Ana Sayfa Blog Sayfa 24

İstemeden aklına bir çok düşünce geliyor mu?

0

İnsan, yapılan bir araştırmaya göre günde 6 bin düşünce düşünüyor. Bu düşüncelerin ortalama 2 bine yakını istemsiz ve kontrol dışı insanın aklına gelmektedir.
Aklımıza bir düşüncenin gelmesi,düşündüğümüz şeyi istediğimiz, ya da o düşüncenin bizi temsil ettiği anlamına gelmez.

Mesela elinde bıçak varken ” acaba çocuğuma zarar verebilir miyim? “sanki içindeki ses balkondan at” diyor , “acaba eşcinsel miyim? “Acaba bir gün ortamda çığlık atar ya da çırıl çıplak soyunur muyum?” Diye düşünceler aklıma geliyor.

Peki ben bunları istemiyorsam,neden o zaman bunlar aklıma geliyor? Neden sürekli düşünmeme çalışıyorum?

Cevap;

1.Bir şeyi düşünmek,onu istediğin ya da o özellikleri taşıdığın anlamına gelmez.insan aklında her şeyi geçirebilir. Suç eylemle ölçülür,düşünce ile değil.

2. Aklına gelen olumsuz ve sana uygun olmayan düşünceler,istemsiz düşüncelerdir. Her insana gelir.. 3. Eğer istemiş olsaydın,düşündüğünde kötü hissetmezdin.

4.istemsiz düşünceyi düşünmemeye çalışmak, onu bastırmak için daha çok düşünmeye neden olur.

5. Zihnine istemsiz düşünce gelirse “aklıma gelebilir ama bu benim bu düşünceyi istediğim ya da taşıdığım anlamına gelmez” diyerek cevaplamalıyız.

6.Eğer “ya ilerde şöyle olursa ” ile ilgili bir düşünce ise ” onu o zaman düşünürüm” şeklinde cevaplar vermeliyiz.

Düşünce değiştirme ve olumsuz düşünce ile baş etme için yardımcı kitap ” Düşündüğün Gibi Değil”kitabımı okuyabilirsiniz..

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Lütfen başarını gör ve alkışla

0

Lütfen başarını gör ve alkışla

Dıştan gelen mutluluk,bizi onay ve ilgi bağımlısı yapar. Mevcut beslenme mekanizmasını aktif tutmak için kişi daha fazlasını yapmak zorundadır.

Çocukken ödül veya ceza ile yetiştirilen bireylerde değer,sevgi ve onaylanma:
başarıya,güce,estetik ölçülerine bağlıdır. Kişi yaşamında sürdürülebilir mutluluk için sürekli çalışmak,başarılı olmak, güzel olmak,toplumda onaylanacak bir misyona sahip olmak zorunda hisseder. Aksi taktirde duygusal (onaylanma,kabul görme,sevilme) ihtiyaçları giderilmeyeceğini düşünür.

Bu açıdan bakıldığında ;
aşırı başarı,işkolizm,yüksek güç arayışı,estetik ameliyatlar,dış görünüşe yapılan abartılı yatırımlar geri planda ciddi kırılganlık,duygusal yoksunluk ve kaygı göstergesidir.

Başarılı olarak değer görmek; Sürdürülmesi zor ve efor gerektiren bir yük ve görevdir. Evet yaşam değil,görevdir.

O halde hayatımızdaki herkesi de kendimizi de koşulsuz kabul etmeli ve onaylamalıyız..

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Kendine dayattığın sonu ”meli” ”malı” ile biten her cümle, kendine baskıdan ibaret ve sadece bir ilizyon

0

Mutlu olmak için kendine dayattığın hiç bir şey tek başına seni mutlu etmeye yetmez.

Hayat merdiveninde sadece bir basamak. Bugün çok istediğin şey olur. Bir süre sonra yeni bir şey için yine “meli malı “ kı bir cümle kurarken bulursun kendini.

Ve hayatın bir şeyin peşinde koşarken,bir şeye ulaşmaya çalışırken elinden kaçar gider.
Oysa hayat,bir şeye ulaşmak değil,o yolun da hedefin de toplamıdır.

Hırsını bir kenara bırak.
Seni hiç bir şey, “yaşamın tadını çıkarmak”, kadar mutlu edemez.

Mutlu olmak için elde etmeye,sevmek ve sevilmek için koşullara ihtiyacın yok.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Fedakarım, mutlu olmak için bencil birini seçmeliyim.

0

Fedakar başkası için bir şey yaparak ,onun mutluluğu ile mutlu olur. Sürekli mutluluk için ise sürekli fedakarlık yapacak birini bulmalıdır.

Seçtiği kişiden de sürekli onay,alkış vefa ve merkezde hissedilmeyi bekler. Bu ilişkide iki taraf da çok yorulur. Biri sürekli fedakarlık yapmak, diğeri de yapılanı sürekli alkışlamak,onaylamak ve minnet etmek zorundadır.

Muhtemel sonuçlar;

1.Zamanla ya onaylamak zorunda olan,yapılanın altında ezilmek,sürekli onaylamak zorunda hissetmekten rest çeker ya da uzaklaşır. “Yapmasaydın ya da yapma o zaman “der.

2. Fedakarın sitemlerinden ve eleştirilerine maruz kalmamak için seçilen mümkün olduğunca kapalı kalmayı seçer.
3. fedakar olan ,artık onay,ilgi ve alkış alamadığı için kabuğuna çekilir.
4. Ya da yorulduğu için artık bir şey yapmak istemez.

İşte bu süreçte 3 şey yapılabilir.

1. Fedakarın kendisi için de bir şeyler yapıp,mutluluğu birine ve onaya odaklamaması.
2. Seçilenin partneri için bir şeyler yapmaya başlaması,fedakar bir şey yapmadığında da onay ilgi göstermesi
3. Birlikte (tek kişiye yüklenmeyen)ortak mutluluklar ve etkinlikler yapmaları.

Kopuşlar olmadan,restler çekilmeden karşılıklı memun edişler olmalıdır.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Başlatmayı da bitirmeyi de bilmiyoruz…

0

Başlatmayı da bitirmeyi de bilmiyoruz…
..
İyi başlatıcı olmak kadar iyi sürdürücü ve iyi bitici olmak da sevdadandır.
Ayrılığın sorumluluğunu alamayan,çarpık yollara,ihaleyi karşıdakine bırakmaya zemin arar.
Hatasını kollar.
Bir lafa bakar.
Amaç,sorumluluk almamaktır.
Vicdanen rahatlamaktır.
Ancak kendini kandırır.
Adını koyup başlattığın gibi, adını koyarak da bitireceksin.
Kıvırmadan,korkmadan,bahanesiz.
Duygum bitti diyeceksin.
Artık sevmiyorum diyeceksin ama yalan söylemeyeceksin.
Ona senaryolar kurdurmayacaksın.
Ne kadar dürüst olursan hem sen hem de o kadar çabuk iyileşirsiniz.
Maalesef ki başlatmak gibi bitirmekte de toplum olarak özürlüyüz.
Korkağız.
Kendimizi de karşımızdakini de kandırmaya müsaitiz.
Sen o üzülmesin diye yalan söylerken onu daha da üzer,taziyesini uzatırsın.

Sevgilerimle.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Her evlilik parmak izi gibidir. Kimsenin evliliği kimsenin evliliğine benzemez.

0

Her evlilik parmak izi gibidir. Kimsenin evliliği kimsenin evliliğine benzemez.

İnsanların yaşadıklarını küçümsemeyin. Size kolay gelmesi ,ona da kolay gelmesi anlamına gelmez.

Onun iyiliği için ona öneride bulunurken,farkında olmadan onu yetersiz ve değersiz hissettirirsiniz.

Mesela evliliğinde sorunlar olan birine “neden katlanıyorsun?” demek; onun kendisini yetersiz,boyun eğen ve değersiz hissetmesine neden olur. Siz kendinizce onu düşündüğünüz için söylemiş olsanız bile..

Oysa başınıza gelip test edilmediğiniz hiç bir şeyde ahkam kesmemelisiniz.
Başkasının dışa yansıyan sorunun içini bilmeden nasihat vermemelisiniz.
İnsanların tercihlerini,sırf size uymuyor dye yargılamamalısınız.

Başkasına “ayrıl gitsin,boşa gitsin,bana yapılsa 1 dakika durmam, sen nasıl katlanıyorsun bu duruma” diyenlerin başlarına geldiklerinde sizden farklı bir şey yapamadıklarını görmekteyiz.

Siz siz olun,kimsenin acısını küçümsemeyin, kimseyi yargılamayın.

Herkesin gücü de hassasiyeti de nedenleri de farklıdır.

Bir çift lafım da sana;
Kendi tercihlerini sürekli onaylatmaktan vazgeç.

Senin sorunlarını çözememelerine rağmen dedikodusunu yapanlara anlatıp malzeme yapma.

Sürdürmek zorunda olduğun bir ilişkiyi sürekli birilerine şikayet etme.
Başkasının lafıyla;evliliğine,eşine,ailene değer biçme.
Unutma;
Senin ne çektiğini ne hissettiğini ancak sen bilirsin.

Ve son sözüm;

Evlilik parmak izi gibidir. Kimsenin evliliği,kimsenin evliliğine benzemez.

Sevgilerimle.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

İlişkini ne kadar tatmin edici yaşadıysan ayrılırken o kadar kolay ve güçlü ayrılırsın.

0

İlişkini ne kadar tatmin edici yaşadıysan ayrılırken o kadar kolay ve güçlü ayrılırsın.

Ters geldi dimi?
Ama bu bir gerçek.

Tatmin olduğunuz şeyden kolay koparsınız. Daha çabuk bağımsızlaşır,normal hayata daha çabuk dönersiniz.

Mesela zor kopanların ilişki kaliteleri daha düşüktür. Ayrılık daha uzun sürer, saygı git gide azalır ve travmatik bitişler oluşur.

Mevcut ilişkinizde,tatmin olamadıkça daha fazla yapışır daha fazla talep edersiniz. Hem güvenli bağlanma olmadığı hem de tatmin olamadığınız için. Bu bebek için de geçerlidir. Bebek, anneden ilgi ve bakımı ne kadar doyumlu alırsa, oyuna,oyuncaklara hatta diğer insanlara o kadar çabuk tepki verir. Bu konuda @adem_gunes in yazılarını okuyabilirsiniz.

Yine @halpkaraosmanoglu nun “ayrılırken muhtaç olduğun kudret,beraber geçirdiğin zamanın kalitesinde gizlidir” sözü ile de güvenli ve mutlu ilişkinin ayrılık acısını azaltıcı etkisini gösterir.

İlişkilerde de tatmin sağlandıkça,kişi gevşer,rahatlar,kaybetme,aldatılma korkuları azalır.
Diğer yandan da ne kadar tatmin edici bir ilişki yaşamışsanız,bitmesi gereken yerde “buraya kadar” diyebiliyorsunuz.
Tatmin olunmayan her ilişkide ise, ısrarcılık,tatmin olamamanın üzüntüsü ve öfkesi,değersizlik,kullanılmışlık duygusu gibi duygu ve düşüncelerden dolayı kopuş çok zor olur.

Ayrılık acısı; Kabullenme süreci kadardır. Bu durumda tatmin olmuş kişinin kabullenişi de hızlı olur.

Kaliteli ilişki; sadece birlikte iken değil, ayrılırken de iyileştirir.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Gözünü aç artık, Hiç bir şey ‘Düşündüğün Gibi Değil’

0

Gözünü aç artık, Hiç bir şey ‘Düşündüğün Gibi Değil’

Alex Andreyev’in “İnsanın gözlerini açması, bazen çok acı verici olabilir”
isimli çalışması.

İnsan acı çektikçe çözüm arar. Acıya neden olan durumları,olayları,kişileri sorgulamaya başlar.
Çözümler arar.
Çünkü insan acı çekiyorsa, bununla baş etmek ve bunu sonlandırmak ister.
İşte bu noktada da bilgi be farkındalık gelişir. Geliştikçe de ilk başlarda çekilen acının miktarı daha da artar. Tıpkı kangren olmuş ama çok acımayan parmak gibi.
Kronikleşen sorunların acı düzeyi,çözüm düzeyine göre düşük olduğu için, acıyı ve stresi göze alamayan çözümü bilse bile kaçıp,az acıyla yaşamayı tercih edebilir.

Her kronik sorunun çözümünün ilk başında yüksek stres ve acı olur. Oysa sonraki süreçte acı oranı düşer ve süreç tamamlandığında acısız bir süreç yaşarır.

Genelde sorunun çözümü konusunda bizi en çok bloke eden düşünceler; kaygılardır.
Gelecek kaygısı.


Karar alırsam ne olur?
Adım atarsam ne olur?
Hayır dersem ne olur?
Olabilecek en kötü şey nedir?
5 yıl sonra kendimi nerede görüyorum?


Bu sorular ile kaygımızı otopsiye alırsak,kaygı yaratan düşüncenin etkisini de gerçekçi düzeye indirmiş oluruz.

Tüm kaygıların en iyi tedavi yöntemi onunla yüzleşmektir. Kaçındığımız her şey zamanla daha büyük bir sorun haline dönüşür. Ve zaman geçtikçe hem yatırırımımız,hem kayıp oranımız artacağı için,karar almak zorlaşır.
Kendi hayatımızdaki sorunların çözümü, farkındalık geliştirmek ve yeni bakış açıları kazanmakla olacaktır.
Biz durumları aynı gördüğümüz sürece,etkileri de aynı olacaktır.

Kaçınma,
Kendini oyalama,
Kaygına yenilme
Ve
YÜZLEŞ.

Hiç bir şey “Düşündüğün Gibi Değil”…

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

İşe yaramazsam da beni sever misin lütfen?

0

İşe yaramazsam da beni sever misin lütfen?

Eleştiri ile baş etmek ve bazen eleştirilebilir olacağını kabul etmek yerine, eleştirilmemek için her şeyi 4/4 lük yapmaya çalışmak, gökyüzünü mızraklamak gibi boşuna bir iddadır.

En küçük bir hatan yine eleştirildiğinde çöker ve insanları gaddar olmakla suçlarsın.
Oysa onlar gaddar değil, sen kendine karşı çok gaddarsın.

Senin kendine göstermediğin merhameti, başkası hiç göstermeyebilir. Eleştirilmene rağmen de sevilebileceğini kabul ettiğinde ,gününün bir kısmını kendin için kullanma zamanının farkına varırsın.

Eleştiriden kaçmak yerine, eleştiri ile barışık olmak, aynı zamanda da memnuniyetsizlere sınır koyarak da hayatını başkası için yaşamaktan kurtarırsın.

Farkında olmadan kendi değerini başkasının yorumuna fixlerken bazen de kendi yarattığın yüksek standartlara boyun eğersin.

Her şeyi 4/4 lük yapmadığında da, mükemmel olmadığında da,
Hata yaptığında da,
Kendin için yaşadığında da ;
çok değerlisin,
Seni seviyoruz.

Sevilmek için insanların işine yaramana,
Statü sahibi olmana,
Güçlü olmana ,
Görev adamı olmana gerek yok.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Tesadüf var mıdır ?

0

Tesadüf var mıdır ?
Evet vardır.

Tesadüfen karşılaşmak,
Tesadüfen tanışmak,
Tesadüfen aynı şeyi söylemek,
Tesadüfen aynı yerde olmak.

Ama

Aşık olmak,
Sevmek ,
İstemek,
Elektirik almak,
Onunla olmak tesadüf değildir.

Milletçe sorumluluğu almamak adına herkese topu atıyoruz.
Hatta evrene bile atıyoruz.

Kendi kararlarımızı,
seçimlerimizi
tesadüfle açıklayamayız.

Çünkü;
Tesadüf tanıştırır, tercih sürdürür.

Sadece niye yaptığımızı,
Neden seçtiğimizi bilemediklerimizi tesadüfle açıklarız.
Bizi ne evren, ne doğa ne de başka bir yönetemez. Biz -ama bilinçli ama bilinçsiz-tercihlerimizle yaşamımızı yönetiriz.
Hatta,yetkini başkasına devretmek de bir seçimdir.

Zıt karakterli birini seçmek, kontrolcü birine aşık olmak, anne-babaya benzeyenle evlenmek: tesadüf mü?

Şimdi düşün.
Tesadüf var mı?
Senin için önemli olan, hayatında yer kaplayan hiç bir şey TESADÜF olamaz.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

SON EKLENEN YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR