Ana Sayfa Blog Sayfa 23

Hayatı olduğu gibi kabulleniyorum.

0

Hayatı olduğu gibi kabulleniyorum;

Başıma gelenleri reddetmek yerine önce kabulleniyor, sonra bununla nasıl baş edeceğimi bulmaya çalışıyorum.

Bir sorunu çözmem için önce onu kabullenmem lazım. Kabullenmediğim zaman sorun yokmuş gibi kendimi kandırırım. Ama duygularından kaçamam.

Kabulleniyorum, ama boyun eğmiyorum. Bir şeyi kabullenmem onu onaylamam anlamına gelmez. “Sen çok bencilsin,” bunu kabul ediyorum. Ama bunun doğru olmadığını söylüyor ve bana yaşatmana izin vermiyorum.

Hayatı kabulleniyorum. Kışın kar yağar, baharda yağmur gibi… Bunları reddetmem bir şeyi değiştirmez.

Yaşamı kabulleniyorum. Yaşadığım şehrin trafiğini, kalabalığını veya tenhalığını kabul ediyorum. Eğer burada yaşayacaksam bunlarla barışık olmalıyım.

Şu anki yaşam standardımı kabul ediyorum. Buna göre davranmam gerektiğini de kabul ediyorum. Ama bunu geliştirmek için çabalayabilirim.

Bir sorunu çözmek için önce onu kabullenmeliyim. Reddedersem neyi çözeceğim.

Allah’ım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilme gücü, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenme gücü ve bu ikisi arasındaki farkı algılayabilme sağduyusu ver.

Kabullendiğim her şeyi çözebilirim. Kabullendiğim zaman sınırları ve boyutları çizebilirim.

Kabullendiğim zaman neleri değiştiremeyeceğimi görebilirim.

Kabullendiğim zaman nereye kadar ilerleyebileceğimi görebilirim.

Kabullendiğim zaman mutluluğumu arttırabilirim. Kendimi de kabul ediyorum. Hatalarımı kabulleniyorum.
Olumlu olduğu kadar olumsuz özelliklerimi de kabul ediyorum.

Olumsuz özelliklerimi kabul ediyorum. Değiştirmem gereken artık bir amacım var.

Kişilik özelliklerimi kabul ediyorum. İnsanların üzerime gelmesine izin vermiyorum

Kendimi artı ve eksilerimle kabul ediyorum. Kendimle barışığım.

Ben kendimi kabullenirsem, herkes beni kabullenir. Tıpkı ben kendimi sevdiğimde herkesin de beni sevebileceği gibi…

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

İnsan tanıdık olana,daha önce denediğine ve bildiğine yakınlık hisseder.

0

İnsan tanıdık olana,daha önce denediğine ve bildiğine yakınlık hisseder.
Hani vardır ya parfümünüz,işte onun gibi.
İlişkiler de birer parfüm kokusu gibi adeta. Size çocukken yaşadıklarınızı hatırlatır. Sanki “aa ben bunu önceden tanıyormuşum gibi” düşünürsünüz.
Zihninize ne çakılmışsa,onu doğrulayanı seçersiniz.

Mesela;
Eleştirel bir anne veya baba profilin vardı. Herşeyi eleştirirlerdi. Hep daha fazlasını isterler hep memnuniyetsizlerdi.
Aslında onların sorunu kendileriyleydi.
Sen ise küçük bir çocuk olarak hep onları memnun etmeye çalışırken,onların onayını almaya, gözüne girmeye çalışırken bulurdun kendini.
Hayat senin için bir yarıştı adeta.
Sürekli bir elde etme,onay alma,daha iyisini isteme ile geçiyordu zamanın.
İlişkin de öyle.

En ulaşılmazı,en zoru,en kibirliyi,en narsisti belki de en imkansızı( uzakta,evli,alt yapı uyumsuzluğu)nu hep çektin. Sıradan bir ilişki ve doğal uyumlu tipler seni hiç çekmedi. Çünkü onlar sana sıkıcı geliyordu.

