylerler. Senin önceden kestirmene gerek yok.

12.  Seni sevenler de olabilir sevmeyenler de. Bu bir değerlilik kriteri değildir. Bir yarışta birinci gelmişsen, rakiplerin seni sevmiyorsa, bu sevilmediğin anlamına gelmez.

13.  Başarı senin elinden geleni yapmandır. Mucize yaratmana gerek yok. Herkes potansiyeline göre değerlendirilir. Sen kendi gücüne göre hedefler seçebilirsin.

14.  Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalış. Elinden gelmiyorsa senin hiçbir hatan yok. Bir insanı uçamıyor diye başarısız olarak değerlendiremeyiz. Attığın her adım, bulunduğun yerden daha ilerde olduğunu gösterir. Küçük adımlarla hedefine yaklaş. Başarı bir sürecin sonucudur. Direkt sonuç değildir.

15.  İsteklerini söylersen, insanlarla daha sıcak ilişkiler kurarsın. Hatta sana benzer istekleri olanlarla daha samimi olursun. İstekleri söylemek insanları kırmak olsaydı, diğerleri neden senin gibi düşünmüyorlar o zaman.

16.  Geçmişindeki başarıların, senin başarıyı elde edebilme gücünün göstergesidir. Bir kez bile bir şeyi başarmak demek, senin o potansiyele sahip olduğunun göstergesidir. Her zaman iniş çıkışların olacak. Ama sen her zaman çıkabileceğini bileceksin.

17.  Başarılı olup olmayacağını bir yerden sonra düşünerek tespit edemezsin. Kaygıların senin özgüveninin en büyük kanseridir. Denemelisin! Denemeden kendi gücünün farkında olamazsın. İstediğin sonucu alamamak ile insanlar karşısında rezil olma düşüncesini birbirine karıştırıyorsun. Her sosyal kaygından dolayı performansından vazgeçmemelisin. Kendi notunu kendin vermelisin.

18. Olduğum gibi de sevilirim. İnsan olarak da değerli ve özelim.

İçsesimizi değiştirmek için, hislerimizi, geçmiş olumsuz deneyimleri ve başkalarının  olumsuz bloke telkinlerini kanıt göstermemeli ve en kötü senaryoyu düşünmeyi bırakmalıyız.

Yaşadıklarımızın bize empoze ettiği olumsuz etkilerden dolayı zamanla parçadan bütüne gidiş hatasına düşeriz. Aptalım, yetersizim, başarısızım, tembelim, değersizim, sevilmiyorum, iticiyim, terk edilirim, çekici değilim vb. gibi etiketleri cebimizde taşırız. Basit bir uyaran bile ceptekilerden uygun olanı seçer ve onu aktive eder. Dış uyaranları yok edemeyiz. Doğa ve insanlar kontrol edilemez. Yani hayat boyu hata yapmamak gibi bir lüksümüz yok. Fakat cebimizdekileri artık taşımazsak, hatalar o an çözülür veya doğru anlamlandırılarak olumsuz etkileri azaltılır

Yani kişi kendisiyle ilgili ne düşünüyorsa, onu yaşar , onu yaşatanı çeker ve onu sürdürür. Kendimizle ilgili algımızı değiştirmeden ilişkilerdeki rolümüzü, iş hayatındaki duruşumuzu  değiştiremeyiz.

Bunun için de içsesimizi duymalıyız. Boyun eğmemizi riskten kaçan pasifleştiren sesimizi fark ederek hem iş hem de ilişkilerdeki kaygılarımızı çözebiliriz.

İçsesini düzelt, hayatın düzelsin.

 

Serhat Yabancı

Aile-Evlilik İlişki Danışmanı

Yazar

instagram.com/serhatyabanci

Senin hiç sorunun yok mu?

0

Vitrininle övünmekten vazgeç dostum.
Artık “aslansın,kaplansın,sen halledersin” gazlarına gelme.
Senin de sıkıntıların var,
Senin de ihtiyaçların var,
Senin de isteklerin var..

Neden erteliyorsun?
Neden gizliyorsun?
Neden kendi gerçeğinden uzaklaşıyorsun?

Sen sorunlarını paylaşmadıkça,hayatında herşey mükemmel gidiyormuş gibi seni sömürmeye,
Talepkar olmaya devam etmiyorlar mı?

Bazen hayır diyebilmenin en güzel yoludur,”ben de yorgunum”,benim sana faydam olmaz demek.

Vitrininin esiri olma…
Annene,babana,eşine,patronuna,arkadaşına “benim de ihtiyacım var” demekten çekinme.

Kendini öne alman için,daha ne kadar arkaya düşmeyi beklemelisin?

Daha ne kadar dibe batmalı,
Kendini ne kadar kaybetmelisin?

Bencillik değil bu,
Sınırlarına ve kendine sahip çıkmak,
Hep ben değil,
Önce ben diyebilmek..

Ayaklarımın üzerinde duracam diye,
Oturmayı unuttun,
Güçlü görüneceğim diye,
Kendini mutlu etmeyi,
Sorunsuz görüneceğim diye,
Kendin olmayı unuttun..

Bak sen sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını anlattıkça,senden sürekli beslenenler yavaş yavaş olması gereken mesafeye çekilecekler,
Daha az talep etmeye,
Daha fazla dikkat etmeye başlayacaklar.

Duygusal yoksunluğunu ihtiyacı olan insanların hayatında işe yarayarak,
onlardan çevre yaparak gidermekten vazgeç.
Bu seni yorgun,
Onları da bencil ya da bağımlı yapar..

Unutma;
Sen onların merkezinde olmasan da,
Kimsenin kurtarıcısı olmasan da herkes başının çaresine bakar.
İnanmıyorsan dene…

SERHAT YABANCI
Aile-Evlilik-Yetişkin Terapisti

Diğer paylaşımlarımı görmek isterseniz eğer beni instagramdan da takip edebilirsiniz.
instagram.com/serhatyabanci

KİMİNLE VE NE ZAMAN EVLENME ?

0
  •  Aşıkken evlenme.

    • Kurtarıcıyla evlenme.

    • Zayıf zamanında evlenme.

    • Her şeye evet diyenle,her şeye hayır diyenle evlenme.

  •  evlenme ile ilgili görsel sonucu
    • İlişkin yeni bitmişse evlenme.

    • Başkasında aklı kalanla,

    • Ilişkisi yeni bitenle,

    • Çabalayacak gücü olmayanla,

    • Karşı cinse öfkesi bitmeyenle,

    • Kendi ayakları üzerinde duramayanla evlenme.

    • Sorumluluk almayıp sürekli bahanelere sığınanla,

    • Vermeden almaya alışanla,

  •  kiminle evlenme ile ilgili görsel sonucu
    • Kendini mutlu edemeyen biriyle,

    • Kendini mutlu edemiyorsan da evlenme..

    • Sorunlarını çözmeden,

  •  evlenme ile ilgili görsel sonucu

    • Ne istediğini bilmeden evlenme..

    • Sırf evlenmek için “ nefes alsın yeter” mantığıyla evlenme..

    Serhat Yabancı

Babası yeni evlenen oğlunun evine tebriğe gider…

0

Babası yeni evlenen oğlunun evine tebriğe gider…

Oturunca bir beyaz kâğıt, bir kalem ve bir silgi getirmesini istedi.


Genç: “Niçin?” dedi.


Baba: “Hele sen getir.” dedi.


Genç, kalem ve kâğıdı getirdi…


Silgi bulamamıştı.


Babası: “Koş bir silgi satın alıver”, dedi.


Oğlu epey şaşırmıştı, ama dışarı çıktı, bir silgi satın alıp getirdi,
babasının yanına oturdu.


Babası: “Yaz,” dedi.


Genç: “Ne yazayım?”

Baba: “İstediğini yaz.”


Genç bir cümle yazdı.

Baba: “Şimdi onu sil.”


Oğlu sildi.

 


Baba: “Bir cümle daha yaz.”


Oğlu: “Allah aşkına baba, ne istiyorsun ki?”


Baba: “Yaz bir daha.”


Oğlu yazdı.


Baba: “Sil,” dedi.


Oğlu sildi.


Baba yine: “Yaz,” dedi.


Oğlu: “Allah aşkına desene baba, ne bu?”


Baba: “Hele sen yaz”


Oğlu yazdı.


Baba: “Sil,” dedi.


Oğlu tekrar sildi…


Baba sordu: “Kâğıt hala beyaz mı?”


Oğlu: “Evet. Ama mesele nedir?”


Baba oğlunun omzuna vurdu ve:


“İşte evlilik de böyledir,
bir silgiye ihtiyacı vardır…


Evlilikte hanımından göreceğin ve hoşuna gitmeyecek bazı durumları silmek için bir silgi taşımalısın yanında…


Hanımın da öyle bir silgi taşımalı beraberinde, senden sadır olacak ve hoşuna gitmeyecek şeyleri silmek için.


Zira evlilik sayfası bir kaç gün içinde kapkara olacak…


Kadının huyu para yokken; erkeğin huyu da para çokken anlaşılırmış.


Eşinden sevgi ve saygı bekliyorsan; Sen de ona göstereceksin.


SİLGİ VE BİLGİ


İkisi de 5 harftir.


Başlarındaki harfleri atarsak geriye ilgi kalır.


İlgi olmadan ne silgiye ne de bilgiye ulaşabilirsin…

SON EKLENEN YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR