Karı-koca küs oldukları halde yatağa birlikte girmeli midir?
Karı-koca küs oldukları halde yatağa birlikte girmeli midir?
Hayır.
İllaki yatağa girmek, doğru değildir.
Bu tavır insanı ve duygularını yok saymaktır.
Elbette amacımız, küslüğün kısa sürmesi ve açık iletişimle sorunun çözülmesidir.
Lakin sırf böyle bir kural var diye, dayak yemiş kadını adamın yatağına koyamazsınız.
Ağır hakaretlere maruz kalmış bir adamı, kadının yatağına koyamazsınız.
Böyle bir dayatma, mevcut sorunu, o sıcaklıkla daha da körükler.
İnsanların duygularını anlamak yerine, aynı yatağa koymak işe yaramaz.
Kaldı ki çoğu eş aynı yatağa girse bile birbirine değmeden, dokunmadan yatıyorlarsa, bu göstermelik bir durumdur.
Ayağı ayağına değdiğinde, ayağını refleksle çekmek de, öfke ve kızgınlığı körükler.
Sorunları çözemediyseniz, kimse kimseyi yatağa zorlamamalıdır.
Eğer yatağa girmeyi, sorunu çözmeden zorlarsak, sadece göstermelik bir adım atmış oluruz..
Bu konuda yatağa girmek boyun eğmek olmamalı, yatağa girmemek (ayrı uyumak da) cezalandırma amaçlı olmamalıdır.
Hazır olmayana alan ve süre tanınmalıdır…
O halde, insanlar tartışmaları uzatmamalı, küslüğü konuşarak, üstünü örtmeden çözmelidirler..
Serhat Yabancı
Aile – Evlilik Danışmanı
Eşini sindirmek istiyorsun ya..
Eşini sindirmek istiyorsun ya,
İstediğin gibi davranmasını istiyorsun ya,
Bütün kontrol sende olsun,
Kişisel bir alanı, özgür bir tercihinin bile senin onayından geçmesini istiyorsun ya…
Peki hiç düşünmüyor musun?
Ezik bir eş,
Kendinden vazgeçmiş bir eş,
Kendi benliğinden uzaklaşmış, karar alma, mutlu olma gücünü kaybetmiş bir eş seni mutlu edebilir mi ?

Rahat olmadan, doğal olmadan nasıl seni sevecek,
Nasıl sana dokunacak?
Senin oluşturduğun sistem kontrol ve korku üzerine kurulduğu için, sana karşı nasıl samimi olacak?
Peki sen farkında olmadan ezik / boyun eğici hale getirdiğin eşine nasıl saygı duyacaksın?
Mesela sözüne nasıl güveneceksin?
Zihnin;
“Korkudan mı dürüstlüğünden mi?”,
“Korkudan mı sevgiden mi?” sorularıyla nasıl baş edecek?
Belki onu kontrolü altına aldığında egon şişecek,
Belki kendini güvende hissedeceksin..
Ama ne o duygusunu olduğu gibi yaşayabilecek,
Ne de sana yaşatabilecek…
Ne sen ona güvenebileceksin,
Ne de o sana..
Neden ona “eş” denilir bilir misin?
Hayatına eşlik etsin diye, kölelik değil.
Tıpkı bir çift ayakkabı gibi.
Siz de bir çiftsiniz. Sağ ayakkabı sen, sol ayakkabı o…
Var mı birbirinden üstünlüğü?
Farklısın, üstün değil...
İnsan ancak, “kendi gibi” olduğu yerde mutludur.
İnsan ancak, olduğu gibi kabul gördüğü yerde güvende hisseder.
İnsan ancak korku ile değil, sevgi ile bağlı olduğu kişiye aidiyet hisseder..
Şimdi, kontrolü, kaygıyı, baskıyı bir kenara bırak.
Sadece sevgi ile, güven ve iletişim ile yürütmeyi esas al ilişkide.
Unutma;
O kendi olmadığı sürece mutlu olamaz.
O mutlu olmadığı sürece de, seni mutlu edemez.
Yazar
Aile-Evlilik-İlişki Danışmanı
Eğitici ve Bilgilendirici diğer paylaşımlarımızdan haberdar olmak için facebook sayfamızı beğenmeyi unutmayın…
Benimle olan,benimle yaşar
Benimle olan,benimle yaşar

Misafir odası mı o da ne?
Misafir nasıl olur da benden,çocuğumdan daha önemli olabilir?
Bu sözüm onların daha önemsiz olduğuna değil, benimle eşit olduğu anlamına geliyor.
Misafir için özel yemek tabakların yok. Çünkü tüm tabaklarım özel.
Misafir için özel odam yok. Bizim evin her yeri özel.
Misafir için özel yeteneklerim yok.
Elimizden ve bütçemizden ne geliyorsa onu sunar,hep beraber yeriz.
Misafir geldiğinde çocuğumu susturmam, çocuğunu da susturmasına izin vermem. Biz yetişkinliğimizi,onlar da çocukluğunu yaşayacak.sonuçta insanın en mutlu olduğu yer “kendisi gibi olduğu” yer değil midir?
Misafir geldiğinde,mutfağıma girer,yardım etmek isterse eder. Ev hanımı aşçı değil sonuçta.
İnsan rahat olmalı gittiği yerde.
Hatta ev sahibinin imkanını biliyorsa istediği yemeği bile söyler. Ev sahibi de imkanı yoksa çok rahat,” bu sefer değil onu da müsait olduğumuz zaman yaparız” diyebilecek kadar şeffaf ve samimi olabilmeli.
Misafir,müfettiş değil.
Bize not verecek,
İtibarımızı,
Düzeyimizi,
Ailemizi onaylayacak bir makam değil.
Kendimizi ona onaylatmak için değil, beraber geçireceğimiz zamanı kaliteli geçirmektir esas olan.
Mutfaktan çıkmayan bir kadın,
Sadece kendini anlatan bir baba,
Misafir geldiğinde,sinen bir çocuk, hem kendini hem misafiri mutsuz eder.
Rahat olmalı insan.
Eşyanın bekçisi,
Kıyafetin kölesi,
İmajının sesi olmamalı
Ne evinizdeki eşya,
Ne dışardaki insanın sizinle ilgili düşüncesi,
Ne komşunun başarılı oğlu,
Ne başkasının eşinin nitelikleri.
Hiç bir şey,insanın kendi evindeki huzurundan daha önemli olmamalı,
İnsanın mutluluğundan daha çok yer kaplamamalı.
Kendini mutlu etmek,
Değerli hissetmek için kimseyle restleşmeye de gerek yok.
Sadece kendi yolunda,istediklerinle yürümen yeterli.
Sevgiyle
SERHAT YABANCI
Yazar
Aile -İlişki Danışmanı
Evliilik Kuralları
Evlendikten sonra birincil aileniz, eşiniz ve çocuklarınızdır.
• Evlenen değişir. Evlendiği halde bekârlığını sürdürmeye çalışan, evliliği hazmedememiştir.
• Evlilik, güç birliğidir, güç savaşı değildir.
• Evlilikte iki tarafında kendine ait özel alanı olmalıdır. Bu kafasına göre takılmak değil, birey olmasının koşuludur.
• Evlilikte kadın-erkek eşit değildir. Eştir. Ego yapmaya, her konuda yarışmaya gerek yoktur.
• Bir evliliğin düzelmesi için iki tarafın da çabalaması gerekir. İki kürekli teknede bir kişinin bir küreği çekmesiyle teknenin kendi ekseninde dönmesi gibi.
• Her evlilik, parmak izi gibidir. Başka evliliklere benzemez. Bu nedenle kıyaslamak asla doğru değildir.
• Evlilikte, eşler birbirinin ailelerine saygı göstermezse zamanla birbirlerine de saygı göstermezler.
• Eşini seven, onun mutlu olduğu konulara saygı duyar.
• Eşinizin ailesine mesafe koymak, eşinizin size daha çok ait olmasını, sizi daha çok sevmesini sağlamaz.
• Onaylamayan, takdir etmeyen, var olanın kıymetini bilmeyen eş, zamanla var olanı da arar hale gelir.
• Evliliğin ilk yılları, sistemi oturtma ve diş geçirme sürecidir. Sabırlı olmak gerekir.
• Kayınvalidesiyle yarışan gelin, eşini annesine daha da yaklaştırır.
• Eşinin güçlü ve kararlı olmasını istiyorsan önce sen hükmetmekten vazgeçeceksin.
• Eşini sürekli eleştiren, zamanla aynı tip eleştirilerin gelmesine kapı açar.
• Bir eş istediğini söylerse, zamanla istemediklerini de duymaya başlar.
• Eşini hayalindeki eşe çevirmeye çalışırsan, zamanla seni yok saymaya başlayacaktır.
• Kavgada ayıpları döken, sonrasında toplamak zorunda kalır.
• Çoğu tartışma mevcut olaydan çok eski olayların akla gelmesi ile uzar.
• Hatasını kabul etmeyen eş, bunu sürekli duymak zorunda kalır.
• Kendi ailesini üstün tutarsan zamanla eşin ailene tepki koyar.
• Aldatma, aldatının kusurudur, mağdurun değil. Evliliğin kötü gidiyorsa ya iyileştir ya bitir ama aldatma.
• Kendini mutlu edemeyen, başkasını mutlu edemez sadece fedakârlık yapar.
• Daha iyisine layık olduğunu düşünüyorsan o zaman elindekinden vazgeç ya da kabullen.
• Acaba daha iyisi seni kendine layık görüyor mu?
• Eşine iltifat etmek, seni zayıf göstermez. Sahte davranıyor olmazsın.
• Duygularını göstermemek, bir cesaret değil, korku göstergesidir.
• Alttan aldığın her şeyin bir gün altında kalırsın.
• Zıt seçimler yapman, kader değil, çocuklunla alakalıdır.
• İletişimin esas dili sözeldir. Trip veya kapris, ergenlik ve kibir göstergesidir.
• Eşini kontrol etmen veya kısıtlaman onu daha çok sadık yapmaz.
• Mutlu Evlilik, ihtiyaçların muntazam giderilmesi değil, keyifli ve mutlu bir ev havası demektir.
• Tribüne oynayan eş, hep sorun çıkarır.
• Dışarda hata yapmamaya çalışan, evde hataya karşı öfkeli olur.
• Bir değişikliği hazmet ve otomatikleştirmek için önce mantıklı bulman ve inanman gerek.
• Dominantlık, zayıflığı kılıflamaktır.
• Güçlü insan, kendisi gibidir.
• Dışarda eşiyle gurur duyup, evde eşini aşağılayana tribün eşi denir.
• Bir kadının benzini, ilgi ve sevgidir.
• Bir erkeğin benzini, adam yerine konulmaktır.
• Erkek, öfkeli kadına ilgi göstermek istemez.
• Cinsellik ve duygusallık yarışmaz. İkisi de lazımdır ve karşılıklı görevlerdir.
SERHAT YABANCI
Aile-Evlilik- Yetişkin Terapisti
serhatyabanci@hotmail.com
Sınır Çizmek
www.twitter.com/serhatyabanci
www.facebook.com/serhatyabanci
www.instagram.com/serhatyabanci
Bütün Aşklar Tatlı Başlar
Satın almak için görsele tıklayınız…
Bütün Aşklar Tatlı Başlar
Serhat Yabancı, uzun yıllardır çiftlerle çalışan bir ilişki ve evlilik danışmanı. Yaptığı çalışmalarda ayrılık veya boşanmaların farklı sorunlardan kaynaklanmış gibi gözükse de, aralarında benzerlikler olduğunu gördü ve aşk ilişkileri ile evlilik süreci konusunda bir farkındalık yaratmak için bu kitabı yazdı. Bütün aşklar tatlı başlıyor ama sonuç çoğu zaman acı, hatta acıklı olabiliyordu! Kadın ve erkekler, sancılı bir ilişki sürecinde veya yalnızlıktan pes edip geldikleri Serhat Yabancı’ya hep “neden” diye soruyor ve aldıkları cevaplara çok şaşırıyorlardı. Çünkü sorunun kaynağı için baktıkları yer, yanlış alınmış bir uçak bileti gibi, onları yanlış rotaya sürüklemişti!
• Bana acı verenleri neden çekici buluyorum?
• Neden hep aynı tiplerden hoşlanıyorum?
• Onu seçmem bilinçli bir karar mı, kader mi?
• Mükemmel insanı beklemekten nasıl vazgeçerim?
• Neden hayatımda biri yok?
Bütün Aşklar Tatlı Başlar pek çok duygusal problemin çözümlerini örnek hikâyelerle destekleyerek veriyor.
MUTLU SONLA BİTECEK AŞKI BULMA VE KORUMA YOLLARI BU KİTAPTA!
Serhat Yabancı, uzun yıllardır çiftlerle çalışan bir ilişki ve evlilik danışmanıdır. Halen düzenli olarak Milliyet.com.tr/PembeNar sitesinde yazılar yazıp, radyo ve televizyon programlarına konuk olarak katılmaktadır. Günümüzde, uzun soluklu romantik ilişkiler veya evlilik başlığı altında, reality şovlardan, aşk romanlarına dek öğüt veren pek çok yayın olmasına rağmen, sevgi ve denge içeren bir ilişki kurmakta çoğu insan zorlanmakta, ülkemizde boşanma oranları her yıl artış göstermektedir. Yabancı’nın son kitabı Bütün Aşklar Tatlı Başlar’ın çıkış noktasını da bu oluşturuyor: Doğru insanı bulmak bu kadar zor mu?
BÜTÜN AŞKLAR TATLI BAŞLIYOR AMA SONUÇ ÇOĞU ZAMAN ACI, HATTA ACIKLI OLABİLİYOR!
Yabancı, çiftlerle yaptığı çalışmalarda ayrılık veya boşanmaların farklı sorunlardan kaynaklanmış gibi gözükse de, aralarında benzerlikler olduğunu gördü ve aşk ilişkileri ile evlilik süreci konusunda bir farkındalık yaratmak istedi. Kadın ve erkekler, sancılı bir ilişki sürecinde veya yalnızlıktan pes edip geldikleri Serhat Yabancı’ya hep “neden” diye soruyor ve aldıkları cevaplara çok şaşırıyorlardı. Çünkü sorunun kaynağı için baktıkları yer, yanlış alınmış bir uçak bileti gibi, onları yanlış rotaya sürüklemişti!
– Bana acı verenleri neden çekici buluyorum?
– Neden hep aynı tiplerden hoşlanıyorum?
– Onu seçmem bilinçli bir seçim mi, kader mi?
– Mükemmel insanı beklemekten nasıl vazgeçerim?
– Neden hayatımda biri yok?
Serhat Yabancı, kök ailesine sınır çizemeyen Kemal ve Duygunun iliskisini, yasıtlarının çoğu evlenmesine rağmen hâlâ karar veremeyen Betül’ü, daha iyisini düsünüp, düsünüp bir türlü karar veremeyen Ahmet’i, bağımlı iliskileri, sınır koyamamanın etkilerini, analizleriyle yazarken
okurun hem kendine hem de ilis¸kisine farklı bakmasını hedefledi. Mutlu bir ilişkinin formülünü soran okuruna da şöyle sesleniyor:
“Sevgili okurum, bu kitabı okurken yer yer şaşıracak, bazen öfkelenip bazen de üzüleceksin. Zaten fark etmek bu değil midir? Geçmiş¸teki seni ve diğer insanlarla olan ilişkilerini hatırlayacaksın. Elinde bir roman, hikaye veya kişisel gelişim kitabından farklı bir kitap var. Belki altını, belki de üstünü çizeceksin. Tıpkı hayatına alıp; aşırı önemseyip altını çizdiğin insanların, sonrasında üstünü çizdiğin gibi… Kalemin ve not defterin hazırsa, ben de hazırım. Bu kitapta; seni yöneten temel şeyin çocukluğundan gelen düşünceler olduğunu, bu düşüncelerin otomatik olarak seni aynı tepkilere yönlendirdiğini, aynı nedenlerin de genellikle aynı sonuçları yarattığını göreceksin. Ailelerin düşünce ve davranış¸ yapısının; çocuğun hem ilişkilerini hem de tercihlerini sadece evlilik öncesi değil, evlilik devam ederken de nasıl etkilediğini ve bu bağı nasıl kesmemiz veya onarmamız gerektiğine beraber çalışacağız.”
KİTAPTAN ALINTILAR:
“Sürekli sizden beslenen, sorumluluklarını size yükleyen, ilişkide kendi alanını geniş tutarken sizin alanızı daraltan, adaletsiz bir ilişkiye neden olan tüm davranışlar; bencil ve kendine dönük davranışlardır. Fedakârlık, mükemmeliyetçilik, bağımlı, onay arayıcı ve boyun eğici gibi şemalardan birine veya birkaçına sahipsek, bencil birine takılmamız yüksek ihtimaldir. Bu şemalarımız; benmerkezci, her durumda kendini haklı gören birini çekici kılacak, onun umursamaz, ulaşılmaz veya memnun olmayan, sorumsuz hali bizi çekecek ve şemamızı besleyecektir.
Bazen bencil birinin hayatımızda var olması sadece şemamızdan kaynaklı olmayabilir. Kendini kabul ettirene, kalbimizi çalana veya bizi kendi kontrolüne alana kadar uyumlu görünüp, sonrasında bencil yönünü ortaya çıkanlar da olabilir. İşte bu noktada; gerek biz çekmiş olalım gerekse o bizi kendine çekmiş olsun bunu fark ettiğimizde, baş etme aşamasına geçmeliyiz.”
SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN..
İMZALI ALMAK VE YURT DIŞINDAN SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN..

