Sen :“zor olsun ki,kıymetli olsun” ya da “zor ise ilgi ve sevgisi daha da kıymetlidir”diye düşündün.
Evet.. Mükemmeliyetçiydin. Belki de huzursuzluk ve koşulsuz sevilmeme o kadar derindi ki damarlarında,
kararları sen değil çocukluğunda oluşmuş otomatik pilot alıyordu. Yani bilinçaltın. Yani şemaların.

Gidiyordun en olmazı seçiyordun.
Ya da en uyumsuzunu. Aslında onunla olmayacağını sen de biliyordun. Lakin otomatik pilot elde etme ve elde edip onaylanmaya kilitlenmişti.
Israr ediyordun,peşinde koşuyordun,vaadler veriyordun,onun istediği oluyordun. Sadece elde etmek için.

Sonra…
Onunla olmaya başlıyordun.
Ulaşılmaz gördüğün kişinin ne kadar da sıradan biri olduğunu düşünmeye başlıyordun.
Değiştirmeye çalışma,küçümseme,eleştirme öfkeler.
Aslında o değiştirmeye çalıştığın özellikleri olmasaydı sen de olmayacaktın.
Seni çeken zaten yaranı besleyen o davranışları değil miydi?

O seni zaten olduğun gibi kabullenseydi sen onu seçmeyecektin ki.
Gidip seni reddeten,peşinde koşturan,küçümseyen, kaçtıkça kovalayacağın birini bulacaktın.

İşte o gün seni çeken davranışlara bugün tahammül bile edemiyorsun.

O gün seni motive eden tek şey onaylanmamak iken,
bugün enerjini bitiren tek şey “eleştirilmek”.
Bazen başlama nedeni,bitiş nedenin ta kendisidir.
Ama keşfedebilene..
Yoksa aynı tipleri bulmaya devam.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

 

Güçlü olmak değil, mutlu olmak istiyorum.

0

Güçlü olmak değil, mutlu olmak istiyorum.

Yardım talep etmediğinizde, hiç sorununuz yokmuş sanırlar.

Buna bağlı olarak;

Daha çok talepkâr olup, Sorumluluklarını size yüklerler. Onlar bunun keyfini yaşarken, siz sırf egonuz ve yarattığınız imaj nedeniyle fedakarlık yapmaya devam edersiniz.

Kendi hayatınıza odaklanmak yerine,onaylanma adına onların sorunlarıyla uğraşırsınız. Zamanla bu ilişki biçiminiz,mutlu olma şekline dönüşür. Yaptıklarınızın faiziyle mutlu olmaya benzeyen bir denklemdir bu. Ya da başka bir ifadeyle bir bardak süt için inek beslemek gibi.

Onlar açısından baktığımızda; siz olmadığınızda da yine başlarının çaresine bakarlar. İş başa düştüğünde herkesin yaptığı gibi. Ama siz güçlü bir imaj çizmek adına, başkasının hamallığını yaptığınızı göremezsiniz. Böyle olunca da zamanla kendinizi kullanılmış, onları da bencil olarak tanımlarsınız.

Gözünüz açılıp,kendinize döndüğünüzde ise eskisi gibi taşıyan olmazsınız. Ve sizi eskisi gibi kullanamadıkları için değiştiğinizi söyleyip, sizi yalnız bırakmakla terbiye etmeye çalışırlar.. Kendini feda edici şemanızla yüzleşin. Bu şemanın bağımlı veya yüksek egoluları çekeceğini unutmayın.. Hayat size, tek başınıza her şeyle savaşmayı emreder. Hayata savaşan güçlü biri olursunuz lakin kendi içinizdeki bitmeyen hassasiyet ve duygusal yoksunluk sizi her zaman mutsuz eder. Çoğu zaman da işkolizm veya fedakârlıklarla bu boşluğu gidermeye çalışırsınız. Oysa, seçtiğiniz insanlar sizi doyurmaz daha çok sizden doyarlar. Mutlu ederek mutlu olma, Başkasına bağımlı kalma, Biri olmadan mutlu olamama, “Birinin işine yaramazsam sevilmeme” düşüncelerinizle yüzleşin.. Sizin yaşamsal kaygılarınız değil, duygusal kaygılarınız vardır. Ve belki de sadece duygusal ihtiyaçlarınız için birini seçersiniz.. “yeter ki beni sev” felsefesiyle standardınızı çok fazla düşürebilirsiniz de. Sonra onu sırtlarken bulursunuz kendinizi. Fark ettiğiniz an, bu özelliğinizi azaltın. Sorumlulukları dağıtın.

Sizden tek taraflı beslenenlere sınır çizin. Gerekirse beslenmeyi kestiğiniz için terk edenlere karşı çıkmayın. Hayatla tek başınıza savaşıyorsanız, hiç kimse sizi terk etmekle korkutamaz. Kimin hayatında sadece sorun çözmek için bulunuyorsanız,bu durumun size kazancını ,beslenen tarafınızı araştırın. İlişkilerde yetişkin-yetişkin eşitliğini yakalamaya çalışın. Fedakarlıklarınızla insanları yönetme özelliğiniz varsa bu özelliğinizi azaltın. Kendini yönetenden de uzak durun.

Ve güçlü olmak değil, artık mutlu olmak istiyorum deyin….

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

 

Aforizmalar

0

1. Kendi ifade etmek, mutlak anlaşılmak veya onaylanmak değildir. Sen sadece ifade etmekle sorumlusun.
2. Kabul etmek, onaylamak değildir. Birini olduğu gibi kabul etmek,ona hak vermek anlamına gelmez.
3. Birinin saygın olmaması ona saygısızlık yapma hakkı sana vermez.
4. Hoş görmek,hep hoş görüleceği anlamına gelmez. Hep hoş görülen davranış, zamanla artar.
5. Birinin size uymaması veya anlaşamamanız, onun değersiz veya kötü biri olduğu anlamına gelmez.
6. Fedakarlık sürekli olursa,adı görev olur.
7. Hayır demek veya sınır çizmek,bencillik değil,bencilliğe izin vermemektir.
8. Olduğu gibi kabul etmek, hata ve saygısızlığa sessiz kalmak değildir.
9. Sevilen biri olmak,herkes tarafından değil,istediğiniz ve anlaştığınız insanlar için geçerlidir.
10. Değerli olmak,işe yaramak değil, değer sahibi olmaktır.
11. Bir ilişkide değerli olmak için ilişkiye değer katmak gerekir. Hiç bir şey yapmadan önemli/değerli olmayı beklemek,kibirdir.
12. Haksız eleştiriden çok etkilenmek,kendinden emin olmamak ile ilgilidir.
13. Ayrılmak istemeyen için haklı gerekçe yoktur.
14. Samimiyet; eylem ve söylemlerin tutarlı sürekli olmasıdır.
15. Birini yüceltmek de düşürmek de kişisel bir tercihtir.
16. Sizi yargılayan insan,cesareti sizden alır.
17. Haklı olmaya odaklanan dinlerken anlamaz. Sadece sırasının gelmesi için bekler.
18. Hatasını kabul etmeyen,aynı davranışı tekrar eder.
19. Olaylar ve kişiler bizi üzmez. Onlara yüklediğimiz anlamlar bizi üzer.
20. Saygı herkese,sevgi istediğine..
21. Kendini mutlu edemeyen başkasıyla uğraşır.
22. İlişkinin başındaki geçici körlük, kalıcı hasarlar yaratır.
23. Zıtlar önce çeker sonra iter.
24. Kendinden vazgeçen,kolay lokma olarak görülür..
25. Geçmiş değişmez. Yorumlamanı değiştirirsen etkisi de değişir.

 

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

 

Yalnızlık korkundan dolayı gereksiz insanlardan kurtul

0

Yalnızlık korkundan dolayı gereksiz insanlardan kurtul

Şimdi dur ve düşün.
Ne kadar çok arkadaşın var ?
Ne kadar dost sandığın çevren var? Kalabalıktan güç mü alıyorsun?
Kendini daha değerli ve sevilen olarak mı algılıyorsun?

Güzel.
Normalde böyle hissetmen doğal.
Biz, çevremizle dostlarımızla güçlüyüz. Yani kuş sürüyle insan çevresiyle vardır. Buraya kadar sorun yok.

Peki bu çevreyi sürdürmek ve paylaşmak için nasıl bir sistemin var ?

Sırf iletişimde olacak birileri olsun diye birilerini sürekli hayatında tutuyorsan, sürekli arayan sen isen, bir sorun olduğunda sen onlarında yanında iken, senin sorunların da sağır ve dilsiz oluyorlarsa,

Kendini sürekli çevrendeki insanların ihtiyaçlarını giderirken ve sorunlarının içinde buluyorsan,

Yapılan haksızlıklara ve ihmalkarlıklarına rağmen onlara sınır çizemiyor veya onlardan vazgeçemiyorsan öncelikle sorunun zihnindeki “YALNIZ KALMA KORKUSU”dur. Sürekli bir yalnız kalma şeması ile başbaşasın ve sürekli bunun için birilerine yaranmaya çalışıyorsun.

Peki yalnızlık korkundan dolayı o insanları hayatına almakla bu korkun yok oluyor mu ? tabiki de hayır. Bu sefer de başka bir korkuyu doğurmuş oluyorsun. “TERK EDİLME KORKUSU”.

Yalnızlık korkundan dolayı insanları hayatına alırken, bir sonraki aşamada da o insanlar seni terk etme korkusu ile iç içe geçmiş iki korkuya sahip oluyorsun.

Peki terk edilme korkusu ile nasıl işler ?

Sürekli alttan alarak,
Kırılma,ihmal edilme, haksızlığa uğrama gibi durumlarda sessiz kalarak
Azcık güven ihtiyacı için en az on kat çaba sarf ederek (Yani bir bardak süt için inek beslemek).

Sürekli hayatındaki insanlara mükemmel olmaya, herşeye yetmeye ve yetişmeye çalışarak ,
Kendi zevk ve isteklerini önemsemeyerek
Sürekli bir şeylere yapma duygusu içinde olarak
En küçük bir uzaklaşma, birinin memnun olmama veya eleştirmesiyle paniğe kapılarak
İlişkilerdeki aksamalarda hemen kendini suçlayarak,
Yıllarca fedakarlık yapıp, karşılığını alamadığında insanları ve kendini suçlayarak,
Baş etmeye ve sürdürmeye çalışıyorsun.

Öneri:

Hayatında çok insan olması yerine, anlaşabildiğin kadar ve senin de mutluluğunu önemseyenlere odaklanmalısın.

10 tane 1 lira da 10 lira eder 2 tane 5 lira da. O halde çok insan değil, senin için değerli ve önemli insanları hayatına almalısın.

Zihnindeki terk edilme şeması ile yüzleşmeli, yalnız kalmanın tahmin ettiğin gibi acı ve çekilmez olduğunu görmelisin.
Sadece senin çabanla yürüyen ilişkilerde geri çekilmeli, ilişkinin olması gereken hıza inmesini sağlamalısın.

Ve sonuç olarak son kitabım “DÜŞÜNDÜĞÜN GİBİ DEĞİL” de değindiğim yol haritasını uygulamanı öneririm.

Sırtındaki Yüklerden Kurtul

İstediği olmadığında karakter değiştirenden,

Aramadığın sürece aramayandan,

İşi düşmedikçe tanımayandan,

İşi bittiğinde yanında durmayandan,

Devamlı kendini anlatandan,

Kişiliğiyle değil, etiketiyle konuşandan,

Anasını babasını tanımayandan,

Kendisini vazçgeçilmez sanandan,

Değer görmek için yalakalık yapandan,

Menfaati için susandan,

Kul hakkı yiyip adalet diye bağıranlardan,

Seni seviyorum deyip, kaşı gözü oynayanlardan,

Ruha değil, bedene değer verenlerden,

Şahsiyete değil, cinsiyete değer verenlerden,

Güçlülerin gölgesine girip, zayıflığını örtenlerden,

İlgi toplamak için kendini küçük düşürenlerden,

Yüzüne gülüp arkandan konuşandan,

İmaj yaratmak için maymunlaşandan,

Zor zamanında yanında olmayandan,

Arada nazını, stresini, tribini çekmeyenden,

Devamlı kendisini mağdur ve aciz gösterip istediklerini yaptırandan,

Yalnız kalma pahasına da olsa…

Tek Tek Kurtul….

 

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Bu ramazan 4 adımda ruhunuzu arındırın

0

17 Haziran 2016/ Aynur Tarhan-Serhat yabancı Hürriyet gazetesi röportajı

Bu ramazan 4 adımda ruhunuzu arındırın;

Ramazanda sadece beden mi oruç tutmalı? Ruh için ne yapmalı? Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıza Savaş ve psikolog Serhat Yabancı ile konuştuk.

1- Nasıl daha hoşgörülü olabiliriz?

 

– Rıza Hoca “Birbirimizi sevmeli, hoşgörülü ve affedici olmalıyız” diyor, örnek olarak da Hz. Muhammet’i gösteriyor. Hoşgörü için Hz. Muhammet’in hayatını okumamızı tavsiye ediyor.

 

– Serhat’a göre temel sorun güven eksikliği. ‘Türkiye’de ve dünyada vatandaşlık’ raporuna göre 41 ülke arasında başkalarına en az güvenenler Türkiye’de yaşıyor. Hal böyle olunca sanal dünyaya sürükleniyoruz. Yemekler komşuyla değil Instagram’da paylaşılıyor, düğünler gösteriş için yapılıyor. Herkes ‘kocişinin bir tanesi… eşinin prensi… sevgilisinin aşkısı…’ Ne kadar like, o kadar mutluluk!

 

2- Toplumda şiddete maruz kalanlara karşı biz ne yapabiliriz?

 

– Sevgiden mahrum, şiddete maruz kalan çocuklara devletin sahip çıkması gerektiğini hatırlayan Rıza Hoca, her tanık olduğumuz şiddet olayında mutlaka tepki vermemiz gerektiğini söylüyor.

 

– “Tepki vermek şiddet uygulayan babanın yaptığı hatayı fark etmesini sağlar! Tepkisiz kalmak eşittir onaylamak. Onaylamaksa şiddetin miktarını ve mağdurlarını artırır. Türk toplumunun narsistik ve kaderci yapısı var” diyor Serhat. Bu yapı birey olma, girişimci olma, tepki koyma gücümüzü bloke ediyormuş. Yani ne yapıyoruz; artık kaderciliği bırakıyor; toplumsal sorunlara karşı da daha net ve dik duruyoruz!

 

3- Nasıl daha iyi insanlar, nasıl daha bilinçli anne ve babalar oluruz?

 

– Son derece kesin bir dille “Dinimizde dayağın yeri yoktur!” diyen Rıza Hoca, Hz. Peygamber’in yanlış yapan çocukları sözlü olarak uyardığını belirtiyor. Kuran’da anlatıldığına göre, Hz. Musa, Firavun’u uyarmaya gönderilirken Allah, Hz. Musa’ya yumuşak sözlerle uyarıda bulunmasını emretmiş.

 

– Serhat Yabancı’dan öğreniyoruz: Şiddete başvuranların hepsinde şiddet öncesi ‘haklı olma’ şeması varmış. Yani bir şekilde şiddete kılıf uydururlarmış. Daha iyi bir ebeveyn olmanın kriteri olarak ‘koşulsuz sevgi’ diyor; başarı, kazanç, statü veya performansa bağlı sevgi ve ilginin çocuğu hasta ettiğini hatırlatıyor: “Kendi yoksunlarınızı proje çocuklar üzerinden gidermekten vazgeçin!”

 

4- Hayatta nelerin üstünü, nelerin altını çizmeli ve bunlara nasıl karar vermeli?

 

– Rıza Hoca dürüstlüğün, iyiliğin, hayır işlemenin, kötülüklerden uzak durmanın altını çiziyor. “Dünya hayatının kısa olduğunu, çabuk gelip geçeceğini unutmayın! Pişman olacağınız işler yapmayın!” diyor.

 

– Serhat dünyevi koşuşturmacaların, bağımlılıkların, şiddetin, egonun, gösterişin, ‘elâlem’ onayının, başkasının hakkına girmenin, haksızlığın, şartlı paylaşım ve sevginin üstünü çiziyor. Paylaşmanın, yardımlaşmanın, kendi değerimizin, yetinmeyi bilmenin, var olanla mutlu olmanın, eleştiriye karşı hoşgörülü olmanın, hatalara ve eksiklere anlayış göstermenin fosforlu kalemle altını çiziyor; önemini hatırlatıyor.

 

21 GÜNDE İYİLEŞME FORMÜLÜ

 

Olmak istediğimiz kişiyi, iyi ve güzel kavramları zihnimizde 21 gün boyunca canlı tutar ve uygun davranışlar sergilersek sonunda hepsi alışkanlığa dönüşüyor. “Peki nasıl yapmalı?” derseniz; onu da Serhat Yabancı anlatıyor.

 

– İlk hedefiniz sosyal medyayı azaltmak olsun. İnsanların ne düşündüğünü fazla kafaya takmayın.

 

– Statü ayrımı yapmadan herkese saygı duyun. İnsanların vitrinini değil, iklimini merak edin. Tabii kendinizi de etiketler üzerinden tanımlamayın.

 

– Öfkelendiniz mi? Hemen yer değiştirin. Ne demişler? Tebdil-i mekânda ferahlık vardır. Kendinize, kimseye öfkelenmeye hakkınız olmadığını söyleyin ve şiddete uğrayan birine yardım edeceğinize dair söz verin.

 

– Ayrım yapmadan herkese selam vermekle başlayın. İftar mönünüzde ne varsa, Allah ne verdiyse bir tabak da komşunuza ikram edin. Yardıma muhtaç biri mi var? O dile getirmeden siz yardım edin. Hatta ihtiyaç sahiplerini araştırın, bulun, destek olun.

 

Olduğu gibi kabul etmek;

0

Olduğu gibi kabul etmek;
zaaflarıyla,zayıflıklarıyla birlikte kabul etmektir.

Lakin,saygısızlık,bencillik,küçümseme,değersizleştirme,hakaret etme gibi tutumlar,benim kişiliğimi zedelediği için kabul edemem.

Bunları değiştirmek ve kontrol etmek insanın elinde olduğuna göre, karşındakini kaybetmemek için çabalar.

Sana istediği gibi davranıp, bunu kabullenmeni bekleyen, kabullenmeni değil, boyun eğmeni-itaat etmeni ister.

Ve bu itaatin sonu da yoklaşan benlik, bencilleşen kişiler ve hastalıklı toplumlar.
“Olduğu gibi kabullenmek”,kendi sınırlarını çizmek şartıyla olur.
Gerisi taviz ve boyun eğmektir.

Ve siz sınır çizdikçe insanlar komşu olmak istiyorlarsa sınırlarınıza saygı duyarlar.
Tıpkı sınırları olan iki devletin çok iyi dost olabileceği gibi.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Hiç kimse hayatımıza tesadüfen girmedi.

0

Hiç kimse hayatımıza tesadüfen girmedi.

“Çocukluğum bana ne öğrettiyse istikrarlı olarak onu sürdürüyorum”…

İnsan kendisini nasıl algılamayı öğrenmişse, ona uygun seçimler yapar ve onunla tutarlı davranışlar sergiler.

Değersizim algısına sahip biri, değer veren birinde bocalar.

Soğuk ebeveynle büyüyen biri, soğuk-bencil birine çekim hisseder.

Boyun eğici yetişen biri,kontrolcü ve baskın biriyle olmak ister.

Oysa tam tersini istemesi gerekirken.

İşte zıt seçimlerini mantığı bu;
“her insan kendilik algısını sürdürecek kişiyi seçer.”

İşte bu noktada hiç kimsenin hayatımıza tesadüfen girmediği gerçeği de belirmeye başlar.
Yıldırım aşk,elektirik almak, kopamamak.. Tümü içsel şemalarımızla alakalıdır.

Farklı olan bize kaygı veriyor.
Algımıza ters olan bize sıkıcı geliyor.
Bize kendimizi tanıdık ( değersiz,sevilmez,yetersiz) hissettiren yakın geliyor.
Çünkü o, çocukluğumuzdaki anne-babamıza (yetiştirenlere) benziyor.

Ve adeta çocukluğumuzdaki mutsuzlukları miras gibi ,seçtiğimiz kişi sayesinde, devam ettiriyoruz.

Kendi şemanı fark etmek istiyorsan, kimlerin sana itici-sıkıcı , kimlerin sana çekici-büyüleyici geldiğini gözlemlemelisin.

Senin kendinle ilgili ne düşündüğün, seçtiğin,kaçtığın ve çektiğin insanlarda gizlidir.

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

Değerli olmak

0

Değerli olmak,dıştan değil,içten gelen bir şeydir. Ve dış koşullara bağlı değildir.
Çok zengin olabilir,kariyerinin zirvesinde de olabilirsin. Hatta değerli hissetmek için de bunlara ulaşmaya çalışmış olabilirsin. Fakat;bunlar seni değerli değil,en fazla önemli ve iyi hissettirir..

Değeri bir şeyle yakalıyorsan,ona bağımlı olur,o alanda da mükemmeliyetçi ve aşırı hassas olursun. Çünkü o alanda bir sorun çıkarsa değerin sarsılır ve kaygıya kapılırsın.

Dışa bağlı değerli hissetmek; kişiyi bir kişiye,ilişkiye ,işe veya güce bağımlı hale getirir. Ve bu bağımlılık kısır döngü şeklinde devam eder..

Eğer kendi içinde “insan olmaktan” ve “ben olmaktan” dolayı değerli hissedersen kayıplardan,terk edilmekten veya başarısızlıktan korkmazsın. Bunu her zaman telafi edeceğini bilirsin..

Bazen kendini değersiz hisseden birine ” daha ne istiyorsun ki,herşeyin var,zenginsin,güzelsin/yakışıklısın,kariyerin var” deriz ya işte onlar da yetmiyor demek ki.

Bir insana verilecek en büyük duygu; “hiç bir vasfın ve rolün olmasa da değerlisin”. Sözüdür.

Eğer insanlar,fayda ve işe yaranışlıklarına göre değer gördüklerini düşünürse aşırı fedakar,boyun eğici ve mükemmeliyetçi olabilirler.. ( devamı için #düşündüğüngibideğil Kitabım).

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

”O aramazsa ben de aramam” duruşu, senin değil onun duruşudur.

0

Görsel küçük yaştan itibaren Sürekli eleştirilen bir kadının süreci var.
Ailede anne-babanın başlattığı,eleştirme,şekilverme,kırpma ve kendi istedikleri hale getirme sürecinin sonunda , kendini bu zanneden kadın,bu süreci devam ettirecek (şema devamı) kişiyi de eş olarak seçer.
Hayatımız da böyledir. Bize hangi şekil verildiyse farkında olmadan bu durumu sürdürecek kişileri hayatımıza alırız.
👉🏽İtaatkar yetiştirilen birinin,bencil- sorumsuz- otoriter birine aşık olması,
👉🏽bencil birinin onu memnun etmeyi görev kabul edecek bir itaatkarı seçmesi,
👉🏽fedakar birinin sadece alıcı rolündeki birine takılması vb gibi örnekler…
İşte bu seçimler bildiğiniz üzere kader değil,bilinçaltı yani çocuklukta oluşmuş şemalardır.
Yetişkin olana kadar çakılacak bir çivi haline gelen birinin ,bir çekiçle evlenmesi kaçınılmaz olmaktadır..
Seçimlerinize dikkat edin. Olumsuz ve zayıf yönlerinizi sürdüreni değil,iyi hissettireni ve size uyanı seçin.
Şemalarınız bozuksa en uymayana aşırı bir kimyasal tepkime yaşamanız kaçınılmazdır..

SERHAT YABANCI

İlişki ve Evlilik Terapisti

Diğer yazılarım ve  takip için:

www.serhatyabanci.com

www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci

SON EKLENEN YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR