Ana Sayfa Blog Sayfa 9

Mutluluğunun Farkında Mısın?

0

Mutluluğun farkında ol….
* Sürekli en küçük riski yok etmeye çalışırken enerjini yitirdiğinin farkında mısın?
* Sürekli kaygılarını susturmaya çalışırken mutluluğundan çaldığının farkında mısın?
* Sürekli “ya şöyle olursa, ya şu başıma gelirse ” diye düşünerek zihnini boş yere yorduğunun farkında mısın?
* Sürekli bir şeylerin önlemini almaya çalışırken hayatın akışını bozduğunun farkında mısın?
* Sürekli kendini güvende hissetmek adına her şey kontrolüm altında olsun diyerek her şeyi ve herkesi kastığını ve zorladığının farkında mısın?
* Sürekli geleceğe yatırım yaparak ve geleceği garanti altına almaya çalışarak bugünü yitirdiğinin farkında mısın?
* Sürekli kaygılarınla yüzleşmek yerine önlem almayı seçersen hayatının tümünü önlemlere dönüştüreceğinin farkında mısın?
* Sürekli negatif düşünceleri düşünerek kendini mutsuzluğa alıştırdığının farkında mısın?

Artık farkında ol.. Çünkü hayat geçiyor. Çünkü hayat, kaygılar ve hipotezler için değil, mutlu olmak için var.

Bırak geleceği kestirmeyi,
Bırak garantici olmayı.
Bırak hipotez kurmayı…
Çünkü;
* Geleceği garantiye hiçbir zaman %100 alamayacaksın.
* En küçük risklerin büyük bir soruna yol açacağına dair hiçbir kanıtın yok.
* Bırak ne olacaksa olsun. Sen sadece üzerine düşeni yap. Her şey zaten olacağına varır zaten.
*Yarın başına olumsuz bir şey geleceğini düşünmek yerine ” eğer öyle bir şey olursa onu o gün düşünür çözüm üretirim” diyerek geleceği düşünme.
* Aklına her gelenin peşine düşme. İnsan istemsiz de birçok düşünceye şeye maruz kalır.
Ne demişti Adler;
“yaşamda en büyük tehlike, fazlaca önlem almaktır.” ..
Fazlaca önlem alırsan, yaşam amacını kaçırırsın.
Hayatını kendini mutlu edecek şekilde dizayn et. Kontrol edecek şekilde değil.

Aile/Evlilik/İlişki Danışmanı

Yazar

www.instagram.com/serhatyabanci

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.serhatyabanci.com

Bilgi- Randevu: 02163713383

Ayrıldıktan Sonra NADAS Süresi Neden Önemli?

0

İnsan, makine değildir. “Bitti” dediğinde hemen bitmez. Çünkü bir ilişkide tek bir bağ ile bağlı değiliz.

Bu bağlar;

Zihinsel,

Duygusal,

Ekonomik,

Sosyal

Fiziksel

5 bağın birden bitmesi mümkün değil. Resmi olarak bitse de kalbimizde ve zihnimizde bitmesi en uzun zaman alandır. İnsan, aklında ve kalbinde biri varken başka birini ne kadar sevebilir? Başka birine ne kadar emek verebilir? Başka birine ne kadar dürüst olabilir? Lakin çoğu insan, ayrılık acısını yaşayıp, kendi öz gücüyle toparlanmak yerine başka birine yaslanarak ayağa kalkmayı seçiyor. Bunun için de yara bandı ilişkiler yaşıyor. Ve farkında olmayan kurtarıcı eş buluyor. Oysa yara iyileştikten sonra da yara bandı düşmeye, kurtarıcının da misyonunun bitmesiyle de yeni sorunlar başlıyor.

O halde sağlıklı bir ilişki için önce eskinin bitirilmesi (arınma) gerekir.

Ayrılan veya boşanan kişiler için Nadas sürecinin faydaları:

Boşanmışsa;

  • Ayrılığın taziyesini tutma
  • Kendini tanıma (Şu an ne istiyorum, neden boşandım, bu yaşamda ne arıyorum vb. gibi)
  • Yalnızlıkla başa çıkmayı öğrenme
  • Eski eşiyle yeni süreci oturtma (nafaka, velayet, çocuklarla hakkında iletişim şekli, sınırlar)
  • Kök ailesinin boşanmaya alışması
  • Sosyal çevrenin boşanmayı benimsemesi,
  • Eski eşe, çocuklara ve çevreye karşı suçluluk, pişmanlık duygularından arınma
  • Kararını tartma, kararlılığı test etme süreci
  • Yeni bir ilişki için enerji toplama
  • Yeni birine, eski ilişkiden kalanları aktarmamak için sakinleşme
  • Ekonomik olarak toparlanma

Flört ayrılığı ise;

  • Kendini toparlama
  • Taziyeyi tutma-bitirme
  • Kendini, eski ilişkisini, tercihlerini otopsi yapma
  • Ne istediğini fark etme
  • Ekonomik, fiziksel ve sosyal olarak hayata dönme
  • Yalnızlıkla başa çıkmayı öğrenme
  • Kendi öz gücüyle bir süre ayakta durmayı deneme-başarma

Esas olarak biten bir ilişkiden sonra ilişkilere ara vermek, kendini toparlamak için çok iyi bir fırsat. Kendine yatırım yapma, yalnızlığıyla yüzleşme, üretken olma, ertelenmişlikleri yaşama, yeni hedefler belirleme gibi birçok adım için alan sunmakta.

Peki ayrılık sonrası hemen ilişkilere atılırsak ne olur?

Nasıl ki bir bardağın dibinde bir yudum çay varken onu bitirip, bardağı yıkamadan o bardaktan su içemiyorsak, kalbimizde bardak gibidir. Birini tam bitirip, kalbimizi eskisinden arındırmadan yeni birini alamayız. Bardaki çay üzerine su dökersek ne çay ne su olur. Bitmeyen birinin üzerine yeni birini alırsak yaşadığımız şey ne eski ne yeni olur. Denersek adı ilişki değil, çelişki olur.

Hemen birini alırsak;

  • Biten ilişkinin niye-neden-nasılları havada kalmış olur.
  • Biten ilişkiden ders ve anlam çıkarmamızı engellemiş olur.
  • Yeni ilişkinin tadını çıkarmaktan çok, eskinin acısını atmaya odaklanmış oluruz.
  • Ayrılık acısı, suçluluk, pişmanlık nedeniyle hesapsız ve bize uymayan birini seçme riskimiz olur.
  • Kalbimizdeki acıyı ve hüznü atmadan üzerine mutluluk koymaya çalışamayacağımız için tutarsız ve çatışma dolu bir sürecimiz olur.

Sonuçta nadas süreci, iyileştirir, yüzleştirir, güçlendirir. Acıya dayanma ve kendi başına çözme gücünü ortaya çıkarır.

Yeni tercihimizi daha sağlıklı yapmamızı, daha çok çabalama ve tahammül etme gücümüzü sağlar.

 

Aile/Evlilik/İlişki Danışmanı

Yazar

www.instagram.com/serhatyabanci

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.serhatyabanci.com

Bilgi- Randevu: 02163713383

Ayrılıkla Baş Etme

0

Nasreddin Hoca’nın eşi vefat etmiş, üç gün sonra evlenmiş.

‘Hocam ayıptır, bari kırkı çıksın’ demişler. Hoca ise ‘en acımdan ne yaptığımı biliyor muyum?’ demiş.

Abdülhak Hamit Tarhan, ardından Makber’i yazdığı eşinin taziyesinde tanıştığı kadınla 2 hafta sonra evlenmiştir. (İddia, 1911)

Genelde örnekler erkekler üzerinde çünkü erkekler ilişkisiz kaldıklarında sistemleri daha fazla aksıyor, en azından eskiden öyleydi.

Hal böyle olunca gerek kadın gerekse erkeğin ayrılık sonrası takındığı tavır, biten ilişkiyi değil, bitirenin kişiliğini tanımlar. Burada bir suçlama veya eleştirme yok. Herkes istediği gibi baş edebilir. Yine mümkün oldukça, ayrılık sonrası nadas bitmeden evlilik veya yeni bir ilişki edinilmemelidir. Senden ayrılan kişiyle kendine değer biçmekten vazgeç Esasen takip etmekten tamamen vazgeç.

Erik dalı paylaşsa ‘ayrıldığı için seviniyor.’ dersin, arabesk paylaşsa ‘hala unutmadı.’ dersin, senden düşük birini bulsa ‘ayarını buldu.’ der sevinirsin, üstün birini bulsa üzülür ‘büyük balık kaçırdım.’ dersin. Yani ruh halini, o belirler ve iyileşemezsin.

UNUTMA;

Her acı geçer, acıyı olay değil baş etme şeklimiz uzatır.

Ve sonuçta ilişki iki kişilik, ayrılık tek kişiliktir.

 

Aile/Evlilik/İlişki Danışmanı

Yazar

www.instagram.com/serhatyabanci

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.serhatyabanci.com

Evlilikte Kayınpederin Etkisi

0

Benim okurlarım iyi bilir. Ben mutlu evliliğin yolunun kayınpederlerden geçtiğini söylerim hep. Sanırım bunu ilk olarak kararlı olarak da vurgulayan benim.

Kayınpeder emniyet subabıdır.

Eşinin gazını alandır.

Onun beklentilerini yönetendir.

Onun başka evliliklerden beslenmesine engel olan belki de neden olandır.

Bu nedenle eş seçerken eş adayınızın evinde baba rolünü özellikle gözlemlemelisiniz.

Her ne kadar çoğunlukla annelerin çocuklarının evliliklerine müdahil olduğunu düşünsek ve öyle yansımış olsa da perdenin arkasında duyarsız babaların varlığı ortaya çıkıyor.

Eşiyle ilgilenmeyen her erkek, eşinin çocuklarına yönelimini artırır. Eşiyle ilgilenmeyen her erkek, çocuklarının hayatında evlilik ile ilgili dengeleri bozar.

Kayınpeder şeftir. Geleneksel bir toplum olduğumuz için kayınpederin varlığı, sistemin tomografisidir.

Çok şey hakkında bilgi verir.

 

Hiçbir şeye karışmayan, kahveden eve, evden kahveye giden bir kayınpeder ‘melek gibi adam’ görünse de aslında konforlu alanın tadını çıkartır.

Fren görevini yapmalı.

Kendi evliliğine sahip çıkmalı.

Eşiyle ilişkisini güçlendirdikçe eşinin diğer sistemlerdeki beklentisini azaltır.

Mutlu bir evlilik varsa anneyle babanın, çocuğunun sisteminden alacaklı olmazlar.

Serhat YABANCI

Aile/Evlilik/İlişki Danışmanı

Yazar

www.instagram.com/serhatyabanci

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.serhatyabanci.com

Bilgi- Randevu: 02163713383

İLİŞKİ ATÖLYESİ-2

0

Merhaba, Mart Nisan ayında düzenlediğimiz ilişki atölyesinin devamını yapıyoruz.

Sorunlara, çözümler bulacağınız bu workshop eğitim, interaktif bir şekilde yapılacaktır.

Sınırlı sayıda katılımcı alınacaktır.

Yaz sonunda yoğun istek aldığımız halde yapamamıştık, şimdi ilişki atölyesi-2 ‘nin ilkini İstanbul’da yapıyoruz. İlişki atölyesi bire katıldıysanız bunu kaçırmayın, ancak ilişki kez katılıyorsanız da katılımınıza açık olacaktır.

Bilgi, kayıt için; +90 (532) 340 86 81 i arayınız.

Mutluluk Nedir ? Nasıl Mutlu Olabiliriz?

0

MUTLULUK  NEDİR ?

Mutluluk ; yaşamımızın temel amacıdır. Tüm çabalarımız onun içindir. Yemek yemek, gezmek, eğlenmek, para kazanmak, arkadaşlarla olmak, ibadet etmek, bir amaç için çabalamak, kendimizi geliştirmek vs. tümünün altında bize verdiği mutluluk vardır. Sadece olumlu davranışlar değil, olumsuz davranışlar ve yaşantılar da mutluluk amacına hizmet eder. Taziye  görevini yerine getirmek,hastaya bakmak, inancı ya da düşüncesi için zorluklara katlanmak vb. gibi.

  Davranışlarımızdan bazıları doğrudan bazıları ise dolaylı olarak bizi mutlu eder.   Güzel bir yemek yemek direkt mutlu ederken, bir insana yardım etmek ise sorumluluk duygumuzun tatmin edilmesi nedeniyle dolaylı mutlu eder.

Mutlu olmak isterken hayatın gerçekleri acı tarafları da göz ardı edilmemeli. Sadece olumlu duyguya odaklanan kişi, hayatın yapısı gereği karşılaşacağı her olumsuz durumda kaçmayı veya yok saymayı deneyecektir. Oysa yok sayarak veya kaçarak hayatı yaşamak mümkün değildir.

Çağımızda mutluluk, görsellik ve maddiyatla çok ilişkilendirilir oldu. Çok para kazanmak, güzel yemekler, güzel arabalar, güzel ilişkiler, konforlu yaşam, her türlü imkana sahip olmak  vb gibi unsurlar mutluluğun kaynağı gibi görülmektedir. Oysa bunlar mutlu eden değil, bizi mutluluğa götüren araçlardır. Bunlar elbette mutlulukta etkin paya sahiptir. Ama bunlara ulaştıktan sonra hep mutlu kalacağımızın garantisi yok. Mutsuz olan birine “araban,evin,maaşın, vs imkanların var halen neden mutsuzsun” diyemezsiniz. Bunun yanı sıra sınırlı geliri olan insanlarında mutsuz olduğu iddia edilemez. 

Para mutluluk için gereklidir. Ama salatanın tek bileşeninin maydanoz olmadığı gibi,yaşamdaki tek mutluluk kaynağı da para değildir. Sadece  para, yaşamı tüm yönleriyle mutlu etmeye yetmez. 

Mutluluğun parayla ilişkisi doğru orantılı değildir. Para size, mutlu olmak için imkan, güvenlik, sağlık ve konfor verir. Paranın bir noktadan sonra mutlu etmesi mümkün olmaz. istediğiniz kadar, aktivitelere katılın,  harcayın,yiyin,için,gezin. Aslında bunların tümü hayattaki mutluluğu arama çabasının denemeleridir. Oysa sizin bunlardan al(ama)dığınızı, evinde oturup çekirdek çıtlatan kişi de alabilir. 

Haz ; mutluluk değil, ona götüren bir araçtır.  içsel olarak mutluysanız hazlarınız keyif verir. Aktiviteye, “beni mutlu etsin” diye anlam yükleyip mutlu olmayı  beklerseniz, bu zoraki bir mutluluk oyununa dönüşür. Günün her saatinde kendinizi meşgul edecek  şeylerle uğraşır durursunuz. Bu ise hem mümkün değil, hem de yorucu. Durduğunuz an, kendinizi kötü hisseder ,dibe vurursunuz.

Esas olan  huzurdur. Hayatınızdaki eksiklik duygusunun nedenini bulursanız ve onu çözmeye çalışırsanız huzur kapısı açılır. Aksi takdirde zamanınızı  günlük hazlar ile doldurmaya ve olumsuz  duygular yaşamamak için geçiştirmelere başvurursunuz.

Koşturmayı bırakıp, ben neyi arıyorum diyebilmeliyiz. Bunun  için de hayatımıza kısa ve uzun vadeli planlar, hedefler  koymalı aynı zamanda nasıl bir prensip içinde yaşamak istediğimizin sınırlarını çizmeliyiz. 

  Aristo’ya göre “Mutluluk, insan yaşamının biricik amacıdır. Hayatımız boyunca harcadığımız tüm çabalar mutlu olmak içindir ve mutluluk, ancak erdeme ve kusursuz bir karaktere ulaşarak yakalanabilir.  Kişi ancak hayatının bütününü soylu bir biçimde yaşarsa mutlu olabilir.”

Epikür göre : Mutlu olmak için insanın üç şeye ihtiyacı vardır: “Dostluk, Özgürlük ve Düşünmek.”

Descartes, mutluluğu  “bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğu” olarak tanımlar. Descartes’a göre mutluluk erdeme, erdem de aklın iyi kullanılmasına bağlıdır. 

Nörolog Nancy Etcoff beynimizin evrimsel olarak mutluluk ve acıyı azaltmaya odaklı olduğunu söyler.  Şekerli şeylerin tadını doğuştan sevmemiz ve acı olanları da reddetmemiz, mutluluk arayışının içgüdüsel olduğu görüşünü destekler niteliktedir.

Mutluluk,  var olan yaşamınızı öncelikle kabullenebilmekle başlar. Yani gerçekçi olmakla başlar. Bu kabullenmek, pes etmek değil, gerçeği görmektir.Yok saymak  ya da yakınmak, değiştirme gücünüzü elinizden alır. Sizi kaderciliğe sürükler.

Uçurumları sevenin kanatları olmalı (nietzsche).

Mutluluk öğrenilir. Çünkü insanlar, mutluluğu da mutsuzluğu da yaşadığı doğup büyüdüğü aile ve toplum içinde öğrenir.  Ailede hep yakınan, şikayetçi, mutsuz, hayattan zevk almayan birinin olması, ayrıca bunun  ebeveyn olması halinde bu ailenin çocukları, mutsuzluğu bir hayat şekli ve  hayatın kendisi sanırlar. Ailenin liderleri olan anne-baba, çocukların ruhsal durumlarının da kaptanlarıdır. Çocuklardaki ruhsal ve davranışsal tepkiler ise ailenin termometresidir.

Mutluluk, bir duygudur. Bir duygunun oluşumu ise düşünce şeklimizdir. Çünkü insan, nasıl düşünürse öyle hisseder.

Mutluluk, düşünce şeklidir. Düşünen için düşündüğü gibi yaşamak, düşünmeyen için yaşadığı gibi düşünmektir. Hayatımıza nasıl mutluluk katacağımızı zihnimizde çizdiğimiz harita ile belirleriz. Yani hedeflerimiz, amaçlarımız, yaşamı anlamlandırma şeklimiz düşünce olup bizi harekete geçiren güçtür. “Ben artık şöyle yaşayacağım, bundan sonra bu şekilde davranacağım” gibi kararlar zihinsel süreçlerin ürünüdür.  Sonuçta insan, inandığı bir şeyi sürekli şekilde yaşar. Yani inandığımız gibi yaşarız. 

Mutluluk, zihinde başlar. Hayattaki olumlu ve pozitif noktaları görebilmektir. Klasik yarı dolu yarı boş bardak örneğinde olduğu gibi gerçekliklerdeki olumlu noktaları görmek gerekir.

Mutluluk, bağımlı kalmadan ama bağlı kalmaktır.

Mutluluk yetinmektir,  var olanın kıymetini bilmektir. Olması gerekene değil, olana odaklanmaktır. Sahip olduğunuz şeylerle çok mutlu olacak  o kadar çok insan var ki.

Mutluluk,  bakış açısı sonucudur. Var olan yaşam içindeki olumlu yönleri görmek, fark etmek ve onları bir artı olarak kabul etmektir.

Mutluluk, kimseye muhtaç olmamak için çabalamaktır. Eğer hayatınızı kimseye muhtaç olmamak  için  çabalıyorsanız hem süreçte hem de sonuçta mutlu sizsiniz.

Mutluluk, sağlıklı olmaktır. Aslında herşey kazanılır, acısı geçer veya azalır ama sağlık kaçan tren gibidir.  Sağlıklı iseniz, siz inanmasanız bile mutlusunuz.

Mutluluk, hayatın farkında olmaktır. Yaşamın her saniyesi mutlu hissetmek için vardır. 

Mutluluk çalışmak ve sevmektir (Freud).  Hem çalışır hem de sevgi dolu iseniz sizi kimse yıkamaz.  Çalışmak, belirli saatlerde belirli bir işi para kazanmak için yapmak anlamında olan çalışmak değil, kendine ve insanlığa bir şeyler katmak ,kazandırmak anlamında bir çalışmadır ve severek yapılması sonucunda insanı mutluluğa götüren bir aktiviteye dönüşür. Sevmek duygusu evrende mutlak bir güçtür ve” insanda her şeyle baş edebilirim” duygusu uyandırır. Severek yapılan iş, severek yürütülen ilişki vs. durumlar kişilere mutluluk kapılarını açar.

Mutluluk; realist bakıp, pozitif görmektir. Yaşamın gerçeklerini göz ardı etmeden içinde bulunduğumuz durumun olumlu ve öğretici taraflarını yakalamak bizi olgunlaştıracak ve mutlu edecektir.

Mutluluk, üretmektir. Yaşamı üretmeden, kendini geliştirmeden yaşamak mutsuzluğa neden olur. Sonbaharda dökülen yapraklar üretkenliğin bitişi gibi düşünüldüğünde doğada ve insanlarda bir hüzün meydana gelir,oysa ilkbaharla yeşeren doğa üretkenliği simgeler ve insanlarda neşe ve yaşama duygusu ortaya çıkarır. O halde üretmek ve bunu paylaşmak mutluluk sebebidir. (emeklilerin depresyonu ve mutsuzlukları da artık üretmeyecekleri ve işe yaramayacakları hissinden kaynaklanır.) 

Mutluluk, aidiyettir. Kendini bir yere ait hissedebilmektir.

Mutluluk, kendin olabilmektir. Maskesiz ve rolsüz.

Mutluluk, sevebilmek ve karşılığında sevilmektir.

Mutluluk, ibadettir. İnandığın değerler için bir şey yapmaktır.

Mutluluk, güvendir.  

Serhat YABANCI

Aile-İlişki-Evlilik Terapisti

serhatyabanci@hotmail.com

http://www.aileevlilikdanismani.com/

http://www.facebook.com/serhatyabanci

NE ÇOK ÜZMÜŞSÜN KENDİNİ

0

Neden geçmişten gelen bu kadar çok pişmanlıklarımız var ?
Neden Geçmişten dolayı bu kadar çok suçluyoruz kendimizi?
evet çoğu yaptıklarımız değil, yapamadıklarımızla ilgili.
insan yaptığı şeyleri kolay affediyor da yapamadıklarını çok zor aşıyor. içinde kalıyor adeta.
Bazen öfkesi patinaja düşüyor,
Bazen gözümüzün önünde gitmiyor.

Kendimizi kanıtlamaya çalıştığımız insanlara zamanla nasıl öfkeler biriktiyoruz. Belki de kendimize olan öfkenin yansıması.
Niye o kadar çabaladım ki? Dercesine.
Sevilmek için boyun eğişlerimiz,
Onay için aşırı fedakarlıklarımız.
Hep sevilme isteğinden,
Hep değer arayışından.
İşin kötüsü de hep yanlış insanlardan.. Yine de kendimiz için affetmeliyiz,
Hem kendimizi hem geçmişimizi hem de geçmişte kalanları.
SERHAT YABANCI
@serhatyabanci #serhatyabanci

HATANI GÖRMEZSEN AYNISINA MARUZ KALIRSIN

0

Bir yerden sonra karşındaki de senin yaptıklarının aynısını yapmaya başlar.
Hatanı kabul etmezsen,
Davranışını değiştirmezsen aynısına maruz kalmaktan kurtulamıyorsun.
İstediğimi söylerim dersen, istemediklerini duymaya başlarsın.
Öyle bir noktaya gelirsin ki kimse kimsenin artık gözünün yaşına bakmaz adeta.
İşte empati eksikliğidir bu.
Birinin ne hissettiğini anlaman için sana aynısını yaşatmasını bekleme.
Birinin acısını hissetmen için canını yanmasını bekleme.
Hep haklı olursan,
Ben yaparım ama sen yapamazsın dersen,
Sorumluluklarını üstlenmezsen;
Bir süre sonra bunları karşındakine bulaştırırsın.
Güç savaşı ve patinaj istemiyorsan ;
Empati,
Sorumluluk ve iş bölümü senin ilacın…
@serhatyabanci #serhatyabanci

KENDİNİ NASIL DA ERİTİYORSUN

0

Ne güzel bir resim değil mi?
Kendi kendimizi nasıl da eritiyoruz.
Nasıl da farkında olmadan gıdım gıdım bitiriyoruz yaşamımızı.. Gereksiz şeyleri zihninde büyütüyorsun,
Sürekli geçmişe takılıyorsun,
Geleceğe odaklanıp bugünü unutuyorsun,
Başkalarını kendinden üstün ve ulaşılmaz görüyorsun,
Kendi gücünü küçümseyip,sorunları büyütüyorsun.
Hayattan beklentilerin yüksek,
Hep daha fazlasını istiyorsun,
Buna ulaşmak için gününü ve yaşamını feda ediyorsun.. Hayatını ve değerini birine bağlıyorsun,
Kendini ihmal ediyorsun,
Kendine merhameti esirgiyorsun.
Ve bunların tümünü sen kendine yapıyorsun.

Şimdi dur… Kabullenmeni gözden geçir.
Olmazsa olmazlarını azalt.
Sakinleşmeyi öğret kendine..
Yalnızlıktan kaçma.
İnsanlardan beklentilerini azalt.
Seni mutlu eden bir çok şey olabileceğini bul.
Kaygılarını fark et ve yüzleş.
Zihnindeki patinaja düşmüş düşünceleri bir daha incele(düşünmesen ne olur?)
Koyamadığın sınırları,
İfade edemediklerini,
Ertelediklerini fark et ve yüzleş.

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

instagram

twitter

youtube

 

SON EKLENEN YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR